Organ of hearing türkçesi Organ of hearing nedir

  • Belli ses dalgalarını almaya yarayan ve ikincil duygu hücrelerinden meydana gelmiş olan organlar; kulak, böceklerde ses alan kıllar, timpanal organ.
  • İşitme kılganı.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • İşitme organı.

Organ of hearing ingilizcede ne demek, Organ of hearing nerede nasıl kullanılır?

Organ : Erganun. Araç. Organ. Vasıta. Org. Belli bir göreve sahip vücut parçası veya oluşum, organa. Alet. Yayın kılganı. Kılgan. Organizma içinde özel görevleri olan ve dokulardan oluşmuş, karaciğer; böbrek, kalp gibi yapılar.

Of : -den. Den. Nin. -nın. -in. Yüzünden. -li. -dan. Hakkında. Li.

Hearing : İşitme duyusu. Görüşme. Soruşturma. İşitme. Oturum. Sorgu. Ses erimi. Söz hakkı. Celse. Açıklama.

Organ of bojanus : Bojanus organı. Yassı solungaçlıların boşaltım organı.

Organ of corti : Duymak için özel duyusal reseptörler içeren koklea bölümü (alfonso corti'nin ismini verdiği). Corti organı.

Out of hearing : Duyulamayacak kadar uzakta. Çok uzakta. Duyulamıyacak uzaklıkta. Duyma mesafesi dışında. İşitemeyecek uzaklıkta.

Be hard of hearing : Ağır işitmek. Kulağı ağır işitmek.

Sense of hearing : İşitme duyusu.

The power of hearing : İşitme gücü. Duyabilme yeteneği. Duyma hassasiyeti.

Defect of hearing : Olağan yakınlıktaki bir kaynaktan çıkan olağan güçteki sesin dış, orta ve iç kulaktan geçerek beyne ulaşıp tam olarak algılanmaması sonucu sağırlık ya da ağır işitme biçiminde beliren özür. bk. ağır işiten, sağır. İşitme özürü.

 

İngilizce Organ of hearing Türkçe anlamı, Organ of hearing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Organ of hearing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

Acacia : Mimoza. Akasya sakızı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Salkım ağacı.

Aardvark : Yer domuzu. Karınca yiyen. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Borudişli.

 

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Auris : Kulak. Duyum için kullanılan vücut parçası.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

A cells : Alfa hücreleri. A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

Organ of hearing synonyms : auditory apparatus, abo blood groups system, abramis zone, abambulacral area, abiotic factor, a site, a cell, a protein, abiotic environment.