Essences türkçesi Essences nedir

Essences ingilizcede ne demek, Essences nerede nasıl kullanılır?

Essence and appearance : Her gerçeklikte zorunlu olarak var olan iki yan. bk. öz, görünüş. Öz ve görünüş.

Essence of peppermint : Naneruhu.

Essence of the matter : Mevzunun mahiyeti. İşin veya meselenin özü. Konunun özü. Konunun kalbi. Dip çizgi. İşin püf noktası. Meselenin esas doğası.

Wheat essence oil : Buğday özü yağı. Buğday embriyosundan ekstraksiyonla veya preslemeyle elde edilen vitamin kaynağı olan doymamış yağ asitlerince zengin bir yağ, buğday germ yağı, buğday embriyo yağı.

Floral essence : Çiçek esansı.

Essential albuminuria : Esansiyel albuminüri.

Quintessence : En özlü kısım. Özünün özü. Örnek. Cevher. Mükemmel örnek. Öz. Özetin özeti. Timsal. En mükemmel örnek.

Immunoflouressence : İmmünofloresan. Bir doku veya hücredeki belirli antijenleri, floresan boyalarıyla bağlanmış antikorlarla işaretleyerek floresan ışık veren ışık kaynağına sahip mikroskoplarıyla inceleme tekniği.

Essen : Batı almanya'da bulunan bir şehir.

Essential amino acid : Mutlak gerekli amino asit. Hayvanların sağlıklı yaşamaları ve verimleri için gereksinim duydukları fakat organizmada çok az veya hiç sentezleyemedikleri için yemlerle almaları zorunlu olan valin, histidin, lösin, izolösin, treonin, metionin, fenilalanin, triptofan, lizin’den oluşan dokuz amino asit, ekzojen amino asit, mutlak gerekli amino asit. İnsanlar ve diğer omurgalılar tarafından sentezlenemeyen ve dışardan alınması gereken aminoasitler, esansiyel aminoasit. Esansiyel aminoasit. Temel aminoasit. Esansiyel amino asit.

 

İngilizce Essences Türkçe anlamı, Essences eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Essences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atom : Bir elementin tüm özelliklerini içeren en küçük birimi. Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı. Bir çekirdek içinde çeşitli sayıda proton, nötron gibi temel parçacıklar ile çekirdek çevresinde çeşitli konumlarda (erke düzeylerinde) yer alan elektronlardan oluşan ve öğelerin kimyasal tepkimelere katılan en küçük birim nicelikli parçacığı. Bir elementin kimyasal tepkimeye girebilen en küçük parçası. Öze. Çok az miktar. Atom. Öğecik. Zerre.

Animation : Canlandırma. Canlılık, hayatiyet. Yaşam. Canlılık. Çizgi film yapma. Animasyon. Şevk. Hareket.

Compendiums : İcmal. Mecmu. Özet. Kısa ve detaylı özet. Dergi. Hülasa. Kısaltma. İnceleme.

Substance : Cisim. Doğruluk. Önem. Uzayda yer doldurup kimyasal bir yapısı olan varlık. Zenginlik. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Güçlülük. Düşünbilimde evreni oluşturduğu ve altöğelere ayrılamayacağı varsayılan temel öğelerden her biri. Servet.

Bruskest : Kısa. Kaba. Tatsız. Sert.

Nucleus : Nükleus traktus spinalis nervus trigemini. Ökaryotlarda bir veya daha fazla bulunan, kalıtım materyali olan dna’yla çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan, çift zarla çevrelenerek stoplazmadan ayrılmış olan hücre organeli, nükleus. halatlarda etrafına damarların, damarlarda ise damar tellerinin sarıldığı göbek kısmı, öz. Aşırı doygun bir çözelti ya da aşırı soğumuş bir sıvıya daldırılarak örütlenme sürecini başlatan özdek. Yerçekirdeği. Ökaryot hücrelerde bir ya da daha fazla sayıda bulunan, kalıtım materyali olan dna ile çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan, çift zarla çevrelenerek sitoplazmadan ayrılmış olan hücre organeli. nükleus. Çekirdek. Orta beyinde bulunan kırmızı çekirdek. Nükleus pulpozus.

 

Broader : Daha kapsamlı. Daha geniş. Geniş. Belli. Açık. Hoşgörülü. Göze çarpan. Enli. Genel.

Fact : Gerçek durum. Çarpınım. Vaka. Vak'a. Vakıa. Hakikat. Bilgi. Olgu. Eylem. Olgusal gerçek.

Meat : Önemli konu. Et. Yenecek et. Cinsel organ. Yarak. Dolgun. Özlü. Zevk.

Compendious : Özlü. Özet halinde. Net. Az ama öz. Az ve öz. Muhtasar. Kısa.

Essences synonyms : cognitive content, mental object, haecceity, distillates, basilar, essential oil, ore, kerneling, nub, character, stuff, distillation, ores, characters, jewel, brusker, basement, esprit, moment, gem, quiddity, aromaticness, aurae, center, jewels, body, heart, bodying, israelite, kernel, broad, beginnings, essence.