Offered price türkçesi Offered price nedir

  • Teklif edilen fiyat.
  • Yatırımcının veya borsa oyuncusunun elinde bulunan taşınır değeri ya da malı satmayı düşündüğü en düşük fiyat.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • İstenen fiyat.
  • Arz edilen fiyat.
  • Teklif fiyatı.

Offered price ingilizcede ne demek, Offered price nerede nasıl kullanılır?

Price : Paha biçmek. Paha. Değer. Fiyatlandırmak. Ücretlendirmek. Bir mal ya da işin para ile olan değişim değeri. paranın mal birimini kapsayan eder. Ücret. Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik. Kıymet. Rüşvet.

Offered guarantees : Anlaşmayı kolaylaştırmak için senetler sundu. Güvence sundu. Garanti sağladı.

Offered his condolences : -in vefatı nedeniyle yaslı kişilere üzüntüsünü ifade etti. Taziyelerini sundu.

Offered his hand in peace : Düşmanlarıyla barışmak için ilk adımı attı.

Offered share capital : Bir şirketin paylaştırmayı talep ettiği sermayenin toplam itibari değeri.

Offered to help : Yardım etmeyi teklif etti. Yardımcı olma isteğini ifade etti.

İngilizce Offered price Türkçe anlamı, Offered price eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Offered price ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Offer price : Arz fiyatı. Satış fiyatı.

Bid price : Alıcının verdiği fiyat. İhale (teklif) fiyatı. Teklif bedeli. Önerilen alış fiyatı. Alış bedeli. İhale fiyatı. Mevcut fiyat. Mevcut maliyet.

 

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Quoted price : Kote edilen fiyat.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Offered price synonyms : asked price, a type mutual funds, a pass through certificate, a change in demand, abnormal budget expenditures, abnormal budget, abnormal budget receipts, asking price, asked, a change in supply, ability to pay approach, a shift in individual demand.