Ore türkçesi Ore nedir

  • Töz.
  • Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Maden filizi.
  • Filiz.
  • Mineralbilimde, bileşiminde metal bulunan, metalimsi parıltısı ve yüksek yoğunluğu ile kendini belirten mineral topluluğu.
  • Işık yayı.
  • Metal.
  • Maden.
  • Filiz (kimya terimi).
  • Cevher.
  • Maden cevheri.
  • Yeter gerilimli, doğru akımlı bir üretece bağlı iki elektrikucunun uçları arasında, 3000°c'nin üzerinde bir sıcaklıkla ortaya çıkan, akımın, elektrik uçlarının buğusuyla aktarılması sonucu yeğin bir ışık veren boşalma.

Ore ile ilgili cümleler

English: "Did you understand?" "More or less."
Turkish: "Anladın mı?" "Az çok."

English: Mr. Brown, a friend from Oregon, will visit us tomorrow.
Turkish: Bay Brown, Oregon'dan bir arkadaş, bizi yarın ziyaret edecek.

English: "But three million is all I have," Dima said. "No more, no less."
Turkish: "Fakat bütün sahip olduğum üç milyon" dedi Dima. "Ne daha çok ne daha az."

English: I don't know whether Oreida has two sons.
Turkish: Oreida'nın iki oğlu olup olmadığını bilmiyorum.

English: Do you like Oreo cookies?
Turkish: Oreo kurabiyelerini sever misin?

Ore ingilizcede ne demek, Ore nerede nasıl kullanılır?

Ore bunker : Maden filizi deposu.

Ore deposit : Maden yatağı. Töz yatağı. Cevher yatağı. Cevher yatakları. (jeoloji) yüksek mineral konsantrasyonu içeren katman.

 

Ore deposit limit : Cevher yatağı sınırı. Yatak sınırı.

Ore dressing : Töz hazırlama. Cevher zenginleştirme. Cevher hazırlama.

Ore dyke : Katmanlı bir yapının içine, zor kullanarak girmiş sıvı durumdaki magmasal maden damarı. Maden kesen damarı. Cevher daykı.

Ore geology : Maden yataklarının oluş zamanını, bölgeyle ve kayaç bilgisiyle ilgili oluşumunu inceleyen uygulamalı yerbilim dalı. Maden yatakları bilimi.

Ore sorting : Töz kümeleme.

Ore stock yard : Töz biriktirme alanı. Cevher biriktirme sahası.

Ore grade : Cevher derecesi. Cevher niteliği. Töz içeriği. Cevher kalitesi.

Ore vein : Maden damarı. Bir çatlağı ya da ağ biçiminde çatlakları doldurmuş olan maden kütlesi. Cevher damarı.

İngilizce Ore Türkçe anlamı, Ore eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burgeoned : Tomurcuk. Gelişmeye başlamak. Filizlenmek. Tomurcuklanmak. Filiz vermek. Tomruk. Sürmek.

Burgeons : Sürmek. Filiz vermek. Tomurcuk. Gelişmeye başlamak. Tomurcuklanmak. Tomruk. Filizlenmek.

Buhl : İdaho eyaletinde şehir. Alabama eyaletinde şehir. Kakma iş. Minnesota eyaletinde şehir.

Jewel : Takı. Pırlanta gibi insan. Mücehver. Değerli taş. Mücevher. Değerli taşlarla süslemek. Değerli insan. Kıymetli taş. Saat taşı. Cep saatinin içindeki taş.

Essences : Nitelik. Esas. Öz. Ruh. Esans.

Jewels : Mücevherler. Değerli taş. Erkek üreme organı. Saat taşı. Pırlanta gibi insan. Değerli insan. Takım taklavat. Mücevher.

Moment : Kısa süre. Bir özdekten, eksenden bir noktaya olan uzaklıkla, o noktadaki kıvıl yük, kütle gibi bir niceliğin çarpımından elde edilen nicelik türü (ucay kolcuğu, mıknatıs kolcuğu, eylemsizlik kolcuğu gibi). Döngü. Önem. An. Bir sıklık dağılımında gözlemlerin ortalamadan ve herhangi bir başlangıç noktasından sapmalarının çeşitli üstellerinin sayal (aritmetik) ortalaması. Esna. Aralık. Fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır.

 

Iron ore : Demir cevheri.

Growths : Büyüme. Geliştirme. Ürün. Büyümüş şey. Gelişme. Ur. Sürgün.

Gem : Değerli taş. Değerli nesne. Küçük francala. Mücevher. Kıymetli taş. Hafif bir pasta. Değerli kişi. Taşlarla süslemek.

Ore synonyms : dressed ore, fractional monetary unit, norwegian krone, krone, uranium ore, gemmed, metallic, essence, hornblende, kernel, columella, minerals, bud, electric arc, goodness, nucleus, digging, lead ore, substance, concentrate, ores, danish krone, buds, metaled, mines, gold mine, capita, burgeon, cions, krona, arc, quarry, mineral.

Ore ingilizce tanımı, definition of Ore

Ore kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Clemency. Mercy. Happy augry. Grace. Honor. The native form of a metal, whether free and uncombined, as gold, copper, etc., or combined, as iron, lead, etc. Usually the ores contain the metals combined with oxygen, sulphur, arsenic, etc. (called mineralizers). Favor.