Oncogenesis türkçesi Oncogenesis nedir

  • Onkogenez.
  • Onkojenez.
  • Tümör oluşması.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Oncogenesis ingilizcede ne demek, Oncogenesis nerede nasıl kullanılır?

Cellular oncogenes : Hücresel onkogenler. Normal hücrelerde bulunan, hücre büyümesini ve doku yenilenmesini düzenlediği kabul edilen onkogenler, protoonkogenler, c-onk gen.

Oncogene : (tıp) hayvanda veya insanda kanser başlangıcı ile sonuçlanabilen mutasyona uğramış gen. Normal hücreyi malign hücreye dönüştürebilen gen, uyarıldığı veya değişim gösterdiği zaman kanser oluşturucu gen. Protoonkogenlerin mutasyona uğramasıyla ökaryot hücrelerde tümör oluşmasını sağlayan genler. Etkinleşmesi sonucunda normal ökaryotik hücreleri, tümör hücrelerine dönüştürebilen, hücresel olan veya virüs tarafından kodlanan gen grubu. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Onkogen. Onkojen. Urkalıt.

Protooncogene : Protoonkogen. Hücresel onkogenler. Hücre büyümesi ve çoğalmasını kontrol eden proteini kollayan gen; ya proteinin yapısındaki bir değişmeyle ya da proteini kollayan segmentteki bir değişmeyle sonuçlanan bir onkogene dönüşebilen gen. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Oncogenic : Tümöre neden olan. Onkojen. Kanser yapıcı. Karsinojenik. Onkojenik. Tümör oluşumuna dair. Ursal. Tümöre oluşturmaya yatkın olan. Tümöre neden olanlar. Tümör oluşumu ile ilgili.

 

Oncogenous : Onkojen. Onkojenik.

İngilizce Oncogenesis Türkçe anlamı, Oncogenesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oncogenesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Aardvark : Borudişli. Yerdomuzu. Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Infertility : İnfertilite. Kısırlık. Değişik nedenlerden ötürü dişi ve erkeklerde görülen geçici döl verimi düşüklüğü. Infertilite. Bereketsizlik. Verimsizlik. Çoraklık. İnfertillte.

Sterility : Steril olma. Akamet. Mikropsuzluk. Steritite. Dişi ve erkekte dölverim yeteneğinin bulunmayışı veya yokluğu, sterilite. Sterillik. Sterilite. Mikropsuz olma durumu. kısırlık. Kısırlık.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

 

Asexual reproduction : Eşey hücreleri meydana gelmeksizin tomurcuklanmayla, sporla, somatik bölünmeyle oluşan vejetatif üreme, agametogenez, agamik, agamogenez, agamogoni, aseksüel üreme. Eşey hücreleri meydana getirmeksizin bölünme; tomurcuklanmayla, sporla, somatik bölünmeyle ya da vejetatif üreme. aseksüel üreme. Eşey üreme. Eşeysiz üreme. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aseksüel üreme.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

A cells : Alfa hücreleri. A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Oncogenesis synonyms : homospory, abiotic environment, agamogenesis, a cell, a site, abramis zone, abacus bodies, aardwolf, aardvarks, heterospory, sporulation, acacia, abo blood groups system.

Oncogenesis zıt anlamlı kelimeler, Oncogenesis kelime anlamı

Fertility : Üretkenlik. Verimli olma durumu. Erkek hayvanların dişiyi dölleyebilme, dişilerin de gebe kalabilme ve yavru doğurabilme ölçüsü. Birim zamanda meydana getirilen yavru sayısı ile ölçülen, bir bireyin ya da populasyonun üreme kapasitesi. fertilite. Bereket. Artağanlık. Biteklik. Belli bir nüfusta belli bir zaman süresi içinde gerçekleşen canlı doğumların sayısı ya da oranı. Balıklarda dişi ve erkek bireylerin döl verebilme yeteneği, fertilite. Biyoloji, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Cenogenesis : Senojenez. Senojenetik. Türünün karakteristiğini göstermeyen embriyonik gelişim (biyoloji terimi).

Palingenesis : Paleojenez. Palinjeni. Yeniden doğma. Palinjenezi.

Oncogenesis antonyms : nondevelopment.