Orbit of the eye türkçesi Orbit of the eye nedir

  • Kafatası içinde göz küresini tutan yuvarlak çukur.
  • [#göz Göz çukuru].

Orbit of the eye ingilizcede ne demek, Orbit of the eye nerede nasıl kullanılır?

Orbit : Gözün içinde bulunduğu kemiksi boşluk. Kuşlarda gözün çevresindeki deri. eklem bacaklılarda göz saplarının çıktığı çukur. 3.böceklerde bileşik gözün etrafındaki belirgin bölge. Yörünge izlemek. Bir gökcisminin devinmesi boyunca çizdiği yol. Yörüngede dönmek. -in etrafında bir yörüngede dönmek. Yörünge. Orbit. Ağınım kuvveti etkisi altında bulunan bir gökcisminin, uzayda izlediği kapalı yörünge. bir eksiciğin yük çekimi etkisinde öğecik çekirdeğinin çevresinde izlediği kapalı yörünge. Yörüngesine almak.

Of : Karşı. In. Li. -den. -nın. Yüzünden. Hakkında. Den. -den övünerek bahsetmek. -in.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Eye : Gözlemek. Görüş. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Bakmak. Nazar. Gözünü dikip bakmak. Görme gücü. İzlemek. Dikkatle bakmak.

 

Apple of the eye : Gözbebeği.

Cavity of the eye : Göz çukuru.

Ball of the eye : Gözyuvarı.

The white of the eye : Gözakı.

Cock of the eye : Göz kırpma. Gözetme.

İngilizce Orbit of the eye Türkçe anlamı, Orbit of the eye eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Orbit of the eye ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eyesocket : Gözyuvası. Gözevi.

Fovea : Merkezsel fovea. Fovea. Çöküntü (biyoloji terimi). Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. (göz vb için) çukur. Sarı nokta. Vücutta küçük çukur. Çukur. Yuvarlak çukur.

Eyeholes : Gözyuvası. Gözevi. Göz. Delik.

Eye socket : Gözün yerleştiği göz çukuru. Gözyuvası. Gözevi. Göz yuvası.

Eyehole : Delik. Göz. Gözevi. Gözyuvası.

Socket : Ek bileziği. Oyuk. Soket. Şilifli. Yuva. Çukur. İçine bir şey geçirilen delik. Duy (elektrik). Duy. Reze yuvası.

Orbital : Yörüngesel. Çevre yolu. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Yörüngemsi. Tek eksiciğin çekinler çevresinde bulunduğu yerlerin olasılıkları dağılımını, dolaylı olarak veren nicemsel dalga işlevi. Yörünge. Göz. Yörüngeç. Atom çekirdeği çevresinde bir elektronun bulunma olasılığının dağılımını veren ve nicem kuramına göre hesaplanan matematiksel izlev. Dolanca (kapalı yörünge) ile ilgili.

Orbits : Faaliyet sahası. Etki alanı. Göz. Yörünge. Yörüngeler.

Orbit : Yörünge izlemek. Göz. Gözün içinde bulunduğu kemiksi boşluk. Bir gökcisminin devinmesi boyunca çizdiği yol. Yörüngeye yerleşmek. Yörüngede dönmek. Yörüngeye oturmak. -in etrafında bir yörüngede dönmek. Faaliyet sahası. Ağınım kuvveti etkisi altında bulunan bir gökcisminin, uzayda izlediği kapalı yörünge. bir eksiciğin yük çekimi etkisinde öğecik çekirdeğinin çevresinde izlediği kapalı yörünge.

Orbit of the eye synonyms : cavity of the eye.