Outline türkçesi Outline nedir

  • Oyunluğun özetten başlayarak geliştirilmesine geçilirken çalışmalarda yardımcı olacak metin.
  • Dış çizgi.
  • Hulasa.
  • Ana hatlarıyla belirtmek.
  • Ana hat.
  • Özet.
  • Taslağını çizmek.
  • Bir oyunluk çalışmasının ilk aşamasını oluşturan, filmin konusunu en kısa yoldan beş altı sayfa içinde anlatan, filmin konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan metin. tamamlanmış bir filmin, çeşitli amaçlarla hazırlanmış kısa öyküsü.
  • Bir oyunun konusunu kısaca anlatan, bu konu üzerinde aydınlatıcı noktaları gösteren kısa bilgi.
  • Özetlemek.
  • Taslak.
  • Çerçeve.
  • Bir oyunun yazılmadan önce konusunu gösteren kısa bilgi. bir oyunun konusunu en kısa yoldan anlatan, oyunun konusu üzerinde ilgilileri aydınlatan yazılı bilgi.
  • İskelet.
  • Anahatlarıyla çizmek.
  • Ana çizgiler.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Kontur.
  • Krokisini yapmak.

Outline ile ilgili cümleler

English: First, I'm going to do an outline of my new website.
Turkish: Önce, yeni internet sitemin bir şemasını çizeceğim.

English: Tom gave Mary a brief outline of his plan.
Turkish: Tom, Mary'ye planının kısa bir özetini verdi.

English: He gave me a brief outline of the plan.
Turkish: Bana planın kısa bir özetini verdi.

English: He sketches the outline of the machine.
Turkish: O, makinenin ana hatlarını kısaca anlatır.

 

English: School clubs need to clearly outline the community service projects they plan to do for the upcoming school year.
Turkish: Okul kulüpleri yaklaşan okul yılı için yapmayı planladıkları kamu hizmeti projelerini açıkça ana hatlarıyla belirtmelidir.

Outline ingilizcede ne demek, Outline nerede nasıl kullanılır?

Outline all : Tümü anahatlı. Tümü anahat.

Outline border : Kontur.

Outline dragging : Sürükleme çizgileri.

Outline form : Başlıklandırma biçimi. Başlıklandıra biçimi.

Outline level : Ana hat düzeyi. Anahat düzeyi. Düzey çerçevele.

Clear outline : Temizle seviyelendirme. Seviyelendirmeyi kaldır.

Outline views of folders : Klasörlerin düzeylendirilmiş görüntüsünü. Klasörleri düzeylendirilmiş görüntüsü.

Auto outline : Otomatik seviyelendir. Otomatik sınırlama. Özdevinimli seviyelendirmek.

Show outline symbols : Seviyelendirme simgelerini göster.

Outline master : Asıl anahat.

İngilizce Outline Türkçe anlamı, Outline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adumbrating : Anıştırmak. Dokundurmak. İma etmek. Hissettirmek. Kinayeli kinayeli konuşmak. Sezdirmek.

Diagramed : Resim. Diyagram. Grafik. Diyagramını çizmek. Şema. Çizem. Çizge. Diyagram ile göstermek. Plan.

Adumbrate : Hissettirmek. Dokundurmak. Kinayeli kinayeli konuşmak. İma etmek. Sezdirmek. Anıştırmak.

Casements : Perdelik pamuklu kumaş. Pencere kanadı. Kaplama. Açılan pencere. Kanatlı pencere.

Limits : Hudut hatları. Hudut. Sınırlar. Limitler.

Bounds : Sınır. Sınırlar. Kısıtlamak. Sınır çizgileri. Sıçramak. Zıplamak. Sınırlarını çizmek. Zıplaya zıplaya gitmek. Sekip geri gelmek. Sınırlamak.

 

Lineation : Çizgi ile işaretleme. Çizgi çizme. Çizgi dizisi. Çizilim. Çizgilerle bölme. Çizgi düzeni. Başkalaşım kayaçlarının dokularında, elemanların, koşut çizgiler boyunca dizilmesi özelliği.

Synopses : Toplu bakış. İlk üç incil. İcmal. Hülasa.

Briefed : Kısa. Bilgilendirmek. Brifing yapmak. Talimat. Talimat veya bilgi vermek. Kısa ve öz. Avukat tutmak. Avukat. Dava özeti.

Briefer : Kısa. Özlü. Daha kısa. Kısa ve öz.

Outline synonyms : boundary, designment, skyline, brief, key line, abstract, block out, headnotes, compress, contoured, compend, compendia, main line, precis, abridgements, delineates, outlined, breviate, base line, briefest, depict, atomy, anatomies, outlining, carcases, shape forth, abridgment, anatomy, con dense, adumbrates, headnote, gist, delineating.

Outline ingilizce tanımı, definition of Outline

Outline kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The exterior line or edge. To draw the outline of. The line which marks the outer limits of an object or figure. Contour.