Kaçak nedir, Kaçak ne demek

  • Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı.
  • Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan.
  • Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
  • Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde.
  • Av sırasında vurulamayan kuş.
  • Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan.
  • Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice.

"Kaçak" ile ilgili cümleler

  • "Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı." - A. Gündüz
  • "Kaçak kat."
  • "Öyle olduğu hâlde kaçak sigaramla hâli unutmaya çalışıyordum." - S. F. Abasıyanık
  • "Şu âlâ kaçaktan birer sigara sarar mısınız?" - S. M. Alus
  • "Malum a, kaçak diye avcının tüfeğinden kurtulmuş kuşlara denir." - S. M. Alus
  • "Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Ağaç sürgünü.

Binek atlarının hızlı koşma yeteneği : Bu atın kaçağı daha iyidir.

Sığır, koyun, keçi ve benzeri hayvanlarda diz ile kasık arasındaki kısım.

Tavşanın yürürken bıraktığı iz.

Burçak ve benzeri tahılların ekilmesine elverişli yerler.

Eliaçık, cömert.

Kimya'daki anlamı:

Yalıtım yetersizliği gibi nedenlerle bir sistemden genellikle elektriksel enerjinin istenmeyen yönde yitirilmesi.

 

Bilimsel terim anlamı:

Yalıtım yetersizliği gibi nedenlerle, bir dizgenden genellikle elektriksel erkenin istenmeyen yönde yitirilmesi.

İngilizce'de Kaçak ne demek? Kaçak ingilizcesi nedir?:

stray, leakage

Osmanlıca Kaçak ne demek? Kaçak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kaçak

Kaçak anlamı, tanımı:

Kaçak güreşmek : Politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek. asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek.

Asker kaçağı : Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağından ayrılan veya oraya gitmekten kaçan kimse.

Elektrik kaçağı : Bir telden kaçan akım.

Mektep kaçağı : Okul kaçağı.

Okul kaçağı : Derslere girmeyip okul dışında vakit geçiren öğrenci, mektep kaçağı.

Pranga kaçağı : Azılı haydut.

Vergi kaçağı : Bildirimde bulunmama veya eksik bildirim sonucu ortaya çıkan vergi geliri kaybı.

Kaçakçı : Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse.

Kaçaklık : Kaçak olma durumu.

Vergi kaçakçılığı : Vergi kaçırma işi.

Vergi kaçakçısı : Vergi kaçıran kimse.

Kapalı : Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Bulutlu, karanlık (hava). Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Açık olmayan (giyecek). Başı örtülü (kadın). Geçilmez durumda olan. Gizli, saklı. Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı.

Kaptan : Yolcu otobüsü sürücüsü. Kaptan pilot. Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli. Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse, efe. Takım oyunlarında takımı temsil eden kimse.

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

 

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Madde : Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Para, mal vb. ile ilgili şey. Molekül. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Uzak : Eli, gücü veya hükmü yetişmez. İhtimali az olan. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Arada çok zaman bulunan. Yakın olmayan yer. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı.

Yapılma : Yapılmış. Yapılmak işi.

Av : Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Bu yollarla yakalanan hayvan. Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr.

Kuş : Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.

Gizlice : Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak, zuladan.

Kaçak amino asit : Korunmuş amino asit.

Kaçak denemesi : Döşemde bir kaçak olup olmadığının araştırılması.

Kaçak eşlem : Bir filmin benzeri olarak habersizce gerçekleştirilmiş film. Bir filmden, habersizce çıkarılmış eşlem.

Kaçak güreşme : Karşılaşmalarda, güçlü güreşçi karşısında yapılan çekingen davranış.

Kaçak ışınlar : Optik alette seçilmiş dalga boyu dışındaki diğer ışınlar.

Kaçak mal : Genellikle, yasa ile belirtilmiş durumlara aykırı olarak, özellikle, gerekli gümrük vergisi ödenmeden ya da gümrük işlemlerine bağlı tutulmadan yurda sokulan mal. Yasaklanmasına karşın yasa dışı yollardan gizlice alınıp satılan mal.

Kaçak protein : Korunmuş protein.

Kaçak yağ : Korunmuş yağ.

Kaçak yapı : Yerel yönetim, yapıdüzen ve bayındırlık yasalarının öngördüğü yapı oluru alınmadan ya da alınmış olmakla birlikte olurun dayandığı tasarıya uyulmaksızın yapılan yapı.

Kaçak yer : Kaçılacak yer

Kaçak ile ilgili Cümleler

  • O yaşlı adam elli yıldır kaçak içki imal etmekteydi.
  • Kaçakçı olduğunu biliyordum.
  • Kaçan tutuklu hala kaçak.
  • Kaçak nehri geçti.
  • Ali kaçaktı.
  • Kaçakçılardan korkmadıklarını söylediler.
  • Onlar böyle bir politikanın kaçakçılığa yol açacağını söyledi.
  • O yaşlı adam elli yıldır kaçak viski imal etmekteydi.
  • Kaçak derhal durdurulmalı.
  • Ali gemide kaçak bir yolcuydu.
  • Kaçak avlanmak yasa dışıdır.
  • Kaçak mahkumlar hala kaçak.
  • Kaçak, silahlı ve tehlikelidir.

Diğer dillerde Kaçak anlamı nedir?

İngilizce'de Kaçak ne demek? : adj. smuggled, contraband, illegal, fugitive, runaway, furtive, on the lam, run, truant

n. deserter, runaway, escapee, leakage, absconder, escape, fugitive, leak

Fransızca'da Kaçak : furtif/ive, échappé/e

Almanca'da Kaçak : n. Ausreißer

adj. fahnenflüchtig

Rusça'da Kaçak : n. дезертир (M), беглец (M), перебежчик (M), утечка (F), протекание (N)

adj. контрабандный, беглый