On the run türkçesi On the run nedir

  • Acelede.
  • Ayaküstü.
  • Koşarken.
  • Kaçmakta.
  • Telaş içinde.
  • Kaçak.
  • Acele etmekte.
  • Firarda.
  • Firari.
  • Çekilme halinde.
  • Geri çekilmekte.

On the run ile ilgili cümleler

English: The airplane landed safely on the runway.
Turkish: Uçak piste güvenli şekilde indi.

English: The escaped prisoners are still on the run.
Turkish: Kaçak mahkumlar hala kaçak.

English: Ali was on the run.
Turkish: Ali kaçaktı.

On the run ingilizcede ne demek, On the run nerede nasıl kullanılır?

On : Yanmak. De. Makbul. Çakırkeyif. Olmakta olan. Yönünde. Hazır. İle. Açık. E doğru.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Run : Aday olmak. Akmak. Çalıştırmak. Yönetmek. Geçip gitmek. Yarışmak. Yürürlükte olmak. Götürmek. Gidip gelmek (arasında). Kaçakçılığı yapmak.

Be on the run : Firarda olmak. Kaçak olmak. Kanundan kaçmak.

On the air : Radyoda. Yayında. Radyo tv yayında. Ünalgıda yayınlanmakta.

On the average : Ortalama olarak. Normal oranda. Orta miktarda.

On the cards : Oldu olacak. Olası. Olanaklı. Hesapta var. Ha oldu ha olacak. Olması mümkün. Eli kulağında. Hesapta olan. Muhtemel. Olabilir.

 

On the cheap side : Oldukça ucuz.

On the bias : Verev. Verevine. Diyagonal.

On the chance that : Ümidiyle.

İngilizce On the run Türkçe anlamı, On the run eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak On the run ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bootleg : Patlatma amaçlı delinmiş bir deliğin patlama sonrası patlamayan dip kısmı. Kaçak içki. Yasadışı içki yapmak. Kaçakçılık yapmak. İçki kaçakçılığı yapmak. Teksas eyaletinde şehir. Soket. Korsan satış yapmak.

On the loose : Başıboş. Kaçmış mahkum. Hapisten kaçmış. Dışarda eğlenen. Serbest. Sırra kadem basmış. Kayıplara karışmış.

Embezzled : Zimmetine geçirmek. Kendine maletmek. Mal edilmiş. Zimmete geçirilmiş.

In a hurry : Acele acele. Aceleyle. Hemen. İvedilikle. Çabuk çabuk. Acele ile. Telaşla. Acele. Alelacele.

On the lam : Kaçar durumda. Polisten veya kanundan kaçan.

Forsakers : Ayrılan kimse. Terkeden kimse.

Blow out : Üflemek. Püflemek. Alev sönmesi. Püskürmek. Atmak (sigorta). Üfleyerek söndürmek. Üfleyip söndürmek. Dinmek (fırtına). Söndürmek.

On foot : Ayağa kalkmış. Yürüyerek. Yolunda. Tabanvay. Tabanvayla. Yaya olarak. İyileşmiş. Yaya. Yayan.

Lamster : Kaçan kimse. Kaçak kimse. Firari olan kimse. Kanun kaçağı olan kimse.

Frantically : Deli gibi. Çılgınca. Çılgın bir biçimde. İsterik bir şekilde. Çılgına dönmüş biçimde.

On the run synonyms : fugitives, in a mad rush, absconders, jailbreaker, absconded, deserter, banned, escapees, forsaker, frequented, deserters, without sitting down, contraband, absent without leave, escapee, at large, bootlegs, fugitive, in haste, absconder.