Oil türkçesi Oil nedir

  • Uzun zincirli organik asitlerin gliserinle oluşturdukları sıvı ya da katı ester. sürtünmeyi azaltma görevi yapan çeşitli özdeklere verilen ad.
  • Yağ.
  • Zeytinyağı.
  • Yağlamak.
  • Yağlıboya.
  • Pohpohlamak.
  • Sıvıyağ.
  • Petrol.
  • Gaz.
  • Kimya, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Bağıl devinimli parçalar arasına konarak kaymayı kolaylaştıran, sürtünme ve aşınmayı azaltan kaygan sıvı.
  • Sıvı yağ.
  • Yağ çekmek.
  • Küspe.
  • Yağcılık yapmak.
  • Yağ sürmek.

Oil ile ilgili cümleler

English: Ali looked under the car to see if there was any oil on the pavement under the car.
Turkish: Ali arabanın altındaki kaldırımda yağ olup olmadığını görmek için arabanın altına baktı.

English: 4. Heat the sesame oil in the wok and melt the butter.
Turkish: 4. Susam yağını wokta ısıtın ve tereyağını eritin.

English: A new oil tanker was launched.
Turkish: Yeni bir yakıt tankeri denize indirildi.

English: Ali told me he checked the oil level.
Turkish: Ali bana yağ seviyesini kontrol ettiğini söyledi.

English: Ali checked the oil level.
Turkish: Ali yağ seviyesini kontrol etti.

Oil ingilizcede ne demek, Oil nerede nasıl kullanılır?

Oil analysis : Yağ analizleri. Yağ analizi.

Oil axis : Yağ akış yönü. Yağın aktığı yön.

Oil baron : Petrol kralı.

 

Oil based : Yağ temelli.

Oil based paint : Yağlı boya. Baz yağı ile boyamak. Renk maddesi ve yağdan yapılan boya.

Oil can : Yağ kabı. Yağ bidonu. Yağ kutusu. Makineleri yağlamada kullanılan yağ aktarma kabı. Kabı. Yağdanlık. Yağ koymak için kullanılan teneke kutu.

Oil change : Yağ değişimi. Yağ değiştirme.

Oil cake : Köftün. Yağ tortusu. Pamuk tohumu posası. Küftün. Küspe. Tohum ve çekirdek gibi maddelerde yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan artıkları. Töftün.

Oil bearing : Yağ veren. Yağlı. Yağ içeren.

Oil catcher : Yağ kolektörü. Yağ kapağı. Yağ siperi. Yağ klapesi.

İngilizce Oil Türkçe anlamı, Oil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spike oil : Hint sümbülü yağı.

Anoints : Meshetmek. Yağ sürmek (başına kutsamak için). Kutsal yağ sürmek (vaftiz vb.). Kutsal yağ sürmek.

Lubricate : Yağdanlık. Yağlayarak kolay işler hale getirmek. Yağlama yapmak. Kaygan yapmak. Yağlama. Kayganlaştırmak.

Lipid : Lipit. Yağ ve yağ benzeri maddeler. Polar olmayan organik çözücülerde çözünen. Başlıca karbon ve hidrojen atomlarından oluşan, suda çözünmeyen ancak eter, kloroform ve aseton gibi organik çözücülerde çözünebilen organik maddeler. Alkol, eter, kloroform, benzen gibi organik çözücülerde çözünen, suda çözünmeyen yağ veya yağa benzer maddelerle karakterize olan heterojen bir grup. Suda çözünmez birkaç yağ veya yağa benzer bileşikten herhangi biri (biyokimya).

Baste : Dayak atmak. Dövmek. Kurumaması için etin üzerine su dökmek. Haşlamak. Sıvı dökmek veya sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne). Paylamak. Sopa atmak. Azarlamak.

 

Camphor oil : Sentetik olarak üretilen veya kafur ağacından elde edilen güçlü kokulu madde. Kafur yağı.

Colza oil : Kolza yağı.

Blarneys : Piyaz. Övme. Yağ çekme. Yaltaklanmak. Dil dökme. Yağcılık. Dalkavukluk. Yaltaklanma.

Cake : Çörek. Kalıplaşmış. Kaplamak. Kabuklaşmış kir. Kek. Kalıp. Kalıplaşmak. Tane veya tohumların, etin veya balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla elde edilen ve hayvan beslemede protein kaynağı olarak kullanılan yan ürün. Parça.

Soap down : Sabunlamak. Ayartmak. Yaltaklanmak.

Oil synonyms : fatty oil, cohune nut oil, cohune fat, mustard oil, cohune oil, lemongrass oil, calamus oil, babacu oil, expressed almond oil, pennyroyal oil, sassafras oil, hedeoma oil, sweet almond oil, hyssop oil, chinese wood oil, stand oil, babassu oil, heating oil, spike lavender oil, hydnocarpus oil, tall oil, oilbearing, oil color, exhalation, vegetable oil, rape oil, motor oil, gaseous, fuel gas, fating, vinaigrette, residue, lay it on thickly.

Oil zıt anlamlı kelimeler, Oil kelime anlamı

Uncover : Açmak. Meydana çıkarmak. Deşifre etmek. Ortaya çıkarmak. Şapka çıkarmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Örtüsünü açmak. Kapağını açmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Açmak (örtü, kapak vb).

Curse : Kargış etmek. Beddua. İlenmek. İlenç. Lanetleme. Küfür etmek. Telin etmek. Lanet okumak. Küfür. İntizar etmek.

Oil ingilizce tanımı, definition of Oil

Oil kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, oil of vitriol. To anoint with oil. To lubricate with oil. Any one of a great variety of unctuous combustible substances, not miscible with water. To smear or rub over with oil. As, olive oil, whale oil, rock oil, etc. They are of animal, vegetable, or mineral origin and of varied composition, and they are variously used for food, for solvents, for anointing, lubrication, illumination, etc. By extension, any substance of an oily consistency.