Paralyzing türkçesi Paralyzing nedir

Paralyzing ingilizcede ne demek, Paralyzing nerede nasıl kullanılır?

Paralyzant : Paralizan.

Paralyzation : Felç etme. Felç olma.

Paralyze : Çarpmak. Felç etmek. Felce uğratmak. Sakatlamak. Felçe uğratmak. Kötürüm etmek. Felce uğramak. Aksatmak. Durdurmak.

Paralyzed : Kötürüm. İnmeli. Paralize. Çarpık. Felce uğramış. Felçli.

Paralyzer : Paralizör. Felce uğratan. Paralize.

Become paralyzed : Çarpılmak. Kötürüm olmak. Felce uğramak. Felç olmak.

Paralysation : Aksama. Felç olma.

Paralyser : Paralize. Paralizör. Felce uğratan.

Paralyses : Nüzul. Felç olma. Paralizi. Durdurulma. Kötürümlük. İnme. Felç. Paraliz.

Paralympics : Engelli olimpiyatları. Engelliler olimpiyatı. Engelli sporcular için spor müsabakaları. Paralimpik veya engelli olimpiyat oyunları.

İngilizce Paralyzing Türkçe anlamı, Paralyzing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paralyzing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hampering : Engelleyen. Zorluk çıkarmak. Köstek olmak. Engelleyici. Engellemek. Engel olmak.

Palsy : Felce uğratmak. Titreme. Felç. Nüzul. Acizlik. Sarsaklık. Sürekli titremeye yol açan hastalık. İnme. Kötürüm yapmak.

Block : Deneysel tasarımda amacı, konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek, böylece hatayı azaltmak olan, deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi. Bloke etmek. Önünü kesmek. Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş, oldukça dengeli, kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi. Blok. Kalıplamak. Teknik ya da mantıksal nedenlerle bir birim gibi düşünülen ve işlem gören bir tutanak dizgisi, sözcük dizgisi ya da damga dizgisi, özellikle mıknatıslı kuşak üzerindeki bilginin, kuşak deviniminin başlamasıyla durması arasında, aralıksız, bir seferde okunan kesimi, bk. mantıksal tutanak, fiziksel tutanak. Işık ve elektron mikroskobunda incelemek üzere yumuşak biyolojik dokuların ince kesitlerinin alınabilmesi için tespit, suyunu alma vb. gibi çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra parafin, epon, araldit vb. gibi maddeler içinde hazırlanan kalıpları. Duvar. Ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

 

Disturb : İhlal etmek. Karıştırmak. Huylandırmak. Huzursuz etmek. Taciz etmek. Endişelendirmek. Rahat vermemek. Rahatsız etmek. Bozmak.

Hamstrung : Sakatlamak. Başarısız. Topal etmek. Topuk kirişini keserek sakatlamak. Baltalamak. Sakat. (mecaz) eli kolu bağlı olmak. Sonuç getirmeyen.

Abolishes : İptal etmek. Bozmak. Hükümsüz kılmak. Kaldırmak. Ortadan kaldırmak. Lağvetmek. Yürürlükten kaldırmak. İlga etmek. Feshetmek.

Palsying : Kötürüm yapmak. Felç olmak. Felç. Sarsaklık. Titreme. Nüzul. Sürekli titremeye yol açan hastalık. Felce uğratmak. İnme.

Delay : Geciktirme. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. Geciktirmek. Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Süre. Askıda bırakma. Bilgisayar, ekonomi, gitar, tiyatro alanlarında kullanılır. Askıda bırakmak. Yubanmak.

 

Arrest : El koymak. Çekmek (dikkat). Yakalama. Tutuklama. Önlemek. Dikkatini çekmek. Tevkif etmek. Kesmek. Yakalamak.

Hinder : Sonraya kalmak. Aksamak. Köstek olmak. Engel olmak. Set çekmek. Engellemek. Tebelleş olmak. Mani olmak. Alıkoymak.

Paralyzing synonyms : abolish, call a halt, abort, hamper, baulks, blow the whistle on, aborts, blocks, hampers, paralyze, abandon, hampered, disturbs, hamstrings, cast a damp over, hamstring, impalsy, hamstringing, paralyse, aborting, baulked, paralyzes, disrupts, bring short, baulking, disrupt, hindered, arrests, paralysing.