Fugitive türkçesi Fugitive nedir

  • Anımsanması güç.
  • Gidici.
  • Firari.
  • Geçici.
  • Uzun sürmeyen.
  • Kaçak.
  • Muhacir.
  • Tutulmaz.
  • Mülteci.
  • Akılda tutulması zor.
  • Derbeder.
  • Kısa ömürlü.
  • Uçan.
  • Kaçak kimse.
  • Çabuk geçen.
  • Kaçan.

Fugitive ile ilgili cümleler

English: Ali is a fugitive.
Turkish: Ali bir kaçak.

English: The fugitive is armed and dangerous.
Turkish: Kaçak, silahlı ve tehlikelidir.

English: The fugitive crossed the river.
Turkish: Kaçak nehri geçti.

English: The fugitive surfaced in a small town fifty miles from here but then disappeared again.
Turkish: Firari buradan elli kilometre uzaktaki küçük bir kasabada ortaya çıkmış, ama sonra gözden kaybolmuş.

Fugitive ingilizcede ne demek, Fugitive nerede nasıl kullanılır?

Fugitively : Geçici bir şekilde. Çabuk geçen bir şekilde. Derbederce. Kaçak bir şekilde. Kısa süreli bir şekilde.

Fugitiveness : Kaçaklık. Kaçkınlık. Firari olma.

Fugitives : Çabuk geçen. Firari. Geçici. Derbeder. Tutulmaz. Mülteci. Kaçak. Uçan. Muhacir.

Centrifuging : Santrifüjleme. Santrifüjlemek. Merkezkaç kuvvetle temizleme. Savurma.

Coupling confugiration : Eş kalma. Alelik olmayan üd mutantın bir homologda, bunların yaban tiplerinin diğer homologda taşınması ile meydana gelen durum (ab/++).

Refuging : Barınak. Korunak. Sığınmak. Güvenlik adası. Kalmak. Sığınacak yer. Refüj. Kalacak yer bulmak. İltica. Sığınak.

 

İngilizce Fugitive Türkçe anlamı, Fugitive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fugitive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ephemerae : Kısa süreli. Sadece bir gün süren. Eski olan her şey. Efemera. Ömrü kısa olan.

Contagious : İnsanlar veya hayvanlar arasında taşınabilen hastalıklar için kullanılan terim. Mikroplu. Hastalık bulaştıran (insan). Zehirli. Bulaşıcı. Hastalık bulaştıran. Kontajiyöz. Salgın. (hastalık) temasla geçen.

Crook : Bükmek. Çoban değneği. Değnek. Kanca. Dümenci. Sahtekar. Madrabaz. Hırsız. Dirsek. Bükülmek.

Dowdies : Çapaçul. Elmalı sufle. Pasaklı. Kılıksız. Pasaklı kadın. Üstü başı dökülen kadın. Dökük. Hırpani. Elmalı turta.

Frumpish : Eski moda giysili. Kılıksız. Rüküş.

Someone : Önemli kimse. Bir kimse. Biri. Şahsiyet. Birisi. Kimse.

Roving : Gezginci. Göçebe. Dolaşan. Gezici. Aylak. Düzensiz. Başıboş. Başıboş dolaşma. Seyyar.

Absent without leave : İzinsiz. Kaçak asker. İzinsiz ayrılmış. Asker kaçağı. İzinsiz olarak gelmeyen. İzinsiz gaybubet. İzinsiz ayrılan. Tekrar dönmek üzere görev yerinden izinsiz olarak ayrılmış olan. İzinsiz olarak işbaşında bulunmayan.

Immigrant : Göçebe. Göçmen. Bir ülkeden bir başka ülkeye yerleşmek amacıyla giden kişi, aile ya da toplumsal küme.

Fled : Tüymek. Terketmek. Sıvışmak. Aceleyle çıkmak. Kaçınmak. Kaçmış (suçlu vb). Akıp gitmek. Kaçmak.

Fugitive synonyms : fugitive from justice, fugitives, displaced person, blow out, lamister, ephemeron, goner, wincer, flyer, swift, on the loose, bootlegs, transmigrators, swifter, caducous, unkempt, refugees, flyings, renegades, transiently, vagabonded, blencher, lamster, incomer, rovings, extrinsic, tramping, short lived, escapees, contraband, caducity, mortal, deserters.

 

Fugitive zıt anlamlı kelimeler, Fugitive kelime anlamı

Long : Özlemini çekmek. Hasretini çekmek. Uzun. İstemek. Hasret kalmak. Hasret olmak. Can atmak. Gözlemek. Arzu etmek. Özlemek.

Fugitive ingilizce tanımı, definition of Fugitive

Fugitive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A fugitive debtor. One who flees from pursuit, danger, restraint, service, duty, etc. Fleeing from pursuit, danger, restraint, etc., escaping, from service, duty etc. A deserter. As, a fugitive from justice. As, a fugitive solder. A fugitive slave.