Essence türkçesi Essence nedir

  • Öz.
  • Nitelik.
  • Asıl.
  • Nefis.
  • Cevher.
  • Itır.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Bir olgunun kökenini, ırasını ve gelişme eğilimlerini belirleyen en derin, en durağan özelliklerinin ve ilişkilerinin tümü.
  • Ruh.
  • Esans.
  • Esas nitelik.
  • Esas.

Essence ile ilgili cümleler

English: The essence of liberty is mathematics.
Turkish: Hürriyetin özü matematiktir.

English: Loving is the essence of life.
Turkish: Sevmek yaşamın özüdür.

English: Individual liberty is the essence of democracy.
Turkish: Bireysel özgürlük demokrasinin temelidir.

English: Freedom is the essence of mathematics.
Turkish: Matematiğin temeli özgürlüktür.

English: This, in essence, is the secret of science.
Turkish: Bu, esas itibariyle, bilimin sırrıdır.

Essence ingilizcede ne demek, Essence nerede nasıl kullanılır?

Essence and appearance : Öz ve görünüş. Her gerçeklikte zorunlu olarak var olan iki yan. bk. öz, görünüş.

Essence of peppermint : Naneruhu.

Essence of the matter : Meselenin esas doğası. Mevzunun mahiyeti. İşin püf noktası. İşin veya meselenin özü. Konunun özü. Konunun kalbi. Dip çizgi.

Wheat essence oil : Buğday embriyosundan ekstraksiyonla veya preslemeyle elde edilen vitamin kaynağı olan doymamış yağ asitlerince zengin bir yağ, buğday germ yağı, buğday embriyo yağı. Buğday özü yağı.

 

Floral essence : Çiçek esansı.

Immunoflouressence : Bir doku veya hücredeki belirli antijenleri, floresan boyalarıyla bağlanmış antikorlarla işaretleyerek floresan ışık veren ışık kaynağına sahip mikroskoplarıyla inceleme tekniği. İmmünofloresan.

Essene : Yaklaşık olarak m.ö. 200 ve milattan sonra 100 yıllarında ölü deniz'in kuzeyindeki bölgede yaşayan museviliğin riyazetçi cemaati üyesi.

Of the essence : Çok gerekli. Çok önemli. Kritik öneme sahip.

Essential amino acid index : Eaaı. Esansiyel amino asit indeksi. Bir yem proteinindeki esansiyel amino asit miktarı, standart yumurta proteinindeki miktarla kıyaslanarak bulunan, geometrik ortalamayla hesaplanan protein değerlendirme sistemi, eaaı.

Quintessence : En özlü kısım. Özünün özü. Timsal. Örnek. Özetin özeti. Mükemmel örnek. En mükemmel örnek. Cevher. Öz.

İngilizce Essence Türkçe anlamı, Essence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Essence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Basal : Tabansal. Esas ile ilgili. Bazal. Esaslı. Tabana ilişkin. Asal. Esasa ait. Temel. Baz alınan.

Cores : Göbek. Meyve göbeği. İç. Dolgu. Çekirdek.

Aroma : Koku. Belirli bir nitelik ya da ortam. Aroma. Hava. Ortam. Gıdaların duyusal muayenelerinde çiğneme ve yutkunma sonucunda hissedilen tat ve kokunun birlikte oluşturdukları haz verici duyum, rayiha. Koku (kuvvetli ve hoş). Aroma (güzel) koku. Rayiha.

 

Aura : Atmosfer. Buhar. İzlenim. Hava. Hale. Migren ve epilepsi vakalarında görülen ve duyuları etkileyen belirti. Sıcak basması. Bir şeyin yaydığı koku. Koku.

Beginning : Başlama. Menşe. Başlangıç çekidi. Başlangıç noktası. İptida. Başlangıç. Baş. Köken. Milad.

Aesthetic : Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Estetik. Bedii.

Esprit : Neşe. Can.

Extraction : Sızdırma. Özütünü alma. Çekme. Sülale. Ekstraksiyon. Çekip çıkarma, çıkarma, özütleme. yem maddesindeki yağın organik çözücüler yardımıyla çıkarılması. Madeni yeraltından yeryüzüne çıkarma eylemi; maden işleyiminin başlıca evresi. Çıkarma.

Central : Telefon santrali. Belli başlı. Merkezde olan. Özek doğrutusunda; özekten geçen doğru boyunca. Kolayca ulaşılan. Uygun. Özeksel. Merkezi. Telefon santralı.

Achievement motive : Amaç doğrultusunda engelleri ve güçlükleri aşma azim ve kararlılığı. Başarı güdüsü. Başarma güdüsü. Herhangi bir amacı gerçekleştirme güdüsü.

Essence synonyms : mental object, cognitive content, haecceity, element, scents, distillations, affection, delicious, crux, brusker, eidola, cardinal, earmark, inwardness, age group, compositions, heart and soul, substance, awfully nice, perfume, eligibility, actuals, attribution, characteristics, age distribution, broader, basis, adaptive behavior, agression, gem, jewel, all round development of individual, daintier.

Essence ingilizce tanımı, definition of Essence

Essence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To scent. To perfume. The constituent elementary notions which constitute a complex notion, and must be enumerated to define it. Sometimes called the nominal essence.