On his face türkçesi On his face nedir

  • Yüz ifadesiyle duygularını canlandırarak.

On his face ile ilgili cümleler

English: A look of contentment appeared on his face.
Turkish: Onun yüzünde bir memnuniyet görüntüsü belirdi.

English: On TV someone with a serious look on his face is talking about the problems of our country's future.
Turkish: Televizyonda, yüzünde ciddi bir görünümü olan birisi ülkemizin geleceği ile ilgili sorunlar hakkında konuşuyor.

English: He had a silly smile on his face the whole evening.
Turkish: Bütün akşam yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.

English: A rash appeared on his face.
Turkish: Onun yüzünde bir isilik ortaya çıktı.

English: Ali fell flat on his face.
Turkish: Ali yüzüstü yere kapaklandı.

On his face ingilizcede ne demek, On his face nerede nasıl kullanılır?

On : Devrede. Üstünde. Olmakta olan. Giyilmiş. E doğru. Hazır. Civarında. Esnasında. İle.

His : Onunkisi. (erkek) onun. Onunki. Onun. Eril onunki.

Face : Çehre. Karşı karşıya olmak. Dönmek. İtibar. Dış görünüş. Katlanmak. Yüzleşmek. Yüz ifadesi. Uzbilimsel olarak iki boyutla gösterilen, bir özdeğin bir evresini öteki evrelerinden ya da başka özdekerden ayıran sınır yüzü. Karşı olmak.

Flat on his face : Yüzü koyun yerde uzanan. Yüzü koyun yerde.

 

The look on his face : Yüzündeki ifade. Yüzündeki bakış.

On his own hook : Kendi başına.

On his head : Onun sorumluluğunda. Onun gözetimi altında.

On his deathbed : Ölüm yatağındayken. Ölüm döşeğinde. Ölmeden hemen önce.

Carried on his back : Ağırlığı arkasında taşıma. Sırtına yükleme. Taşıma. Yükü sırtına alma.

On his own : Tek başına. Kendi başına. Soyutlanmış. Kendinden sorumlu. Kendi kendine kalmış. Kendi başında. Yalnız.