Roving türkçesi Roving nedir

Roving ile ilgili cümleler

English: Ali is improving.
Turkish: Ali gelişiyor.

English: Ali was improving his results.
Turkish: Ali sonuçlarını geliştiriyordu.

English: Ali nodded approvingly.
Turkish: Ali onaylayarak başını salladı.

English: Ali watched approvingly.
Turkish: Ali onaylayarak izledi.

English: Ali smiled approvingly.
Turkish: Ali onaylayarak gülümsedi.

Roving ingilizcede ne demek, Roving nerede nasıl kullanılır?

Have a roving eye : Gözü dışarıda olmak. Çapkın olmak.

Rovings : Başıboş. Uçan. Başıboş dolaşma. Dolaşan. Seyyar. Gezici. Gezginci. Göçebe. Aylak. Düzensiz.

Approving : Onama. Resmi olarak onaylama eylemi. Kabul. Onaylayıcı. Onaylayan. Onaylanıyor.

Approvingly : Uygun bularak. Kabul ederek. Beğenerek. Onaylayarak. Onayarak.

Disapproving : Reddetmek. Karşısında olmak. Onamamak. Uygun görmemek. Beğenmemek. Kınamak. Onaylamamak. Tasvip etmeme. Tasvip etmemek. Kabul etmemek.

Proving flight : Deneme uçuşu. Tecrübe uçuşu.

Proving : Deneme. Tecrübe. İspat. Kanıtlama. İspatlama. Tümdengelimci bir dizgede herhangi bir vargı ya da çıkarımı öncüllere ve sonunda önsayıtlara indirgeme. Deney.

Merovingians : Merovenj. Merovenjler. Merovingian sülalesi üyesi. Merovenj hanedanı.

 

Pareto improving : Pareto iyileştirme. Toplumda bir kişinin bile durumunu kötüleştirmeden en az bir kişinin durumunun iyileştirildiği durum.

Merovingian : Merovenj. Merovingian sülalesi üyesi. Merovenjler. Merovenj hanedanı.

İngilizce Roving Türkçe anlamı, Roving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circuiter : Bir yerden bir yere giden kimse. Sabit bir rotaya göre seyahat eden kimse (seyahat eden hakime ait). Gezgin.

Fugitives : Kaçak. Muhacir. Firari. Mülteci. Çabuk geçen. Tutulmaz. Derbeder. Geçici.

Migratory : Göçle ilgili. Göç. Göçer. Göçücü. Göçe ait. Göçmen.

Commuters : Banliyödeki evi ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelen kimse. Her gün işe trenle gidip gelen kimse. Her gün işe gidip dönen kimse. Mevsimlik bilet alarak her gün aynı noktalar arasında yolculuk yapan kimse. Banliyöde yaşayan kimse. Abonman sahibi. Abone bileti kullanan. Akım çevirici.

Migrant : Muhacir. Göçmen. Göçer. Göçmen kuş.

Travelling : Kaydırma. Seyahat etmek. Seyahat etme. Yolculuk yapma. Seyahat. İlerleme. Yolculuk.

Dawdler : Avare. Serseri. Boş gezenin boş kalfası.

Mobile : Hareket eden. Değişken. Yer değiştirebilen. Cep tel. Devinimli. Dengede hareket düzeni. Oynak. Değişken (fikir). Rüzgarın etkisiyle hareket eden küçük süs eşyası.

Flyings : Pilotluk. Payanda. Tayeran. Tayyarecilik. Dövüş sporları. Uçuş. Ritmik jimnastik. Amigo. Break dans gibi enerjik ve ritmik tarz tekniklerinin bir arada olduğu sözsüz tiyatro oyunu.

 

Roving synonyms : rovings, faineant, blowzed, peregrine, divagations, peripatetic, dalliers, at liberty, arrhythmic, idless, vagabondage, aberrational, rover, blowsiest, floating, wanderers, helmless, do nothing, drifter, movable, idlest, roamer, hoboing, rovers, chaotic, bumpy, blowsed, traveling, nomadic population, arrhythmical, fugitive, wanderer, erratic.

Roving zıt anlamlı kelimeler, Roving kelime anlamı

Settled : Sürekli. Oturmuş. Sabit. Düzenli. Meskã»n. Durgun. Oturulan. Yerleşik. Yerleşmiş. Devamlı.

Roving ingilizce tanımı, definition of Roving

Roving kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of one who roves or wanders. The operatin of forming the rove, or slightly twisted sliver or roll of wool or cotton, by means of a machine for the purpose, called a roving frame, or roving machine.