Over time türkçesi Over time nedir

Over time ile ilgili cümleler

English: Always use distilled water in steam irons because using ordinary water will cause a mineral build-up over time that will clog the steam holes.
Turkish: Normal su kullanmak zamanla buhar deliklerini tıkayacak mineral birikmesine sebep olacağı için buharlı ütülerde her zaman damıtılmış su kullan.

English: Over time, things only got worse.
Turkish: Zamanla, şartlar yalnızca kötüleşti.

English: At first, we weren't familiar at all. Over time we got to know each other.
Turkish: İlk başta birbirimizi hiç tanımıyorduk. Zamanla birbirimizi tanıdık.

English: Things change over time.
Turkish: Şeyler zamanla değişir.

Over time ingilizcede ne demek, Over time nerede nasıl kullanılır?

Over : Bitmiş. Üzerinden. Yukarıya. Üzerine. Yukarıda. Fazladan. Aşkın. Fazla. Üstüne. Sona ermiş.

Time : Tempo tutmak. Süre tutmak. Müddet. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Saat tutmak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Defa. Zamanlama yapmak. Yerbilim zamanı.

 

Over a barrel : Sıkışık durumda. Zor bir durumda.

Over again : Bir kere daha. Bir daha. Yeniden. Baştan. Yeni baştan. Tekrar.

Over against : Buna karşılık. Buna karşın. Bunun karşılığında. Karşı karşıya. Karşısında.

Over and over : Tekrar tekrar. Yuvarlanarak tekrar tekrar. Defalarca. Yuvarlanarak. Üst üste. Sık sık. Paldır küldür.

İngilizce Over time Türkçe anlamı, Over time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Over time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In the process of time : Zaman geçtikçe.

Overworking : Fazla çalışmak. Çok çalıştırmak. Fazla uzun çalışma saatleri. Sürmenaj.

Overwork : Fazla çalıştırma. Fazla çalışmak. Çok çalıştırmak. Gergin. Kapasitesinden fazla çalıştırmak. Ek mesai. Aşırı heyecanlı. Forse çalışma. Fazla çalıştırmak.

In time : Vakitli. Zamanında (yetişmek). Zamanında. Sırası gelince. Uygun tempoda. Erken. Zaman içinde. Bir süre sonra. Nihayet.

In due course : Zamanında. Bilmünasebe. Zamanı gelince. Sırası geldiğinde. Vaktinde veya zamanında. Sırası gelince. Vakti gelince. Vaktinde.

In course of time : Zamanın akışı içinde.

Overworks : Çok çalıştırmak. Çok iş. Aşırı heyecanlı. Fazla çalıştırmak. Ek mesai. Kapasitesinden fazla çalıştırmak. Fazla çalışmak. Forse çalışma. Fazla çalıştırma.

In the course of time : Vaktinde veya zamanında. Zaman içerisinde. Yıllar geçtikçe. Zamanında. Vaktin geçmesiyle. Geçen zaman içinde. Zaman geçtikçe.

In the long run : En sonunda. Nihayet. Uzun vadede. Sonunda. Eninde sonunda.

Over time synonyms : with time, in process of time, overtime work, with the lapse of time, overtime, eventually, by and by.