Contagious türkçesi Contagious nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Mikroplu.
  • Salgın.
  • (hastalık) temasla geçen.
  • Hastalık bulaştıran.
  • Doğrudan veya temas yoluyla bulaşan, kontajiyöz.
  • Geçici.
  • Zehirli.
  • Yayılan.
  • Bulaşıcı hastalığı bulunan.
  • Hastalık bulaştıran (insan).
  • Bulaşıcı.
  • İnsanlar veya hayvanlar arasında taşınabilen hastalıklar için kullanılan terim.
  • Kontajiyöz.
  • Temasla geçen.

Contagious ile ilgili cümleler

English: I didn't know Tom had a contagious disease.
Turkish: Tom'un bulaşıcı bir hastalığı olduğunu bilmiyordum.

English: Typhus is a contagious disease.
Turkish: Tifüs, bulaşıcı bir hastalıktır.

English: Colds are contagious.
Turkish: Soğuk algınlığı bulaşıcıdır.

English: Emotions are contagious.
Turkish: Duygular bulaşıcıdır.

English: Enthusiasm is contagious.
Turkish: Coşku bulaşıcıdır.

Contagious ingilizcede ne demek, Contagious nerede nasıl kullanılır?

Contagious agalactia : Bulaşıcı agalaksi veya süt kesen hastalığı. Bulaşıcı agalaksi. Süt sekresyonunun az olması veya hiç olmaması, agalaksi. koyun ve keçilerde süt salgısının durması, konjuktivitis, keratitis, eklem yangısı, topallık ve gebe koyunlarda yavru atma gibi belirtilerle seyreden, mycoplasma agalactiae’nın neden olduğu enfeksiyöz bir hastalık, bulaşıcı agalaksi, kontagiyöz agalaksi, epizootik artritis, hlk. yel, sola, bozca, süt gitginliği. Süt kesen hastalığı.

 

Contagious caprine pleuropneumonia : Keçilerde üç farklı mycoplasma türü tarafından oluşturulabilen, şiddetli fibrinli veya fibrinonekrotik pnömoni ile birlikte seröz-fibrinli plöritis ve fibrinli perikardilisle belirgin bulaşıcı enfeksiyöz hastalık, bulaşıcı keçi ciğer ağrısı, bulaşıcı keçi plöropnömonisi hlk. karasalgın, karasalkım, keçibaş, keçikıran. seyrek olarak öldürücü septisemi veya selülitise neden olur. Bulaşıcı keçi ciğer ağrısı. Plöropnömoni kontagiyoza kapri. Bulaşıcı keçi plöropnömonisi. Keçi ciğer ağrısı.

Contagious catarh : Kanatlı nezlesi. Bulaşıcı burun akıntısı.

Contagious diseae : Bulaşıcı hastalık. temas yoluyla bulaşabilen hastalık. Kontagiyöz hastalık.

Contagious disease : Bulaşıcı hastalık. Temas ile yayılabilen hastalık.

Contagious equine metritis : Kontagiyöz kısrak metritisi. Bulaşıcı kısrak metritisi. Enfekte aygırla çiftleşmeyi takip eden 10-14 gün sonra yapışkan, mukopurulent vajinal akıntıyla belirgin, kısraklarda infetiliteye neden olan, taylorella equigenitalis’in neden olduğu akut, irinli döl yatağı yangısı, cem, kontagiyöz kısrak metritisi.

Contagious porcine pyoderma : Süt emen domuz eniklerinin yüz ve boyun bölgesinde irinli kabarcıklarla belirgin deri lezyonu. strepokok ve stafilakok türleri tarafından oluşturulur, domuzların birbirini ısırması sonucu bulaştırılır. Domuzların bulaşıcı pyoderması.

Contagious pustular dermatitis : Bulaşıcı ektima. Bulaşıcı püstüler dermatitis.

Epidemic contagious disease : Salgın hastalık.

 

Contagious epithelioma : Bulaşıcı epitelyom. Kanatlı çiçeği.

İngilizce Contagious Türkçe anlamı, Contagious eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contagious ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deciduous : Belirli mevsimlerde dökülen. Belli dönemlerde dökülen. Kışın yapraklarını döken. Yaprağını döken. Kışın yaprak döken. Yaprak döken. Kışın yapraklarını döken bitki. Dökülen. Her yıl yapraklar dökülen.

Pestilential : Zararlı. Öldürücü. Pestilansiyal. Tehlikeli. Veba getiren. Baş belası.

Toxicant : Ağı. Toksik madde. Zehirli madde. Zehirleyici.

Miasmas : Miazma. Pis hava. Miyasma. Tehlikeli. Mikroplu hava.

Casual : Gündelik ayakkabı. Tesadüfen olan. Gündelik. Rastlantı eseri. Gayriresmi. Kaçamak. Geçici işçi. Gündelikçi. Rasgele.

Emanating : Çıkan. Çıkmak. Fışkıran. Doğmak. Akan. Sızmak. Yayılmak. Doğan. Sızan.

Infectors : Bulaştıran. Kirleten. Hastalık yayan. Lekeleyen.

Transmissible : Geçirilebilir. İletilebilir. Aktarılabilir. Nakledilebilir. Devri mümkün. Transmisibl. Geçirilmesi mümkün. Sirayet edici (hastalık). Devredilebilir.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Ephemerae : Kısa süreli. Eski olan her şey. Ömrü kısa olan. Efemera. Sadece bir gün süren.

Contagious synonyms : contractable, inroad, ephemeral, abdominal ovariectomy, contaminative, septics, a dna, abdomen, abdominal pain, infecters, toxical, caducous, outbreaking, abdominal palpation, pestilent, day fly, fading, serpiginous, curable, septic, outbreaks, communicable, abaxial, spreading, germy, corruptive, miasmatic, poisonous, rife, epidemical, contaminated, abdominal fat necrosis, baneful.

Contagious zıt anlamlı kelimeler, Contagious kelime anlamı

Noninfectious : Bulaşıcı olmayan. Bulaşmayan. Bulaştırmayan.

Contagious ingilizce tanımı, definition of Contagious

Contagious kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a contagious disease. Communicable by contact, by a virus, or by a bodily exhalation. Catching.