Göçebe nedir, Göçebe ne demek

Göçebe; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Göçebe" ile ilgili cümle

  • "Karakaçanları, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır." - A. Haşim

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Göçebelik yaparak hayatını sürdüren kişi.

Tarih'teki anlamı:

Bir yere yerleşik olmayıp durum ve koşullara göre sürekli yer değiştiren kişi ya da topluluk.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Belli bir yerde kalmayıp hayvanlarıyla birlikte, geniş, sınırları belli bir yörede otlaktan otlağa dolaşmaya ya da toplayıcılık, avcılıkla uğraşıya dayalı yaşam biçimi sürdüren topluluk.

Bilimsel terim anlamı:

Belirli bir konutu olmaksızın, yurt içinde, genellikle belli bir yöre içinde, çadır, hayvan ve öteki araçlarıyla mevsim ve iklime göre yer değiştiren ve göçebe özelliğinin gerektirdiği işlevleri gören, yerleşik olmayan kimse ya da topluluk. bk. göçer.

İngilizce'de Göçebe ne demek? Göçebe ingilizcesi nedir?:

nomad, nomadic population

Fransızca'da Göçebe ne demek?:

vagabonds (maladies des)

 

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Samsun ilinde, Kavak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Göçebe hakkında bilgiler

Göçebelik, bir topluluğun, bir toplumsal kümenin yaşamlarını ve soylarını sürdürebilmek için belirsiz süreli aralıklarla yer değiştirme geleneği ya da alışkanlığı. Konar göçer yaşam biçimi süren oba, boy, aşiret gibi genellikle kan bağına dayalı olarak oluşmuş toplumsal grupların bu yaşayışı göçebelik olarak adlandırılmaktadır.

Göçebelikte insanların ve hayvanların iklime, coğrafi şartlara bağlı olarak ovaya inmesi ve dağa çıkması, daha doğrusu hayvanın doğal yaşantısına uyması (diğer bir deyişle hayvan içgüdüsüne), söz konusudur. Bu mevsimsel yer değiştirme ya da coğrafi şartlara uyum arayışı büyük oranda geçim kaynağı olan hayvancılığa bağımlığıdır. Tarıma dayalı yaşama geçilmeden önce hayvancılıkla uğraşılmakta ve bunun doğal sonucu olarak hayvanların bakım ve besleme şartları göçerliğin doğal yaşama uyumunu gerektirmektedir.

Türkler asker ve idareci olarak yerleşik düzene geçilmesi taraftarı olmuşlardır. Göçerlikten yerleşik hayata geçilmesinin siyasi egemenliklerinin ve hatta varlıklarının sonu olacağı fikrine sahiptiler. Ayrıca şehirleşmeyi tembellik olarak algılamışlardır. 11. yüzyılda göçebe Oğuzlar şehirlileri Yatuk yani tembel olarak nitelendirmektedirler.

 

Türk göçebeliği hiçbir yerde durmaksızın yaşamak değil mevsimsel doğal yaşama uyumdur. Hatta doğaya anlam yükleme süreci yaşayışa, geleneklere, inanışa yönelik içerikler taşıyabilmektedir. Örneğin, erkek keçi, Yörüklerde teke olarak adlandırılmaktadır ve makbul sayılmaktadır. Buna yönelik olarak Batı Akdeniz ve Güney Ege Yörüklerine ait halk oyunları bu yörenin de ismi olan Teke Yöresi oyunları olarak adlandırılmakta, hatta erkek keçiler arasındaki mücadeleyi anlatan bir halk oyunu olarak bu oyuna Teke Zortlatması denilmektedir.

Göçebe ile ilgili Cümleler

  • Ali göçebe.
  • İslam öncesi Araplar göçebeydiler.

Göçebe anlamı, kısaca tanımı:

Şart : Temel kural belgesi. Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul.

Yöre : Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar. Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık.

Yerleşik : Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan. Bir yerin yerlisi olmuş, mütemekkin. Belli bir yere yerleşmiş.

Göçer : Göçebe.

Mevsim : Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon. Yaşamın bir bölümü. Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem. Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman. Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri, sezon. Zaman, dönem, çağ.

Yarı göçebe : Hem yerleşik hem de göçebe hayatını birlikte yaşayan topluluk.

Göçebeleşme : Göçebeleşmek işi.

Göçebeleşmek : Göçebe durumuna gelmek.

Göçebelik : Bir toplumsal birliğin, yaşamak için gerekli kaynakları elde edebilmek üzere düzenli aralıklarla yer değiştirme geleneğinde veya alışkanlığında olması. Göçebe olma durumu, göçerlik.

Yarı göçebelik : Yarı göçebe olma durumu.

Değişik : Yedek iç çamaşırı, giyecek. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Değiştirilmiş, muaddel. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Farklı.

Çadır : Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye. Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ.

Öteki : Diğeri, öbürü. Öbür, diğer. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Topluluk : Vücudun dolgun olma durumu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Sanatçı grubu. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme.

Göçkün : Göçebe. Yaşı ilerlemiş (kimse), çok yaşlı (kimse). Göçecek duruma gelmiş.

Toplu : Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Vücutça dolgun. Bir arada, bütün, kombine. Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış.

Göçebe toplum : Göçebelerin yaşadığı toplum. İbn-i Haldun’un adlandırdığı iki toplum biçiminden biri olan bedevi toplum. bk. homerik

Göçeber : Çadır hayatı yaşayan, göçebe.

Göçeberi : < göçeber, göçkün: Göçebe

Diğer dillerde Göçebe anlamı nedir?

İngilizce'de Göçebe ne demek? : adj. nomad, wandering, migratory, roving, migrant, vagrant

n. nomad, wanderer, immigrant

Fransızca'da Göçebe : errant/e, voyageur/euse

Almanca'da Göçebe : n. Nomade

adj. wurzellos

Rusça'da Göçebe : n. кочевник (M), бродяга (MF)

adj. кочевой, кочующий, странствующий