On his own türkçesi On his own nedir

On his own ile ilgili cümleler

English: Ali decided on his own to help Mary.
Turkish: Ali Mary'ye yardım etmek için kendi başına karar verdi.

English: Ali decided on his own to turn himself in.
Turkish: Ali kendini ihbar etmek için tek başına karar verdi.

English: Ali has grown up and can stand on his own feet now.
Turkish: Ali büyüdü ve artık kendi ayakları üzerinde durabilir.

English: Ali is on his own now.
Turkish: Ali şu anda kendi başına.

English: Ali decided on his own to come see me.
Turkish: Ali beni görmeye gelmek için tek başına karar verdi.

On his own ingilizcede ne demek, On his own nerede nasıl kullanılır?

On : Civarında. E doğru. Devrede. De. Üzerinde. Yönünde. Açık. Esnasında. Üstünde. Çakırkeyif.

His : Eril onunki. Onun. Onunkisi. Onunki. (erkek) onun.

Own : Doğrulamak. Sahip olmak. Kendi. Öz. Kabul etmek. Kabullenmek. Malı olmak. İtiraf etmek. Kendisinin. Tanımak.

On his own hook : Kendi başına.

On his own responsibility : Onun sorumluğunda. -den o sorumlu. - sorumluluğunu o üstlendi.

Carries on his shoulders : Omuzlarında taşıyan. Ağırlığı omuzlarında taşıyan.

Choked on his food : Yemek boğazına kaçtığı için nefes alamadı.

 

On his deathbed : Ölüm döşeğinde. Ölmeden hemen önce. Ölüm yatağındayken.

Carried on his back : Yükü sırtına alma. Taşıma. Ağırlığı arkasında taşıma. Sırtına yükleme.

On his knees : Dizleri üstünde. Diz çökerek. Mütevazi bir şekilde. Boyun eğen bir şekilde.

İngilizce On his own Türkçe anlamı, On his own eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On his own ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Single handed : Yardımcısız olarak. Yalnız başına. Yardımcısız.

Exclusively : Yalnızca. Münhasıran. Özellikle. Sırf. Sadece.

Sequestered : Münzevi. Dünyadan elini eteğini çekmiş. Hacizli. Dünyadan elini ayağını çekmiş.

Disjunct : İzole edilmiş. Tümce belirteci. Ayrı. Bölen. Ayrık. Bitişik veya komşu elementten ayrılarak gösterilmiş. Ayrılmış.

Lone : Bekar. Issız. Tenha. Kimsesiz. Tek.

In loneliness : Kendi kendine. İzole.

Singly : Birer birer. Tek tek. Yalnız başına. Bir bir. Tek olarak. Teker teker. Yardımcısız.

As such : (anılan özelliğine) bağlı olarak. Şöyle. Böyle. Olduğu gibi. Böylesi gibi. Haddi zatında. (kendi) doğasına bağlı olarak. Bu itibarla. Aslında. Bunun gibi.

Solitary : Yalnız yaşayan. Kasvetli. Issız. Tek başına yaşayan kimse. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tek. Bir. Tek, bir tek, başkalarından ayrı, tek başına, solitaryus. Arkadaşsız.

By herself : Kendikendine. Yardımsız. Kendi kendine.

On his own synonyms : alone, per se, secludedly, by oneself, just, high and dry, bigoted, loneliest, abstracted, on his own hook, desolate, isolated, separately, by ourselves, singlehandedly, single handedly, by yourself, by himself, forlorn, lonelier.