Ön nedir, Ön ne demek
Ön; Biyoloji, Jimnastik, Aerobik, Sinema, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
- Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı

- Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı.
- Bir kimsenin ilerisi.
- Yakın gelecek zaman.
- Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü.
- Önce olan, ilk.
- Civar, yöre.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
öğün.
o gün.
İlk, ilk gün.
Ön (bk. ün).
Biyoloji'deki anlamı:
[Bakınız: anteriyör].
Spor'daki anlamı:
Vücudun, ortasından geçen çizginin yüzden yana gösterdiği yön; gövdenin, göğsün bulunduğu yüzeyi ve yönü.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. Dip karşıtı.
Bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar.
Zooloji'deki anlamı:
(karşılık: anteriyör,)Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre ilerde olan bölgesi.
Teknik terim anlamı:
Önce, mukaddem, evvel.
İleri, üstün, makbul.
Ön ile ilgili Cümleler
- Meryem ön dişlerinin ayrık olmasından utanıyor.
- Bir ön duruşma 20 Ekim'de planlanıyor.
- Altmış yaşında anamın önünde sigara içmek istemezdim.
- Kanlıca önlerine geldiler.
- Ali arabasının ön koltuğunda bir şey buldu.
- Ön frenler çalışmıyor.
- O her zaman kendini ön planda tutar.
- Ön masadaki anahtarımı istedikten sonra asansörle benim kata çıktım.
- Yabancı ülkelerden gelen fikirlere ön yargılı gibi görünüyorsun.
- Ön söz. Ön görüşme.
- Bir aralık önümüzden şarkı sesleri geldi.
- Ön kapıda biri var.
- Arabam bir gece kulübünün önünde duruyor.
- Önümüz kış.
- Ön sıraya oturmak istiyorum.
- Ön kapıyı kilitledim.
- Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık.
- Şehrin manzarasında katedral ön plana çıkıyor.
- Ön tarafta park edilmiş Tom'un arabası mı?
- Şemsiyeni ön kapıda bırak.
Ön ile ilgili Atasözü veya Deyim
arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer : kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır anlamında kullanılan bir söz.
Ön tanımı, anlamı
Başın ön eğik kası : Birinci boyun omuru olan atlas kemiği kanadıyla proc. jugularis arasında uzanan bir kas, muskulus oblikus kapitis kranyalis
Çok ön dişliler : Memeliler (Mammalia) sınıfının, keseli memeliler (Marsupialia) takımından, böcek ya da et yiyen, özel köpek ve kesici dişleri iyi gelişmiş bir alt takım.
Gırtlak ön siniri : ++Ganglion distaleden gırtlağa giden ve gırtlağın bir kısım kas ve mukozasını uyaran sinir, nervus laringeus kranyalis.
Hipofiz ön lobu : Embriyonik yutaktan köken alan, median eminansiya yoluyla hipotalamusa bağlı olan hipofiz bezinin büyüme hormonu, adrenokortikotropik hormon, tiroit uyarıcı hormon, prolaktin, folikül uyarıcı hormon, lüteinleştirici hormon salgılayan sinirsel olmayan hipofiz bezi bölgesi, adenohipofiz, anteriyor lop, hipofizin anteriyor lobu, ön hipofiz, anteriyor pituiter.
Hipofiz ön lop hormonları : STH, TSH, LTH, FSH, LH, ACTH gibi hipofiz ön lobu tarafından salgılanan hormonlar, adenohipofiz hormonları.
İki ön dişliler : Memeliler (Mammalia) sınıfının, eterdiler (Pla-centalia) bölümünün, keseli memeliler (Marsupialia) takımından, hepsi otçul olan, alt çenede iki, üst çenede altı kesici dişleri bulunan, bazılarının soyu tükenmiş, yaşayan türlerinin hepsi Avustralya'da bulunan bir alt takım. (Diprododontia), vombatgiller (Phascolomyidae) ve kuskusgiller (Phalangeridae) olmak üzere 3 familyası vardır.
Kalça ön sinirleri : Nn. lumbalesin üst kollarının, duyu liflerini kapsayan yan sinirler, nervi klunium kranyalis.
Kanat ön deliği : Köpekte ve atgillerde, basisphenoid'in pterygoideus'unda bulunan canalis alaris'i n ön deliği, foramen alare rostrale.
Omur ön çentiği : Omurlarda, arcus vertebrae'nin corpus vertebrae ile birleştiği yerde önde bulunan çentikler, insisura vertebralis kranyalis.
Ön açı : Kürek kemiğinin üst kenarıyla ön kenarı arasındaki açı, angulus kranyalis.
Ön ağız : İlk iş, işin ilk bölümü.
Ön akid : Ön sözleşme.
Ön alıcı : Şefi' (bk. yeğ-alıcı).
Ön ameli : Ön bacakların doğuştan bulunmaması, ameli anteriyor, abrahi.
Ön anestezi : Anestezinin ve cerrahinin oluşturması muhtemel komplikasyonları önlemek, hastanın gerilim ve huzursuzluğunu gidermek amacıyla anestezi yapılmadan önce anksiyolitik veya hipnosedatif ilaçların verilmesiyle yapılan işlem, preanestezi, premedikasyon.
Ön anestezik : Anesteziden önce, anesteziye kolay ve komplikasyonsuz girilmesi amacıyla verilen ilaç, preanestezik.
Ön asya : Asya'nın batısında, özellikle Akdeniz ile bağlantısı bulunan ülkelere verilen ad.
Ön aşağıda tutuş : Kolların, birbirine koşut, yere eğik olarak gergin ve önde - aşağıda tutulduğu durum.
Ön avı : Sürek avlarından önce uğur için yapılan ilk av.
Ön ayak : Hayvanın iki ön ayağı. El.
Ön ayak bilek kemikleri : Ön kol kemiğinden sonra gelen, üst üste iki sıra olarak dizilmiş toplam sekiz kemik, ossa karpi.
Ön ayak parmak kemikleri : Ön ayak tarak kemiklerinden sonra gelen kemikler, ossa digitorum manus.
Ön ayak tarak kemikleri : Ön ayak bilek kemikleriyle parmak kemikleri arasında yer alan ve sayıları evcil memeli hayvanlarda değişen kemikler, ossa metakarpaliya I-V.
Ön ayaklı kertenkele : Pullu sürüngenler (Squamata) takımının, iki yönlü kertenkelegiller (Amphisbaenidae) familyasından, Meksika'da yaşayan bir tür. (Chirotes canali-calatus,) Pullu-sürüngenler (Squamata) takımının ikiyönlükertenkelegiller (Amphis-baenidae) familyasından bir sürüngen türü. Meksikada yaşar.
Ön bacak kemeri : Ön bacağın scapula, clavicula ve os coracoides tarafından oluşturulan bir kemerle (evcil memelilerde bu kemiklerden yalnızca kürek kemiği tam olarak gelişmiştir) gövdeye bağlanması, singulum membri torasisi.
Ön bacak topallığı : Ön bacaktaki kas, eklem, kemik ve sinirlerdeki bozukluklara bağlı olarak şekillenen ve anormal baş hareketleri ile dikkati çeken topallık.
Ön bağırsak : Embriyoda, ağzın içeri çökmesiyle meydana gelen beslenme kanalının ön ucu. Bazı omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının ektoderm ile astarlanmış olan bölgesi. Stomodeum. (karşılık: stomodeum), ile astarlanmış olan sindirim kanalı bölgesi.
Ön beyin : Omurgalı hayvanlarda embriyo gelişimi başlangıcında beynin ilk bölümü olup gelişme ilerledikçe içinde birinci ve ikinci beyin karıncıklarının yer aldığı, beyin yarım küreleri ile talamus ve hipotalamusu oluşturan yapı. Prozensefalon. Beyin yarım küreleri, talamus ve hipotalamus'unuluşturduğu beyin kısmı, prozensefalon. (prosencephalon,) bulunur.
Ön beynin çift olması : Ön beynin iki tane oluşmasıyla belirgin, buzağılarda tek tük görülen yapılış bozukluğu. Beyindeki biçim değişikliğine bağlı olarak değişen derecelerde yüz dublikasyonları da görülür, prozensefalon dublikasyonu.
Ön bileştirme : Seslendirme ya da yeniden seslendirme işlemlerine katılacak ses kuşaklarının sayısı çok olduğu vakit, bunların aralarında kümelendirilmesiyle yapılan ilk bileştirme.
Ön damaksıl veya sadece damaksıl abanık : Dilin ön damağa abanmasıyla çıkan abanık.
Ön denetleme : Kimi ülkelerde oyunu halka sunmadan önce oynanmasında yasaca sakınca olup olmadığını anlamak için sorumluların yaptığı denetleme.
Ön dışkapak : Dışkapağın kitabın yüzüne gelen bölümü, bk. dışkapak.
Ön dişli : Ayaklık koluna bağlı, orta göbekteki büyük dişli.
Ön durak gelişme : Trypanosomatidae ailesinin Salivaria bölümünde bulunan türlerinin sinek konaklarının orta veya ön bağırsaklarındaki gelişimi.
Ön fener : Çiftekerin, karanlık için kullanılan öndeki feneri.
Ön geçenler : Daha önce geçmiş olanlar, eslâf.
Ön gelmek : Karşısına gelmek, karşısında durmak.
Ön gidici : Öncü, mukteda, pişva.
Ön gol : Hayvanın ön bacaklarının üst bölümü.
Ön göp : Kağnılarda döşemenin ön tahtası.
Ön gösteri : Oyunun ana eylemi başlamadan önceki, kısa, hazırlayıcı kesim. Oyunun ana bölümünden önceki kısa oyun.
Ön gün : Bir önceki gün, arife.
Ön günlemeç : Bir ödege ya da sözleşmeye düzenlendiği günden önceki birgünlemin konulması.
Ön hilbert uzayı : Bir eksisiz Hermit ikidoğrusal biçimi ile donatılmış karmaşık doğrusal uzay. Anlamdaş. iççarpımlı uzay.
Ön hipofiz : Hipofiz ön lobu.
Ön ilaç : Normalde etkisiz olmasına karşın vücutta biyotransformasyon sonucu etkili duruma gelen bileşik.
Ön inceleme : [Bakınız: önyoklama]. Bulgu için gereken belgenin verilmesinden önce, yeniliğinin araştırılması.
Ön inceleme yapılarak belge verilmesi : Belge istenen bulgunun yeniliğinin incelenerek belgesinin verilmesi.
Ön inceleme yapılmadan belge verilmesi dizgesi : Başvurulduktan sonra, hiçbir ön inceleme yapılmadan bulgu belgesi verilmesi yolundaki anlayış (Bizim yasamıza göre durum böyledir).
Ön işlevsel mide daralması : Hoflund sendromu.
Ön işlevsel mide stenozu : Hoflund sendromu.
Ön işlevsel stenoz : Hoflund sendromu.
Ön kalıtçı : Ön mirâsçı.
Ön karışım : Bir veya daha fazla çeşitte mikro maddenin bir seyreltici ve/veya taşıyıcıyla yapılmış bağdaşık bir karışımı.
Ön kılavuz : Bir film makarasının başına takılan, makaraların birbiriyle olan ilişkilerini belirten bilgiler taşıyan kılavuz çeşidi.
Ön kol atardamarı : Köpek ve domuzda antebrakyumun üst, geviş getirenlerde orta, kedide ve atgillerde alt1/3'ünde a. mediana'dan çıkan atardamar, arterya radyalis.
Ön komşu derinliği : Bir yapının, üzerine oturduğu yerbölümün önyüzü ile, yapının kendisinin önyüzü arasındaki en az uzaklık.
Ön komşulu düzen : Yol genişletmeleri için gereksinme duyulduğunda yararlanılabilecek bir toprak parçasının, yapıların önyüz çizgileriyle yerbölüm sınırları arasında bırakıldığı yapıdüzeni.
Ön komşusuz düzen : Bir yapının önyüz çizgisiyle yerbölüm sınırının üst üste olduğu, olası yol genişletmeleri için yedek toprağı bulunmayan yapı.
Ön kök : Omuriliğin kelebek biçimindeki boz maddesinin dorsal çıkıntıları. Omuriliğin kelebek biçimindeki boz maddesinin ventral çıkıntıları.
Ön köp : Kağnılarda döşemenin ön tahtası.
Ön küme : Yarış içinde, en başta giden koşucu grubu.
Ön kütüğe yazımın genelliği kuramı : Belge verilmesinden önce yapılan kütüğe yazımın, genel olarak geçerli olduğunu savunan anlayış.
Ön lambalar : Sahnenin önünde toplu ışık veren lambalar (bk. alttan ışıklama.).
Ön lop : Hipofiz bezinin ön bölgesi. Anteriyör lop. Hipofiz bezinin ön bölgesi, anteriyör lop. Hipofiz bezinin ön bölgesi.
Ön meme lopları : İneklerin iki ön meme bölmesi. Ön memeler olarak adlandırılır.
Ön mezenterik atardamar : Aorta abdominalis'in ventral duvarından, a. coeliaca'dan sonra çıkan ve colon descendens'e kadar tüm ince ve kalın bağırsaklarla pankreası vaskularize eden atardamar, arterya mezenterika kranyalis.
Ön mide hareketleri : Geviş getiren hayvanlarda ön midelerin münferit kısımlarının koordineli, mekanik hareketleri.
Ön mideler : Geviş getiren hayvanlarda işkembe, börkenek ve kırkbayıra verilen ad, proventrikulus.
Ön midelerde mikroflora ve faunanın basit hipoaktivitesi : Basit ön mide işlev bozukluğu.
Ön müzik : Perde açılmadan, oyun başlamadan önce çalınan müzik.
Ön odaklamalı dip : Dibin belirli noktalarına göre, lamba tellerinin, yapım sırasında, belirli bir konumda yerleştirilmelerine olanak sağlayan dip. Sonradan, lamba uygun bir duya yerleştirilince, yeniden odaklama olanağı sağlanmış olmaktadır. Duy içinde odaklamayı sağlamak için doksan derece dönebilen, silindir biçiminde ışıtaç dibi.
Ön oluşum teorisi : Eşey hücresinde ergin bireyin minyatürünün bulunduğunun kabul edildiği eski bir teori. Preformasyon teorisi.
Ön oynayış : Genel prova ile ilk temsil arasında, deneme niteliğini taşıyan oynanış.
Ön oyun : Oyunun ana bölümünden önce bilgi vermede kullanılan giriş bölümü. Oyuna konu olan olgudan önce geçenleri özetler.
Ön özenek : Bir mal satın alındığında, sonra aynı maldan bir miktar daha alınmak koşuluyla alıcıya verilen özenek.
Ön pres solvent ekstraksiyon yöntemi : Yağlı tohumlardan yağın ön presleme uygulandıktan sonra yağ miktarı % 10-12ye düşürülmesi, daha sonra yağ çözücüleriyle alınması yöntemi, pre pres solvent ekstraksiyon yöntemi.
Ön saç : Kâkül.
Ön sağım : Sağıma başlamadan hemen önce dört meme başı sarnıcında birikmiş olan ön sütün elle birkaç sıkılarak sağılması. Böylece hem süt kontrol edilmiş hem de sütün indirilmesine yardımcı olunmuş olur.
Ön sayışım : Gerçekleşmiş bir kâr payından ya da borçtan bir bölüğünün önceden ödenmesi. Gerçekleşen ya da gerçekleşebilecek alacaklı bir sayışımdan kesin ödemede indirimi yapılmak üzere verilen para.
Ön ses ünsüzleri : Bir dilin ses sistemindeki kelime başında bulunan ünsüzler. Türkçenin ön ses ünsüzleri: / b / ç / d / g / f / k / t / s / v / y /. m ile başlayan birkaç kelime, n ile ne soru zamiri ve türevleri, p ile pire, parmak, pastırma, pınar, pürçem, ve benzerleri ş ile şişman, şişmek, şimdi, şu ve benzerleri / m /, / n /, / p /, / ş / sesleri ile başlayan kelimelerden bir kısmı, Türkçenin tarih içinde geçirdiği ses gelişmeleri sonucu ortaya çıkmışlardır: bin > min "bin", barmak > parmak, bınar > pınar, oş > şu vb.
Ön seslik : Ağız boşluğunun ön kısmında boğumlanan seslik : i gibi.
Ön seste ünlü türemesi : Türkçede r, l, n gibi ünsüzler ile kelime başlamadığı ve ön seste çift ünsüz de bulunmadığı için, yabancı dillerden geçmiş bu nitelikteki kelimelerin söz konusu ünsüzlerini ön ses durumundan kurtarmak üzere, kelime başına aslında olmayan bir ünlünün eklenmesi olayı. r- ve l- ünsüzleri ile başlayan kelimelerdeki türemeler genellikle ağızlarda görülür: ratna > Uyg. erdini "cevher"; Anad. ağzl. raf > ıraf; rişte > erişte; Recep > İrecep; Rus > Urus; Rum > Urum; rüzgar > örüzgar / ölüzgar; lazım > ilazım; limon > ilimon; leş > ileş; Yun. anahtar > nahtar > inahtar "anahtar"; station > istasyon; scarpine > iskarpin vb.
Ön seste ünsüz türemesi : Ünlü ile başlayan bazı kelimelerin ön hecelerindeki vurgusuz veya zayıf kelime başı ünlülerinin ses değerlerini koruma ve benzerleri nedenlerle y, h, v gibi boğumlanma noktaları zayıf olan ünsüzlerin türemesi olayı; ıpar > yıpar "koku"; ipek > yipek; ırak > yırak "uzak"; ıgaç > yıgaç "ağaç"; ur > vur; ayva > hayva; elbel > helbet (ağızlarda), âveng > heveng vb.
Ön sineşi : İrisin korneaya yapışması.
Ön soğutma : Gıdaların dondurma öncesinde, 0º Cdeki hazırlama odasına konarak ürün sıcaklığının 1º Cye kadar düşürülmesi işlemi.
Ön son : Er geç, önünde sonunda, nihayet.
Ön stafilom : Gözde, kornea yırtılmalarında, irisin öne doğru gelerek defekti örtmesinin ardından, korneal nedbeleşmeyle bütünleşmesi.
Ön statü belgesi : Serbest bölgelere yurtdışından getirilen veya yurtiçinden dışsatım rejimi çerçevesinde gönderilen eşyanın serbest dolaşımda bulunup bulunmadığını göstermek amacıyla düzenlenen belge.
Ön taslak : Bir kent yönetiminin, kentin düzentasarı son biçimini alıp özeksel yönetimin onayına sunulmadan önce, gerekli değişikliklerin yapılabilmesi için kent genel kuruluna yol göstermek amacıyla hazırladığı, düzentasarla önerilmekte olan gelişmenin başlıca özelliklerini belirten ve ilgili özeksel yönetim orunlarına ön olur için gösterilen taslağı.
Ön teker ekseni : Ön tekerin döndüğü eksen.
Ön uveitis : Ön uvea kanalının yangısı. İritis, siklitis ve iridosiklitisle birlikte bulunur.
Ön uyanış çağı : (Resim) Aşağı yukarı 1420-1500 yılları arasında İtalya'da başlayan Uyanış Çağının ilk aşaması. Dikkatli doğa incelemesi, ışık-gölgenin ele alınmayışı, anatomi çalışmaları, çizim egemenliği, kapalı kompozisyon gibi özellikleri taşıyan resimler. Heykelde: Antik anlatıma bağlı özellikler. Mimarlıkta: Yatay ve dikey çizimli öğelerin egemen olduğu ve kubbe ile birlikte merkezsel yapı biçiminin önem kazandığı dönem.
Ön ve arka sinir delikleri : Embriyoda kanalis nöralisin iki ucunda nöroporus rostralis ve nöroporus kaudalisin biçimlendirdiği delikçikler.
Ön vermek : İyi ya da kötü öne düşmek. Gereğinden çok hoşgörülü davranmak. Meydan vermek.
Ön vermeyh : Anlayış göstermek, hoş görmek.
Ön yararlanma : Belgesi alınmış bulgu ile elde edilen ürünlerin, satışa çıkarılması yoluyla yararlanma.
Ön yayım : Bulgu belgesi alınmadan herkese yapılan duyuru.
Ön yazılma : Bir öğrencinin, üniversite giriş sınavında aldığı puanlara göre, istediği fakülte ya da bölümleri belirterek, belli bir üniversiteye aday olarak yazılması.
Ön yerler : Çok katlı tiyatrolarda, taban katın sahneye yakın kesiminde bulunan seyir yerlerinin tümü.
Ön yukarıda tutuş : Kolların, bibirine koşut ve başa kalkık olarak tutulduğu durum.
Ön yükselteç : Zayıf sinyalleri güç kuvvetlendiricisinin çalışma seviyesine kadar yükselten devre.
Tam ön : Dansçının seyirciye tam olarak yüzü ve gövdesiyle dönük duruşu.
Yem ön karışımı : Bir yem katkı konsantresinde, bir yem katkı tamamlayıcısında veya bir tam yemde emniyetle kullanılması için seyreltilmesi zorunlu madde.
Ön ad : Kişilere verilen ilk ad, küçük ad. Sıfat.
Ön alım : Bir mülk kaça satın alınmışsa o mülke o para ile sahip olma, şufa.
Ön alım hakkı : Üçüncü kişiye satılan bir mülkü bir kimsenin öncelikle satın almasına yetki veren hak, şufa hakkı.
Ön avurt : Avurdun ön bölümü.
Ön avurt ünsüzü : Dil ucunun dişlere dokunması, dil sırtının önde biraz çukurlaşarak yanlarını açık bırakması ve ciğerlerden gelen havanın gevşek kalan bu yanlardan avurtlara çarpması ile oluşan ön boğumlanmalı l ünsüzü: el, tel, bilmek vb.
Ön belirti : Belirtilerin ilki.
Ön bilgi : Herhangi bir konuda derinlemesine bir araştırma yapmadan sağlanan birtakım bilgi.
Ön büro : Turistik bir tesiste konukların tesise girdikleri andan ayrıldıkları zamana kadar geçen sürede her türlü hizmeti sağlayan birim.
Ön çalışma : Bir çalışmaya başlayabilmek için yapılması gereken hazırlık.
Ön damak : Damağın ön bölümü.
Ön damak ünsüzü : Ciğerlerden gelen havanın dil sırtı yardımıyla ön damağın çeşitli noktalarında patlayarak veya sızarak oluşturduğu ünsüz: kedi, gelin, yeni gibi.
Ön denetim : Yapılması düşünülen bir işe başlamadan önce gereken araştırmanın ve incelemenin yapılması.
Ön deyi : Ön söz. Kehanet.
Ön deyiş : Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm, prolog.
Ön doğru : Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut, koyut, postulat. İspatsız kabul edilen önerme, postulat.
Ön ek : Bazı yabancı dillerde kökün önüne gelerek kelimeye belirli bir anlam katan ek: anormal, biçare, nadan gibi.
Ön eleme : Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılmış olan eleme.
Ön göğüs : Böceklerde göğüs gölgesinde bulunan üç halkadan en öndeki.
Ön gösterim : Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi, gala.
Ön hekim : Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri.
Ön hekimlik : Ön hekim olma durumu.
Ön içki : İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, açar, aperitif.
Ön izleme : Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi.
Ön kabul : Başvurunun değerlendirilmesinden önce yapılmış olan ilk kabul işlemi. Bir düşünceyi derinlemesine incelemeden, fazla üzerinde durmadan benimseme.
Ön kayıt : Kesin kabul ve kayıt işlemlerinden önce aday başvurularının kabulü.
Ön kesinti : Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar, stopaj.
Ön kol : Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü.
Ön kol kemiği : Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten dışta olanı.
Ön koşul : Ön şart.
Ön kuluçka : Bilim ve teknolojide araştırma, geliştirme ve uygulama sırasında ilk destek evresi.
Ön lisans : Yükseköğretimde iki yıllık lisans programı.
Ön oda : Gözde saydam tabaka ile iris arasında kalan boşluk.
Ön oluş : Varlığın yoktan oluşmadığını, tohum durumunda, son derece küçük ve tam olarak önceden var olduğunu, sonradan büyüyüp geliştiğini ileri süren teori.
Ön ödeme : Bir alacağın gerçekleşmesinden önce verilen belirli bir miktar, pey akçesi.
Ön ödemeli : Ön ödemesi olan.
Ön ödemesiz : Ön ödemesi olmayan.
Ön proje : Bir projenin hazırlanmış ilk biçimi.
Ön rapor : Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı.
Ön seçici : Ön elemeyi yapan (kimse, kurul).
Ön seçim : Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için bir parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılmış olan seçim. Bir antenin aldığı çeşitli yayınlar arasında bir alıcının giriş devreleriyle yapılmış olan seçim. Bir yarışmada yarışmaya katılanlar arasında ön eleme yapma işi.
Ön ses : Kelimenin oluştuğu seslerden ilki.
Ön ses düşmesi : Kelime başındaki bir sesin kaybolması: bolmak > olmak gibi.
Ön ses türemesi : Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi, protez: urmak vurmak gibi.
Ön sevişme : Sevişmenin cinsel birleşme öncesindeki evresi.
Ön soruşturma : Yapılacak soruşturmayla ilgili olarak önceden yapılmış olan soruşturma.
Ön söz : Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı, sunuş, söz başı, ön deyi, mukaddime.
Ön sözleşme : Gelecekteki bir sözleşmenin gerçekleştirilmesi amacıyla geçici olarak yapılmış olan sözleşme, akit vaadi.
Ön şart : Bir işin çözümlenmesinde ilk önce yerine getirilmesi gereken şart, ön koşul.
Ön tasar : Herhangi bir tasarın ilk biçimi.
Ön tasım : Vargısı başka bir tasımda küçük veya büyük önerme durumunda olan tasım.
Ön teker : Araçların ön düzeninde yer alan tekerlek.
Ön uyum : Bir canlı varlığın belli bir ortama kendini uydurma yatkınlığı.
Ön vurgu : Yer adlarında, zarf, bağlaç ve ünlem olarak kullanılan bazı kelimelerde, ilk hecede bulunan vurgu: A'nkara, Ka'yseri, a'nsızın gibi.
Ön yargı : Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir.
Ön yargılı : Ön yargıları olan, ön yargı ile karar veren.
Ön yaylak : Esas yaylaktan daha aşağıda bulunan, çıkarken veya inerken bir süre hayvan otlatılan ve bir miktar ot biçilip kurutulan yaylak.
Ön yüzbaşı : Kıdemi iki rütbe artırılmış yüzbaşı.
Diğer dillerde Ön anlamı nedir?
İngilizce'de Ön ne demek ? : foreground, stalls
Almanca'da Ön ne demek ? : vor, anterior

Bu kısımda Ön nedir? Ön ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ön tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ön hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.