Sea otter türkçesi Sea otter nedir

  • Su samuru.
  • Kuzey pasifik kıyılarının kalın koyu kahverengi kürklü büyük deniz su samuru.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Etçiller (camivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 125 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, ayakları yüzgeç biçiminde, kürkü çok değerli bir tür.
  • Deniz samuru.

Sea otter ile ilgili cümleler

English: Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Turkish: Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.

Sea otter ingilizcede ne demek, Sea otter nerede nasıl kullanılır?

Sea : Derya. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Dalga. Deniz. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Okyanus. Denizle ilgili. Umman.

Otter : Su samuru. Samur kürk. Yan şamandırası. Susamuru. Çok iğneli olta takımı. Lutr.

Sea air : Denizde bulunan taze tuzlu hava. Deniz havası.

Sea anchor : Deniz demiri. Açık deniz demiri. Sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt. Deniz çapası. Denizdeyken bir gemiyi bir yerde tutmak için kullanılan cihaz.

Sea anemon : Sölenterler (coelenterata) alt bölümünden, knidliler (cnidaria) filumunun, mercanlar (anthozoa) sınıfından, çok sayıda, uzun, dokunaçları bulunan, akdeniz'de yaşayan türleri içine alan bir cins. Denizşakayığı.

 

Sea anemone : Deniz şakayığı. Denizşakayığı. Taçyaprağı şeklinde dokungaçları ve jelatinimsi gövdesi olan deniz polipi. Sölenterlerden knidliler (cnidaria) filumunun, mercanlar (anthozoa) sınıfından dokunaçları oldukça kısa, kırmızı, mavi, yeşil renkli, yalnız yaşayan türleri içine alan bir cins. Deniz anemonu. Denizgülü. Anemon. Deniz şakayıkı.

Sea ape : Deniz su samuru. Deniz maymunu.

İngilizce Sea otter Türkçe anlamı, Sea otter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sea otter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Otters : Susamuru. Lutr. Çok iğneli olta takımı. Yan şamandırası.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

 

Otter : Yan şamandırası. Susamuru. Samur kürk. Lutr. Çok iğneli olta takımı.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Karınca yiyen. Yerdomuzu. Borudişli.

Sea otter synonyms : acacia, a cells, abductor muscle, common otter, aardvarks, abiotic factor, abramis zone, aardwolf, a chromosome.