İskelet nedir, İskelet ne demek
İskelet; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih

- Kuru, çıplak.
- Bir şeyi oluşturan temel çatı.
- Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü.
- Bir eserin genel planı.
- Çok zayıf.
"İskelet" ile ilgili cümleler
- "Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik." - Ö. Seyfettin
- "Bir romanın iskeleti."
- "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu." - H. E. Adıvar
- "Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Hayvana yük yüklerken fileyi ve urganı tutturmak için semerin arkasına çakılan yarım halka biçimindeki yassı demir.
Biyoloji'deki anlamı:
Bir hayvanın destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü; omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı.
Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:
[Bakınız: çatı]
Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:
Heykel yapımında kilin içine konulan, tel ve demirden yapılmış, betiye uygun çatkı.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
Omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı.
Zooloji alanındaki anlamı:
(Yun. skeletos=sert): Geniş anlamda herhangi bir hayvanın, destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü; omurgalı hayvanların iç organları koruyan ve destekleyen kemik ve azçok kıkırdaklı bir çatı yapısı.
İngilizce'de İskelet ne demek? İskelet ingilizcesi nedir?:
skeleton
Fransızca'da İskelet ne demek?:
armature
Osmanlıca İskelet ne demek? İskelet Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
kadîd
İskelet hakkında bilgiler
İskelet, canlılarda kemiklerden oluşmuş eklem ve bağlarla birbirine tutturulmuş, etrafı kaslarla sarılı destek yapıya denir. İskelet veya iskelet sistemi, biyolojide canlı organizmaya fiziksel destek sunan,iç organların korunmasını sağlayan, çoğunlukla minerallerden oluşan bir organdır. İskelet organizmanın kendine özgü şeklinin oluşmasını sağlar.İskelet sisteminde yassı,uzun ve kısa kemikler olmak üzere üç çeşit kemik türü vardır.
İskelet ile ilgili Cümleler
- Onların Park caddesindeki bir evin bodrumunda gömülmüş bir iskelet bulduklarını duydum.
- Binanın iskeleti artık tamamlandı.
- Araştırmacılar mağarada bir iskelet keşfettiler.
- Her dolapta bir iskelet var.
- Ali ailesinin geçmişini araştırırken dolabın içinde bazı iskeletler buldu.
- O sadece bir iskelet gibi görünüyor.
- O, o kadar zayıftır ki bir iskelet gibi görünüyor.
İskelet anlamı, kısaca tanımı:
Kemik : İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.
İskelete dönmek : Çok zayıflamak.
İskelet gibi : Çok zayıf.
İskeleti çıkmak : Çok zayıflamak.
İskelet mobilya : Oturma grubuna giren koltuk, kanepe, sandalye, kolçaklı sandalye, sallanan koltuk vb. mobilyanın masif ağaç malzemeden yapılmış olan esas taşıyıcı kısımları.
Gemi iskeleti : Geminin gövdesinin yapılmasından önceki ana yapısı.
İskele : Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Geminin sol yanı. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı.
İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.
Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
Beden : Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde. Kale duvarı. Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. Giysilerde ölçü.
Çatı : Barınılan, sığınılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.
Teşrih : İskelet. Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma, açımlama. Anatomi.
Yumuşak : Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Sessiz, hafif. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kolaylıkla işlenebilen.
Bölüm : Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
Canlı : Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canlı yayın. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan.
Bir : Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Beraber. Aynı, benzer. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler.
Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.
Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Başarısızlığı gösteren not. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Çok az.
Kuru : Akıcı olmayan, duygudan yoksun. Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Etkisi ve sonucu olmayan. Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Canlılığını yitirmiş (bitki). Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Kuru fasulye. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Salgısı olmayan.
Çıplak : Yoksul (kimse). Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. Üzerinde yaprak olmayan. Yalın, süssüz. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.
Diğer dillerde İskelet anlamı nedir?
İngilizce'de İskelet ne demek? : adj. skeletal
n. skeleton, bones, atomy, framework, outline, carcase, carcass, frame
Fransızca'da İskelet : squelette [le], armature [la], charpente [la]
Almanca'da İskelet : n. Gerippe, Karkasse, Knochenbau, Skelett, Tod
Rusça'da İskelet : n. скелет (M), остов (M), костяк (M), каркас (M), основа (F)
adj. скелетный, арматурный

Bu kısımda İskelet nedir? İskelet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İskelet tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İskelet hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.