Overate türkçesi Overate nedir

  • Fazla kaçırmak.
  • Tıkınmak.
  • Gereğinden fazla yemek yemek.
  • Tıka basa yemek.
  • Fazla yemek.
  • Domuz gibi yemek.
  • Fazla yemek yemek.
  • Çok yemek yemek.
  • Çok yemek.

Overate ile ilgili cümleler

English: The reason Ali got sick was because he overate.
Turkish: Ali çok fazla yediği için hastalandı.

English: The reason Tom got sick was because he overate.
Turkish: Tom'un hastalığının nedeni fazla yemekti.

Overate ingilizcede ne demek, Overate nerede nasıl kullanılır?

Overattached : Sıkı bağlı. Çok bağlı. Aşırı bağlı.

Overattentive : Aşırı özen gösteren. Aşırı özverili. Çok kibar. Aşırı dikkatli.

Overattentively : Aşırı özen ile. Fazla özveri ile. Aşırı ilgi ile.

Overattentiveness : Aşırı düşünceli olma. Aşırı dikkatlilik. Aşırı ilgili olma.

Proveratrin a : Proveratrin-a. Ak çöpleme bitkisinin (veratrum album, v. viride) kök ve yumrularında bulunan, yapı yönünden kalp glikozitlerine benzeyen bir veratrin alkaloidi.

Overachieved : Beklenilenden daha başarılı olmak. Beklenilenden fazlasını başarmak.

Overabound : Çok dolu olmak. Çok fazla olmak. Aşırı bol olmak. Haddinden fazla olmak.

Overabundance : Fazlalık. Bolluk. Aşırı miktar. Aşırı bolluk. Fazla meblağ. Aşırılık.

Proveratrin b : Ak çöpleme bitkisinin (veratrum album, v. viride) kök ve yumrularında bulunan, yapı yönünden kalp glikozitlerine benzeyen bir veratrin alkaloidi. Proveratrin-b.

 

Overaccumulation of capital : Aşırı birikim. Yatırımlardaki artışın kar oranlarındaki düşmeye yol açması durumu. krş. kar oranının düşme eğilimi yasası.

İngilizce Overate Türkçe anlamı, Overate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Binges : Cümbüş. Alem. İçki alemi. Eğlence. Bir şeyin aşırı derecede yapıldığı süre. Çilingir sofrası. Çok fazla içki içilen süre. Aşırı veya çok yemek. İçki alemi yapmak.

Go : Yapılmak. Devrolunmak. Girmek. Yok olmak. Sonuçlanmak. İlerlemek. İşlemek. Koyulmak. Geçmek. Yayılmak.

Battens : Şişmanlamak. Sağlamlaştırmak. Semirmek. Sırtından geçinmek. Tirizlerle. Sağlama almak.

Crams : Sınav için çok çalışmak. Sınava hazırlamak. İnekletmek. Tıka basa yedirmek. Çok çalışmak. Semirtmek. Tıkıştırmak. Sınava çalışmak. Tıkmak.

Overdrinking : Çok fazla içmek (özellikle alkollü içecekler). Ölçüyü kaçırmak. Ölçüyü kaçırmak (içki vb).

Bolted : Cıvata ile tuttur. Cıvata ile tutturulmuş. Elemek. Tülbentten geçirmek. Tüymek. Fırlamak. Sürgülemek. Çekilmek (partiden). Demirli.

Overdrunk : Ölçüyü kaçırmak. Çok fazla içmek (özellikle alkollü içecekler). Ölçüyü kaçırmak (içki vb).

Gorges : Atıştırmak. Geçit. Yemek atıştırmak. Tıka basa doldurmak. Tiksinti. Oburluk. Gırtlak. Boğaz.

Gourmandise : Oburca yemek. (fransızca) iyi yiyecek ve içeceklere değer verme veya kontrol edilemeyen zevk alma (şaraplar gibi). Damak tadına sahip olma. Mideye indirmek.

 

Run : Akmak. Yarışmak. Göstermek (film). Kaçakçılığı yapmak. Bilgisayar, bilişim, iktisat alanlarında kullanılır. İşlemek. Birbirini izleyen başlangıcı ve sonu belirlenmiş zaman aralıkları. Oynatmak. İşletmek. Otlatmak.

Overate synonyms : load, ingurgitate, engorges, eat like a pig, gormandizes, roll, gorge, engorge, service, bolt, englut, gormandizing, gourmandize, ate, battening, bolts, gormandized, stodged, batten, overeats, serve, overdrink, engorging, gorging, eat, double, warm up, work, overdrinks, binge, feasted, overgorge, glut oneself.

Overate zıt anlamlı kelimeler, Overate kelime anlamı

Malfunction : Arıza. İşlev bozukluğu. Görev bozukluğu. Tekleme. Tutukluk. Kötü çalışmak. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Teklemek. Kullanım dışı kalmak. Aksaklık.

Net : Ağ. Oyun alanını ortadan ikiye bölen ve ortasında yerden yüksekliği 91 cm. olan ipten kafes örgü. Masatopu oyununda alanı iki eşit bölüme ayıran, uzunluğu 1.83 m., üst kenarının masa yüzeyinden yüksekliği 15,5 cm. olan ipten kafes örgü. Süzek. Işığın önüne konan ince kumaş ya da tülden yarı saydam yayındırıcı. Tül. Herhangi bir ölçüden çıkarılması gerekenler çıkarıldıktan sonra kalan bölük. Amaca uygun işlemlerle arıtılmış ya da çıkarılması gerekli öğelerden ayıklanmış olan. Değişik su ürünlerinin takılarak, dolanarak ve hareketli bir torbada toplanarak avlanması amaçlarına yönelik olarak tasarlanan ve donatılan, göze büyüklüğüne bağlı olarak objenin bir kısmını geçiren, bir kısmını sıkıştıran veya geçmesini engelleyen, gözelerden oluşan, çeşitli biçim ve büyüklükte olan bir yüzey yapıtı. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde.