Parking türkçesi Parking nedir

  • Park etme.
  • Parketme.
  • Gidiş gelişi aksatmayacak biçimde, bir aracın yol dışına bırakılması.
  • Rahatına düşkün.
  • Park.
  • Durgulama.
  • Otopark.
  • Park yapma.
  • Park yeri.

Parking ile ilgili cümleler

English: Ali car-pools with friends to save on parking fees in the city.
Turkish: Ali şehirde otopark ücreti tasarrufu yapmak için arkadaşlarıyla birlikte yolculuk yapar.

English: Ali couldn't find a parking place.
Turkish: Ali bir park yeri bulamadı.

English: Ali backed his car out of the parking space.
Turkish: Ali arabasını park yerinden çıkardı.

English: A car in the parking lot is on fire.
Turkish: Otoparktaki bir araba yanıyor.

English: A parking lot attendant waved Tom into a space.
Turkish: Otopark görevlisi Tom'a boş bir yer gösterdi.

Parking ingilizcede ne demek, Parking nerede nasıl kullanılır?

Parking apron : Park apronu.

Parking area : Park yeri. Otopark. Park sahası. Park alanı.

Parking bay : Park için ayrılmış özel alan.

Parking brake : Ayak kumandalı. El eğleci. El kumandalı. Park freni. El freni.

Parking disk : Parkmetre kadranı.

Parking place : Taşıt park yeri. Gidiş gelişin aksamaması için bırakılacak araçlara ayrılmış özel alan. Park yeri. Park etme yeri. Durguluk. Otopark.

Parking lights : Park lambası. Park lambaları.

 

Parking garage : Kapalı otopark. Katlı otopark. Çok katlı otopark.

Parking meter : Park saati. Otopark sayacı. Parkmetre. Otopark saati.

Parking lot : Taşıt park yeri. Taşıtların, devinim durumunda olmadıkları zaman geçici olarak durmalarına ayrılan ve bu amaçla yapılmış yapı, kendilerine gösterilmiş kent kesimi ya da genişçe bir yerbölüm. Açık otopark. Gidiş gelişin aksamaması için bırakılacak araçlara ayrılmış özel alan. Taşıt durguluğu. Park yeri. Durguluk. Araç park yeri. Otopark. Park etme yeri.

İngilizce Parking Türkçe anlamı, Parking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fleetest : Süratli. Alay. Çevik. Yürük. Çabuk. Donanma. Filo. Fani. Seyretmek.

Hardstanding : Sert saha. (british usage) sert park yeri. Uçak park etmek için katı veya döşeli yüzey.

Lay by : Biriktirmek. Yığmak. Cep. Dinlenme parkı. Dinlenme cebi. Araba park etmek için tasarlanmış olan şehir yolu bölümü. Bir kenara koymak.

Garden : Bahçe ile ilgili. Bahçe işiyle uğraşmak. Bahçeyle uğraşmak. Bahçe. Bahçıvanlık yapmak. Bağ. Bahçede çalışmak. Bostan. Çiçeklerle uğraşmak.

Parklands : Washington eyaletinde şehir. Park bölgesi. Florida eyaletinde şehir. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

Parking space : Park etme yeri.

Elbow room : Hareket alanı. Hareket edecek alan. Yeterli alan. Yeterince alan.

Maneuver : Manevra yaparak belirli bir yere getirmek. Birtakım hareketlerle birşeyi belirli bir yere getirmek. Bkz.manoeuvre. Manevra. Hile yapmak. Birtakım manevralar yapmak (bir amaca ulaşmak için). Önlem almak. Dolap çevirmek. Tedbir. Manevra yapmak.

 

Way : Taraf. Durum. Mesafe. Gelenek. Yön. Gidişat. Davranış tarzı. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler. Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri. Bakım.

Backs : Çimenlik.

Parking synonyms : tactical maneuver, tactical manoeuvre, park, commons, car parking, commonest, manoeuvre, parkings, the park, hedonist, self indulgent, hedonists, fleeted, fleeter, fleet, car park, parkland, common, room, parking area, unaccommodating, parking lot, parking place.