Oldest türkçesi Oldest nedir

Oldest ile ilgili cümleler

English: Ali is one of my oldest friends.
Turkish: Ali benim en eski arkadaşlarımdan biri.

English: Ali is probably the oldest person in the office.
Turkish: Ali muhtemelen ofisteki en yaşlı kişi.

English: Ali is our oldest son.
Turkish: Ali bizim en büyük oğlumuz.

English: Ali is my oldest brother.
Turkish: Ali benim en büyük abim.

English: Ali fell for the oldest trick in the book.
Turkish: Ali çok eski ve sık kullanılan bir hileye kandı.

Oldest ingilizcede ne demek, Oldest nerede nasıl kullanılır?

Boldest : Küstah. Gözüpek. Cüretli. Utanmaz. Dik. Cesur. Atılgan. (harf) siyah. Cesaretli. Cesaret isteyen.

Coldest : Soğuk. Duygusuz. Kesin olarak. Sakin. Üşümüş. Sıkıcı. Kaçınılmaz. En soğuk. Yapmacık. Soğukkanlı.

Olde : Modası geçmiş. Eski.

Olden : Geçmiş. Eski. Eski zamana ait. Uzun süre önceki.

Older : Eski. Büyük. Daha yaşlı. Daha eskiler. Daha eski.

Older brother : Daha büyük erkek kardeş. Abi.

Begin to seem older : Yaşlı gözükmeye başlamak.

Older than : Daha yaşlı. -den daha yaşlı. Daha eksi.

Account holder : Hesap sahibi.

Add shared folder : Paylaştırılan klasör ekle.

İngilizce Oldest Türkçe anlamı, Oldest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oldest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Capital : Kazanç. Başkent. Mühim. Bir devletin yönetim merkezi olan kent. Üretim olaylarına dayanak olan para. Önde gelen. Sermaye ile ilgili. Kimi ayrılıklar dışında, bir devletin, hükümet ve parlamentosunun yerleştiği, devlet başkanının oturduğu, siyasal ve yönetsel özeği olan kent. Sermaye. Çıkar.

Biggest : Kocaman. İri kıyım. Önemli. Çok. Yüce. İri. Kapı gibi (argo terim). En büyük. İri yarı.

Amplest : Bol bol yetecek kadar. Kafi. Bol. Geniş. Etraflı. İri. Çok. Heybetli. Yeterli.

Capacious : İçi çok şey alan. Geniş. Büyüklük. Ferah.

Almighty : Çok büyük. Son derece. Her şeye gücü yeten. Ulu. Müthiş. Her şeye kadir. Herşeye kadir. Tek güç. Sınırsız gücü olan.

Ambitious : Tutkun. Bir şeyi başarma tutkusuyla yanıp tutuşan. Büyük bir amacın ürünü olan. İhtiraslı. Başarma isteği olan. Azimli. İstekli. Haris. Arzulu.

Eldest : (yaşça) en büyük. Yaşça en büyük. En büyük (yaşça).

Big : İri. Kocaman. Ünlü. Popüler. Önemli.

Primeval : Tarihöncesi çağlara ait. Dünyanın en eski çağlarına özgü. Kadim. İlk çağa ait. İlkel.

Ample : Geniş. Kafi. Etraflı. İri. Bol bol yetecek kadar. Bol. Heybetli. Çok. Gerektiğinden çok.

Oldest synonyms : sr., bulkiest, old, bulky, earliest, bulkier, burning, bigger, colossal, aged, primordial, elder, ampler, elderly, burnings, senior.

Oldest zıt anlamlı kelimeler, Oldest kelime anlamı

Young : Yeni. Döl. Yavru. Taze. Küçük. Gençlik. Hayvan yavrusu. Gençler. (hayvan) yavru. Genç.

Junior : Çocuk. Yaşça küçük kimse. Daha genç. Mevki veya kıdemce küçük olan kimse. Ast. Babasıyla aynı adı taşıyan kimsenin adına eklenir. Yaşça küçük. Küçük kimse. Genç. Oğul.