Oligocene türkçesi Oligocene nedir
- Oligosen dönemine ait (kılıç dişli kedilerin ortaya çıkışı ile karakterize jeolojik periyot).
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Oligosen.
- Tersiyerde 38 milyon yıldan 25 milyon yıl öncesine kadar devam eden ve eosen ile miyosen arasında bulunan jeolojik devir.
Oligocene ingilizcede ne demek, Oligocene nerede nasıl kullanılır?
Oligocardia : Bradikardi. Oligokardi.
Oligoclase : Beyaz kristallerde ve bazen kırmızı gri veya yeşil tonlarda değişen feldispat mineral. (mineraloji) oligoklaz. Oligoklaz.
Oligocythemia : Alyuvar azlığı. Kansızlık. Oligositemi. Kanda alyuvar sayısının ileri derecede azalışı, alyuvar azlığı. kanın hücresel elemanlarının eksikliği. Kandaki kan yuvarlarının azalması ile tanımlanan anemi türü (patoloji).
Oligocythemic : Oligositemi ile ilgili.
Oligo : Azıl. Oligo. Azıcık (yunanca). Az. Birkaç, 3-12 alt birim içeren.
Oligodendroglial tumor : Oligodendrogliyal tümör. Oligodendrogliyom.
Oligofructose : İnce bağırsaklardan emilmeyen, yararlı bifidobakterilerinin çoğalmasını teşvik eden, çok sayıda fruktoz molekülünden oluşan zincir. Oligofruktoz.
Oligodentrocyte : Aksonların çevresinde, çift tabakalı spiral biçimli, miyelin üreten, yuvarlak ve küçük çekirdekli, nöroektodermal kaynaklı, beyin destek hücresi. Oligodendrosit.
Oligoelements : Oligoelementler. Canlılardaki biyokimyasal olaylarda katalizör rolü oynayan elementler. Oligoelement.
Oligodontia : Oligodonti. Az dişlilik. Normalden daha az diş bulunması durumu.
İngilizce Oligocene Türkçe anlamı, Oligocene eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Oligocene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.
A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.
A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Aardwolf : Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
Oligocene synonyms : oligocene epoch, acacia, abductor muscle, tertiary period, aardvarks, abambulacral area, aardvark, tertiary, abiotic environment.
Oligocene ingilizce tanımı, definition of Oligocene
Oligocene kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of, pertaining to, or designating, certain strata which occupy an intermediate position between the Eocene and Miocene periods.

Bu kısımda Oligocene kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Oligocene ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Oligocene anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Oligocene ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.