Oxbow türkçesi Oxbow nedir

  • Akmaz.
  • Kuzey dakota eyaletinde şehir.
  • Boyunduruk.
  • Atnalı şeklinde kıvrım.
  • Kopuk nehir kolu.
  • Akmaz göl.

Oxbow ingilizcede ne demek, Oxbow nerede nasıl kullanılır?

Oxbow lake : Akmaz göl. Akmaz. Kopmuş eski mendereslerin yerlerinde, akarsu yatağından ayrılarak akmaz duruma gelmiş at nalı biçiminde gölcük.

Oxbows : Akmaz göl. Kopuk nehir kolu. Akmaz. Atnalı şeklinde kıvrım. Kuzey dakota eyaletinde şehir. Boyunduruk.

Oxblood : Koyu kırmızı.

Oxbloods : Koyu kırmızı.

Boxberry : Keklik üzümü.

Roxburgh : İskoçya'da bölge.

İngilizce Oxbow Türkçe anlamı, Oxbow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oxbow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chain : Silsile (dağ). Ölçme zinciri. Sünger av aracı olan kankavada dingilin dayanıklılığını artırmak için kurşun yakanın tamamen arkaya dönerek görevini yapamaz hale gelmesini engellemek ve sistemi vinç teline bağlamada kullanılan beş adet zincir. Dekor zinciri. Zincirlemek. Ölçme zinciri ile ölçmek. Silsile. Zincir. Dekoru tutmaya yarayan zincir. Elini kolunu bağlamak.

Crowfoot : Kazayağı. Düğün çiçeği. Göz kenarı kırışıklıkları. Göz kenarındaki kırışıklık. Göz kırışıklıkları. Basur otu. Düğün çiçeğigiller (ranunculaceae) familyasından, çok yıllık, otsu, gösterişli sarı çiçekleri olan bir bitki. parlak çiçek. Düğünçiçeği (botanik terimi).

 

Pilloried : Dillere düşürmek. Elaleme rezil etmek. Teşhir direği. Boyundurukla sergilemek. Rezil etmek. Boyundurukla teşhir etme. Sergi direği.

Meander : Dolambaçlı yoldan gitmek. Kıvrıla kıvrıla akmak. Dolanmak. Dolana dolana gitmek. Kıvrılmak. Avare dolaşmak. Gezinmek. Boş boş dolaşmak. Kıvırmak. Dolanıp durmak.

Pillory : Sergi direği. Ceza boyunduruğuna bağlayarak teşhir etmek. Boyunduruk (suçlular için). Elaleme rezil etmek. Rezil etmek. Boyundurukla sergilemek. Rezil etme. Teşhir direği. Boyundurukla teşhir etme.

Crowfoots : Kazayağı. Düğün çiçeği. Tavşan ayağı. Turnaayağı. Göz kenarındaki kırışıklık. Göz kenarı kırışıklıkları. Göz kırışıklıkları. Payanda. Göz kenarındaki kırışıklıklar.

Viscous : Viskoz. Akışkansı. Akışkan olmayan. Viskozlu. Yapış yapış. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kalın, koyu, pıhtılaşmış, yapışkan. Ağdalı. Visköz.

Viscose : Akışkanlığı az olan, akışa direnç gösteren, az akışkan, visköz. Ağdalı. Viskoz. Viskon. Yapışkan madde.

Land : Yere inmek. Kişisel arazi. Arsa. Diyar. Çakmak. Toprak. Aynı türden toprak parçası. Arazi. Memleket.

Lentous : Kolayca gevşetilemeyen. Direngen. Azimli. Ağdalı. Yapışkan. Akışkanlığı az olan. Yapış yapış ve kalın. İnatçı. Yapış yapış.

Oxbow synonyms : oppression, viscoses, oppressions, solid ground, headlock, half nelson, earth, standing, oxbows, dry land, ox bow lake, headlocks, terra firma, ground, stagnant, lintel, oxbow lake, pillories, cross timber, chains, abandoned meander.

Oxbow ingilizce tanımı, definition of Oxbow

Oxbow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, anything so shaped, as a bend in a river. A frame of wood, bent into the shape of the letter U, and embracing an ox`s neck as a kind of collar, the upper ends passing through the bar of the yoke.