Eldest türkçesi Eldest nedir

  • En yaşlı.
  • (yaşça) en büyük.
  • En büyük (yaşça).
  • Yaşça en büyük.
  • Büyük.

Eldest ile ilgili cümleler

English: I really love your eldest sister.
Turkish: Ablanı gerçekten severim.

English: The eldest son succeeded to all the property.
Turkish: En büyük oğlan bütün mülkiyetin varisi oldu.

English: Suddenly the eldest daughter spoke up, saying, "I want candy."
Turkish: En büyük kız "şeker istiyorum" diyerek birdenbire konuştu.

English: I'm still grieving from the death of my eldest son.
Turkish:

English: Fatima is the eldest student in our class.
Turkish: Fatma sınıfımızdaki en büyük öğrencidir.

Eldest ingilizcede ne demek, Eldest nerede nasıl kullanılır?

Eldest hand : Eski kurt. Üstat. Usta. Tecrübeli kimse.

The eldest son : İlk doğan erkek evlat. En büyük oğul.

Zeldes euler equation : Zeldes euler denklemi.

Elder : Mürver ağacı. Yaşlı kimse. Kıdemli. Ata. İtibarlı kişi. Kıdemli kimse. Yaşça büyük kimse. (yaşça) büyük. Mürver. Yaşlı.

Elder berry : Mürver.

Elder sister : Bacı. Büyük bacı. Abla.

Eldership : Kıdemlilik. Yaşça daha büyük olma. Daha ileride olma. Kıdemli olma. Daha yaşlı olma. Eski olma.

Elders : İhtiyar heyeti. Büyükler. Yaşlılar.

Elder brother : Büyük kardeş. Ağabey.

Elderliness : Daha yaşlı olma durumu. Yaşlılık. Çok yaşlı olma. Yaşlı olma durumu.

 

İngilizce Eldest Türkçe anlamı, Eldest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eldest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Biggest : Kapı gibi (argo terim). Kocaman. Yüce. Çok. İri yarı. En büyük. Önemli. İri kıyım. İri.

Oldest : En eski.

Bigger : Kocaman. İri kıyım. Yüce. Daha büyük. İri. Önemli. İri yarı. Kapı gibi (argo terim). Çok.

Ample : Etraflı. Çok. Bol. Heybetli. İri. Yeterli. Bol bol yetecek kadar. Gerektiğinden çok. Geniş.

Capital : Mühim. Kusursuz. Büyük harf. Çıkar. Kazanç. Ana. Önde gelen. Bir devletin yönelti ve yönetim özeği bir ülkedeki en büyük ve en önemli kent. anakentlerin en büyüğü. Klasik ekonomiye göre, zenginliklerin yaratılmasında, ekonomik işlerin görülmesinde kullanılan ve bir üretim birimi ya da işletme için zorunlu olan özdeksel nesneler. 2-marksçı ekonomiye göre, ücretli işçi çalıştırmanın ve böylece artık değeri almanın aracı.

Burning : Şiddetli. Yanan. Ateşli. Önemli. Çözüm bekleyen. Yakıcı. Kızgın. Acil. Zehirlenmelerde zehrin saptanması için yapılacak analize uygun alınan örneklerin, ısıya dayanıklı pota gibi malzemeler içerisinde kül fırınında yakılması olayı. Yanma.

First : Başta. Birincilik. En büyük. Önce. İlk. Mükemmel. Başta gelen. İlk olarak. İlk kez. Öncelikle.

Ampler : İri. Çok. Etraflı. Heybetli. Kafi. Yeterli. Geniş. Bol. Bol bol yetecek kadar.

Big : Önemli. İri. Ünlü. Kocaman. Popüler.

Ambitious : İhtiraslı. Haris. Azimli. Bir şeyi başarma tutkusuyla yanıp tutuşan. Tutkun. Arzulu. Hırslı. Tutkulu. Büyük bir amacın ürünü olan. Çok istekli.

 

Eldest synonyms : burnings, offspring, bulky, firstborn, progeny, issue, almighty, colossal, capacious, bulkiest, bulkier, amplest.

Eldest zıt anlamlı kelimeler, Eldest kelime anlamı

Last : Son şey. Yetmek. Çekmek. Sürmek (süre vb). Sonuncu. Ayakkabı kalıbı. En son. Devam etmek. Kundura kalıbı. Tutunmak.

Eldest ingilizce tanımı, definition of Eldest

Eldest kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Longest in duration. Oldest.