Ore vein türkçesi Ore vein nedir

  • Maden damarı.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Cevher damarı.
  • Bir çatlağı ya da ağ biçiminde çatlakları doldurmuş olan maden kütlesi.

Ore vein ingilizcede ne demek, Ore vein nerede nasıl kullanılır?

Ore : Töz. Metal. Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Cevher. Maden filizi. Maden cevheri. Mineralbilimde, bileşiminde metal bulunan, metalimsi parıltısı ve yüksek yoğunluğu ile kendini belirten mineral topluluğu. Yeter gerilimli, doğru akımlı bir üretece bağlı iki elektrikucunun uçları arasında, 3000°c'nin üzerinde bir sıcaklıkla ortaya çıkan, akımın, elektrik uçlarının buğusuyla aktarılması sonucu yeğin bir ışık veren boşalma. Işık yayı. Filiz (kimya terimi).

Vein : Öğe. İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar. böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları. 3.bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları. Damar. Oluk. Mizaç. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elastik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. en geniş olanı vena cava'dır. Huy. Damarlarla kaplamak. Ruhsal durum. Toplar damar.

Ore bunker : Maden filizi deposu.

 

Ore deposit : Cevher yatağı. Cevher yatakları. (jeoloji) yüksek mineral konsantrasyonu içeren katman. Maden yatağı. Töz yatağı.

Ore deposit limit : Yatak sınırı. Cevher yatağı sınırı.

Ore dyke : Cevher daykı. Maden kesen damarı. Katmanlı bir yapının içine, zor kullanarak girmiş sıvı durumdaki magmasal maden damarı.

Ore dressing : Cevher hazırlama. Cevher zenginleştirme. Töz hazırlama.

İngilizce Ore vein Türkçe anlamı, Ore vein eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ore vein ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reef : Döküntü. Kayalık. İhtiyatla sakınarak hareket etmek. İhtiyatlı hareket etmek. Sığ kayalık. Camadan. Kabarma sırasında deniz altında kalarak çekilme ile su yüzüne çıkan kaya döküntüleriyle kaplı ve bu nedenle gemicilik bakımından çekinceli kıyı. Camadan vurmak.

Alcalic fumarole : 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Alkali tüten.

Absolute age : Salt yaş. Mutlak yaş. Kesin yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı.

Lodes : Filon. Damar.

Vein : Toplar damar. Damar. Oluk. Öğe. İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar. böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları. 3.bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elastik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. en geniş olanı vena cava'dır. Damarlarla kaplamak. Mizaç. Biyoloji, madencilik alanlarında kullanılır. Ebru.

 

Abyss : Cehennem. Tamu. Abis. Uçurum. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Dibi olmayan çukur. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Boşluk. Dipsiz gibi görünen yer. Hufre.

Abrasive power : Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Aşındırıcı güç. Aşındırıcı kuvvet. Akarsuyun aşındırma gücü.

Agricultural geology : Tarım yerbilimi. Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarımsal jeoloji.

Seams : Damarlar (yüzeyde). Blok arası. Dikiş yeri. Yara izi. Armuz. Dikiş. Yatak (maden). Bağlantı yeri. Dikişler.

Mineral deposit : Tuz birikimi. Maden yatağı.

Ore vein synonyms : absolute chronology, seam, adventive cone, abysal environment, alkali rocks, adjacent rock, after shock, algonkian, acid fumarole, acrozone, aggregats, advance of aglacier, veins, lode.