Pay for türkçesi Pay for nedir

  • Hesabını ödemek.
  • Ödemek.
  • Faturasını ödemek.
  • Hesabını çekmek.
  • Masrafını ödemek.
  • Parasını ödemek.
  • Cezasını çekmek.
  • -in parasını ödemek.
  • Karşılığını ödemek.
  • Bedelini ödemek (hatanın veya suçun).
  • Masrafını çekmek.
  • Bedelini ödemek.

Pay for ile ilgili cümleler

English: Ali didn't allow me to pay for dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği için ödememe izin vermedi.

English: Ali didn't have to pay for anything.
Turkish: Ali bir şey için ödeme yapmak zorunda değildi.

English: Ali could hardly afford to pay for his meal.
Turkish: Ali yemeğini güçlükle ödeyebildi.

English: A gentleman would pay for his girlfriend's lunch.
Turkish: Bir centilmen, kız arkadaşının öğle yemeğini öderdi.

English: Ali began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Turkish: Ali oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.

Pay for ingilizcede ne demek, Pay for nerede nasıl kullanılır?

Pay : Para ödemek. Yarar sağlamak. Toslamak. Karşılığını vermek. Ücret ödemek. Cezasını çekmek. Ödeme. Vergin. Yararı olmak. Değmek.

For : Zira. Çünkü. Olarak. -dır. Yerine. Yönünden. Namına. Yüzünden. İçin.

Pay for itself : Kendi masrafını çıkarmak. Masrafını çıkarmak. Kendi bedelini ödemek. Kendini amorti etmek.

 

Do i pay for it here or at the checkout : .

Equal pay for equal work : Eşit işe eşit ücret politikası. Eşit işe eşit ücret. Birisinin yaptığı iş miktarının ücret olarak karşılığı.

Pay a call : Tuvalete gitmek. Ziyaret etmek.

Pay a bribe to : Rüşvet vermek.

İngilizce Pay for Türkçe anlamı, Pay for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pay for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expiated : Kefaret edilmiş. Cezasını çekilerek ödenmiş. Kefaret vermek.

Antes : Para vermek. Bop (poker). Para sürmek. Bop. Önce. Ön. Giriş. Para koymak. Pokerde başlangıçta ortaya konan para.

Pay the penalty : Suçunu ödemek. Ceremesini çekmek. Acısını çekmek. Ceza ödemek.

Reimburse : Telafi etmek. Zararını karşılamak. (parasını) geri vermek. Tazminat vermek. Geri ödemek. Mal etmek. Tazmin etmek. Masraflarını karşılamak. Parasını geri vermek.

Pay the piper : Ceremeyi çekmek. Cefasını çekmek. Ceremesini çekmek. Masrafı ödemek.

Atone for : Kefaretini ödemek. Etmek. Kendini affettirmek. Telafi. Gönlünü almak. Tarziye vermek. Kefaret vermek. Telafi etmek.

Expiate : Kefaret etmek. Kefaret vermek.

Come across with : Vermek. Para uçlanmak. Rastlamak. Karşılaşmak.

Expiates : Kefaret etmek. Kefaret vermek.

Pay for synonyms : paid for, acquitting, acquit, answer for, ante up, anteing, foot the bill, anteed, anting, antings, bear the penalty of, atones, suffered, suffer for, be answerable for the consequence, acquits, anted, expiating, atone, suffer the consequences, get it, suffer, clears, pay, pay the penalty of, ante, face the music, serve a sentence, cleared.