Otters türkçesi Otters nedir

  • Su samuru.
  • Çok iğneli olta takımı.
  • Yan şamandırası.
  • Susamuru.
  • Lutr.

Otters ile ilgili cümleler

English: Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Turkish: Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.

English: He is a member of a potters' guild.
Turkish: O, çömlekçiler loncasının bir üyesi.

Otters ingilizcede ne demek, Otters nerede nasıl kullanılır?

Allotters : Hisselere ayıran kimse. Pay dağıtan kimse. Tahsis eden kimse.

Blotters : Kurutma kağıdı. Günlük olay kaydı. Kayıt defteri. Sümen. Not defteri. Karakol kayıt defteri. Gündelik hesapları içeren defter.

Cotters : Anahtar. Maşalı pim. Supap tırnağı. Kopilya. Çatal pin. Çivi. Kama.

Dotters : Nokta koyan kimse veya şey. Almanya susamı. Noktalar yapmak için kullanılan alet. Ketencik. Yumurta sarısı. Noktalayıcı.

Garotters : Boğarak öldüren kimse.

Sandlotters : Boş alanda spor oynayan kimse. Terkedilmiş boş arazide spor yapan kimse.

Spotters : Mağaza güvenlik görevlisi. Gözcü. Dedektif.

Knotters : Düğüm çözen kimse. Düğüm atan şey. Düğün söken veya çözen şey. İplik yapma işlemi sırasında iplik birleştiren makine. İplik düğümleme cihazı. Düğümleyen kimse. İplik birleştirme makinesi. Budak makinesi. Düğüm atan kimse.

 

Harlem globetrotters : Eşsiz ve komik basketbol oynama tarzı ile ünlü olan new york'un harlem semtinin basketbol takımı (abd).

Plotters : Kışkırtıcı. Plan yapan kimse. Entrikacı. Komplocu.

İngilizce Otters Türkçe anlamı, Otters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Otters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sea otter : Etçiller (camivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 125 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, ayakları yüzgeç biçiminde, kürkü çok değerli bir tür. Deniz samuru. Kuzey pasifik kıyılarının kalın koyu kahverengi kürklü büyük deniz su samuru.

Separateness : Şahsiyet. Bağlantısız olma özelliği. Açıklık. Ayrılmış olma özelliği. Çeşitlilik. Ayrılık. Ayrılma özelliği. Fark. Özgünlük. Ayrı olma özelliği.

Common otter : Etçiller (carnivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 45 cm kadar kuyruğu olan, parmakları perdeli, iyi yüzen, tüyleri koyu kahverenkli bir tür.

Otherwise : Ayrıca. Aksi halde. Olmazsa. Yoksa. Başka bakımlardan. Sonra. Başka. Farklı. Farklı bir şekilde. Aksi takdirde.

Otherness : Ayrılmış olma özelliği. Özgünlük. Ötekilik. Ayrı olma özelliği. Farklılık. Diğerlerinden farklı olma durumu.

Past : Yanından geçerek. Evveliyat. Ötesinde. Sona ermiş. Geçmiş zaman. Geçmişte kalan. Dilb.geçmiş. Mazi. Bir kimsenin geçmişi. Geçen.

Opposite : Karşıda olan. Karşısında. -in karşısında. Karşı yönde. Ters. Karşısındaki. Aksi. Karşılıklı. Aleyhinde.

New : Değişik. Acemi. Yeni olarak. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler. Gıcır. Yeni tarihli. Yeni. Görülmemiş. Turfanda.

 

Separate : Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Ayrıştırmak. Müstakil. Çıkmak. Ayrık. Ferdi. Tecrit etmek. Ayrı. Kopmak.

Another : Bir. Başka bir. Öbür. Bir başkası. Öbürü. Bambaşka. Farklı. Diğeri. Ayrı. Başkası.

Otters synonyms : some other, different, distinctness, otter.

Otters zıt anlamlı kelimeler, Otters kelime anlamı

Joint : Müşterek. Ortak. Birlikte. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Kırılmış bir kayacın parçaları arasında, gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Ek yeri. Ortaklaşa. Birleştirmek. Eklemek.

Same : Aynı şey. Eşit. Aynı. Benzer. Tıpkı. Özdeş. Sataktaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışımını sağlama. Farksız. Farketmez. Sürüm.

Future : Gelecek zaman. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Ati. Gelecek zaman kipi. İleriki. Gelecekte olacak şey. Yarın. İstikbal. İleri. Müstakbel.

Otters antonyms : present.