Essence and appearance türkçesi Essence and appearance nedir

  • Öz ve görünüş.
  • Her gerçeklikte zorunlu olarak var olan iki yan. bk. öz, görünüş.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.

Essence and appearance ingilizcede ne demek, Essence and appearance nerede nasıl kullanılır?

Essence : Ruh. Esas. Itır. Bir olgunun kökenini, ırasını ve gelişme eğilimlerini belirleyen en derin, en durağan özelliklerinin ve ilişkilerinin tümü. Öz. Nefis. Asıl. Cevher. Nitelik. Esas nitelik.

And : Üstelik. Hem... hem de. -bundan dolayı. Ve bu yüzden. Ayrıca. İle. De. Da. Ma. Daha sonra.

Appearance : Görünüm. Kılık kıyafet. Dış görünüş. Görünme. Olay. Ortaya çıkma. Zuhur. Görünüş. Dışyüz. Göze görünme.

İngilizce Essence and appearance Türkçe anlamı, Essence and appearance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Essence and appearance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acculturation : Bir toplumun ekinine, başka (özellikle daha gelişkin) toplum ya da toplumların ekininden kimi özdeksel ve tinsel öğelerin geçmesi ve o ekinin göreli bütünlüğünün bozularak tutarsızlaşması olayı ya da süreci. Kültürel etkileşim. Kültür etkileşimleri. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürleşme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Ekinsel yozlaşma. Kültürel uyum. Kültürlenme.

 

Adaptive behavior : Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Uyumcu davranış. Adaptif davranış. Uyumlayıcı davranış. Uyarlamacı davranış.

Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.

Age group : Yaş kümesi. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş öbeği. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Yaş grubu.

Aesthetical ideal : Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü. Güzelduyusal ülkü.

Age distribution : Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı.

Agnation : Bir ailede baba ve erkek üyeler yoluyla oluşan kan yakınlığı. bu tür yakınlıktan oluşan yakınlık kümesi. Soydaşlık. Akrabalık (baba tarafından). Akrabalık (baba taraf.). Baba tarafından akrabalık. Hısımlık. Akrabalık.

Alienation : Yabancılaştırma. Uzaklaşma. Yabancı emek. Aralarını açma. Yabancılaşma. Ötekileştirme. Devir. Devretme. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Dengesizlik.

 

Achievement motive : Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü. Başarma güdüsü. Başarı güdüsü. Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı.

Aesthetic : Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Bedii. Güzelduyu.

Essence and appearance synonyms : agression, affection, all round development of individual, age grade, abilities, acclimatation.