Overpress türkçesi Overpress nedir

  • Ek yeri çıkıntısı.

Overpress ingilizcede ne demek, Overpress nerede nasıl kullanılır?

Overpressure : Fazla basınç. Aşırı basınç. Atmosfer üstü basınç. Aşırı tazyik.

Overprecise : Çok kesin. Çok dakik. Çok doğru.

Overpraise : Aşırı övmek. Haddinden fazla övmek. Methiye düzemek. Fazla methetmek. Fazla övmek.

Overpraised : Methiye düzemek. Haddinden fazla övmek. Haddinden fazla övülen. Aşırı övülen. Fazla övmek. Fazla methetmek. Aşırı övmek.

Overpraises : Aşırı övmek. Fazla methetmek. Fazla övmek. Haddinden fazla övmek. Methiye düzemek.

Overprices : Fazla fiyat koymak. Fazla yüksek fiyat koymak. Fiyatından fazla rakam söylemek. Çok yüksek fiyat vermek.

Overprinting : Üzerine yeniden basmak. Çok koyu basmak (fotoğrafçılık terim). Üst baskı. Fazla basmak.

Overpriced : Yüksek fiyatlandırılmış. Değerinden fazla fiyatlandırılan. Pahalı.

Overpricing : Fiyatından fazla rakam söylemek. Korkunç fiyatlar koyma eylemi. Aşırı yüksek fiyat koyma durumu. Fazla yüksek fiyat koymak. Yüksek fiyatlandırma. Fazla fiyat koymak.

Overprint : Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyarkatın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması; bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar. tv. aynı sonucun, ayrı alıcılardan gelen resimlerin aynı anda verilmesiyle televizyonda sağlanması. Renkleri üst üste yazdır. Bindirme. İlave bilgiler basmak. Üstüne yeniden basmak. Üst baskı. Üstüne bastırma. Üstüne basmak. Üstüne yazma. Çok koyu basmak (fotoğrafçılık terim).

 

İngilizce Overpress Türkçe anlamı, Overpress eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overpress ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exaggerate : Büyültmek. Büyütmek. İleri gitmek. Abartılı konuşmak. Obartmak. Artırmak. Abartmak. Şişirmek. Aşırıya kaçmak. Mübalağa etmek.

Overstate : Dallandırmak. Şişirmek. Abartmak. Artırmak. Büyütmek. Mübalağa etmek.

Apparel : Esvap. Donatmak. Kılık. Kıyafet. Giysi. Elbise. Süs. Giyecek. Giyim kuşam. Üst baş.

Overpassed : Geçmek. Üstgeçit. Görmezden gelmek. Üst geçit. Köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol. Aşmak.

Fit out : İhtiyaçlarını sağlamak. Donatmak. Gerekli malzemeler ve ihtiyaç maddeleri ile desteklemek. Teçhiz etmek. Elbiselerini karşılamak. Elbiselerini giymek. Gerekli ekipmanlarla donatmak.

Amplify : Güçlendirmek. Kuvvetlendirmek. (sesi) artırmak. Yükseltmek (ses). Büyütmek. Yükseltmek. Artırmak. Geniş olarak açıklamak. Gücünü artırmak. Kuvvetlendirmek (sesini).

Overpass : Üst geçit. Geçmek. Köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol. Üstgeçit. Görmezden gelmek. Aşmak. Yukarıdan geçen yol. Bkz.flyover.

Overdraw : Hesaptan fazla para çekmek. Bankalardaki hesabı aşan tutarda çek yazmak. Hesabı aşmak. Hesap mevcudundan fazla para çekmek. Abartmak. Abartarak anlatmak. Fazla germek (yay vb.). Bankadaki hesaptan daha fazlası kadar çek çekmek. Bankadaki hesabından fazla çekmek. Fazla para çekmek.

 

Clothe : Kaplamak. Örtmek. Giysi sağlamak. Güzel bir dille anlatmak. Giydirmek. Zenginleştirmek. Renklendirmek. Üstünü örtmek. Bürümek. Sarmak.

Overpasses : Aşmak. Yukarıdan geçen yol. Geçmek. Üstgeçit. Üst geçit. Görmezden gelmek. Köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol.

Overpress synonyms : overclothe, enclothe, hyperbolise, tog, hyperbolize, magnify, habilitate, overflush, raiment, garment, overemphasize, garb, dress, overemphasise.

Overpress zıt anlamlı kelimeler, Overpress kelime anlamı

Underdress : İçine giydirmek. Kötü giyinmek. Altına giymek. Sade giyinmek. Hafif giyinmek.

Undress : Elbiselerini çıkarmak. Ev elbisesi. Gündelik elbise. Dökülüp saçılmak. Soymak. Sargısını açmak. Soyunmak. Üniforma. Giysilerini çıkarmak.

Understate : Hafife almak. Tefrit etmek. Küçümsemek. Olduğundan eksik göstermek. Küçük söylemek. Olduğundan az göstermek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek.

Overpress ingilizce tanımı, definition of Overpress

Overpress kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To bear upon with irresistible force. To overwhelm. To crush.