Reef türkçesi Reef nedir

  • Altınlı maden damarı.
  • İhtiyatla sakınarak hareket etmek.
  • Kayalık.
  • Kabarma sırasında deniz altında kalarak çekilme ile su yüzüne çıkan kaya döküntüleriyle kaplı ve bu nedenle gemicilik bakımından çekinceli kıyı.
  • Sığ kayalık.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Resif.
  • Döküntü.
  • Camadan vurmak.
  • Camadan.
  • Kaya döküntülü kıyı.
  • Maden damarı.
  • İhtiyatlı hareket etmek.

Reef ile ilgili cümleler

English: Coral reefs are threatened by climate change.
Turkish: Mercan resifleri iklim değişikliği tarafından tehdit ediliyor.

English: The Belize barrier reef is the largest barrier reef in the northern hemisphere and is also famous for the Great Blue Hole, a popular diving spot.
Turkish: Belize set resifi, kuzey yarımküredeki en büyük set resifidir ve aynı zamanda popüler bir dalış noktası olan Büyük Mavi Delikle de ünlüdür.

English: Dynamite fishing is extremely destructive to reef ecosystems.
Turkish: Dinamit balıkçılığı resif ekosistemleri oldukça tahrip edicidir.

English: The coral reef is the region's prime attraction.
Turkish: Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.

Reef ingilizcede ne demek, Reef nerede nasıl kullanılır?

Reef knot : Gemici düğümü. Camadan bağı. Camadan düğümü. Camadan.

Reef point : Camadan kalçetesi. Camadan halatı.

 

Barier reef : Set resifi. Bk. mercanlar, mercan kayalıkları.

Barrier reef : Bariyer resif. Resifli engel. Set resifi. Avustralya'nın doğusundaki mercan kayalıkları. Sığ kayalık. Kıyı boyunca uzanan ya da bir adayı çevreleyen, kıyıdan kanal biçiminde bir denizkulağı ile ayrılmış resif. Bariyer resifi. Set resif. Kayalıklı engel.

Coral reef : Resif. Mercan resifi. Mercan kayalığı.

Reefers : Camadancı. Buzdolabı (amerikan ingilizcesi). Buzdolabı. Kruvaze kalın ceket. Esrarlı sigara. Camadan düğümü. Soğuk hava vagonu. Kısa kruvaze ceket. Deniz asteğmeni. Soğuk hava gemisi.

Reefer jacket : Kaban.

Reefer : Soğuk hava gemisi. Esrarlı sigara. Soğuk hava vagonu. Kruvaze kalın ceket. Camadancı. Deniz asteğmeni. Buzdolabı (amerikan ingilizcesi). Buzdolabı. Camadan düğümü. Kısa kruvaze ceket.

Reefs : Camadan. Altınlı maden damarı. Kayalık. Sığ kayalık. Resif.

Take in a reef : Yelkeni camadana vurmak. Camadan vurmak.

İngilizce Reef Türkçe anlamı, Reef eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reef ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ledge : Yatay kuşak. Pencere pervazı. Çıkıntı. Tepsi kenarı. Çıkıntılı kaya tabakası. Rafa benzer düz çıkıntı. Kaya tabakası. Raf gibi düz çıkıntı. Korniş.

Air route : Uçuş rotası. Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Havayolu.

Vein : Toplardamar. Huy. Ruhsal durum. Öğe. Oyuk. Oluk. Damarlarla kaplamak. Toplar damar. Biyoloji, madencilik alanlarında kullanılır. İçinde kanın tek yönde ilerlemesini sağlayan kapakçıklar bulunan, duvar yapılarında atardamarlara göre daha az kas tabakası ve elastik teller bulunan, kanı yüreğe taşıyan damar. en geniş olanı vena cava'dır.

 

Snugs : Küçük. Düzenli. Daracık. Küçük veya özel oda. Konforlu. Gizli. Bakımlı. Rahatını sağlamak. Rahat ettirmek.

Agrarian geography : Tarım coğrafyası. İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü.

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Comber waste : Tarakaltı. Tarak döküntüsü.

Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.

Dreg : Tortu. Telve. Süprüntü. Artık. Posa.

Reef synonyms : rock reef, agricultural specialisation, snug down, eruption, dilapidated, reef knot, rockier, seam, tongue of land, coral reef, altimetric profile, lode, abrasion platform, reefs, adventife cone, crag, reefing, rocky, snugged, crags, rockwork, lodes, ore vein, debris, dregs of society, atoll, duff, ridge, age pyramid, furl, aboriginal population, castoffs, bluffed.

Reef zıt anlamlı kelimeler, Reef kelime anlamı

Raise : Büyütmek (çocuk). Artırmak. Vergin artışı. Öndürmek. İnşa etmek. Yükselme. Büyütmek. Kabartı. Konusunu açmak.

Reef ingilizce tanımı, definition of Reef

Reef kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To reduce the extent of (as a sail) by roiling or folding a certain portion of it and making it fast to the yard or spar. That part of a sail which is taken in or let out by means of the reef points, in order to adapt the size of the sail to the force of the wind. A chain or range of rocks lying at or near the surface of the water. [Bakınız: Coral reefs].