Pencer nedir, Pencer ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sebze.

Pancar.

Pancar.

Pencer ile ilgili Cümleler

  • Ali her zaman penceresi açıkken uyur.
  • “Bir insana bir şey öğrettiğiniz, ona yeni bir pencere açtığınız zamanki o parlayan bakışlar var ya, hocanın en büyük mükâfatı budur.”
  • Ali pencereden boş boş baktı.
  • Ali her zaman penceresi açık uyur.
  • Pencere veye koridor?
  • Hırsız pencereden eve erişim sağladı.
  • Ali sevgilisiyle pencerenin yanındaki masada oturuyordu.
  • Pencereden dışarı sarkma.
  • Pencereden bir nehir görüyorum.
  • Bakın çocuklar, pencere ve hatta mutfak kapısı bile her ikisi de açık bırakıldı.
  • Pencerenin yanında durma.
  • Tom'un yatak odası penceresinin dışında ayak izleri vardı.
  • Pencereyi kıran çocuk Tom.
  • Pencereyi kasıtlı olarak mı kırdın yoksa kazara mı?

Pencer ile ilgili Atasözü veya Deyim

pencere açmak : görüş açısı kazandırmak.

Pencer kısaca anlamı, tanımı

Birinci fırsat penceresi : Ürün olgunlaştıkça ve teknolojisi sıradanlaştıkça karşılaştırmalı üstünlüğün az gelişmiş (geç kalan) ülke lehine kayacağını ve dolayısıyla az gelişmiş ülkelerin ölçünleştirilmiş ürünlerin üretimine başlamalarıyla gelişmiş (önder) ülkeleri yakalama yönünde yakaladığı fırsat, diğer bir deyişle tekno-iktisadi paradigma içinde ürün dönemlerinin geç kalanlara önderleri yakalama fırsatı yaratması. karşılığı ürün dönemleri kuramı

 

Çift camlı pencere : Aralarında boşluk olan iki camlı pencere.

Dam penceresi : (Mimarlık) Tavan arasını aydınlatmaya ve dama çıkmaya yarayan camlı kapak a. bk. arnavut bacası.

Fırsat pencereleri : Tekno-iktisadi paradigma değişimleri sırasında ekonominin yeni baştan yapılandırılması gereğinin, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalaması için bir fırsat olduğunu savunan ve C. Perez, C. Freeman, L. Soete tarafından geliştirilen görüş. karşılığı birinci fırsat pencerisi, ikinci fırsat pencerisi.

Fırsat pencereleri önsavı : Tekno-ekonomik paradigma değişimleri sırasında ekonominin yeni baştan yapılandırılması gereğinin, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalaması için bir fırsat olduğunu savunan ve C. Perez, C. Freeman, L. Soete tarafından geliştirilen görüş. karşılığı birinci fırsat pencerisi, ikinci fırsat pencerisi.

Göpük pencere : Cumbalı pencere.

Gösterici penceresi : Göstericide bir yandan merceğe, bir yandan gösterici ışıtacına açılan; film, aralı devinim sırasında önünde durduğunda, üzerindeki resmin görüntülüğe yansıtılmasına yarayan, dikdörtgen bir çerçeveyle çevrelenen delik. 35 mm'lik göstericide Akademi örtüsüyle çevrelenen delik.

Gösterim penceresi : Gösterim odacığının, görüntülüğün karşısına düşen ve göstericinin yansıttığı görüntülerin bu görüntülüğe düşmesini sağlayan ufak deliği.

Havalandırma penceresi : Havalandırmayı sağlamak için, pencerenin üst bölümünde bırakılan boşluğa takılan ve genellikle yatay yönde dönerek açılan küçük pencere.

 

İkinci fırsat penceresi : Tekno-iktisadi paradigmaların kaydığı geçiş dönemlerinde geçmişin teknolojik ve kurumsal gelişmeleri gelişmiş (önder) ülkelere gerçekleştirmeyi istedikleri yapısal değişimlerde fiziki ve mali yükler oluştururken, az gelişmiş (geç kalan) ülkelerin geçmişten kalan kurumları taşıma gibi bir sorunları ve mali yükleri olmamasına bağlı olarak az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere göre avantaj sağlaması. Perez ve Soete tarafından ikinci fırsat pencerisi asıl fırsat penceresi olarak değerlendirilmektedir.

Kafa penceresi : Eski yapılarda, camilerde pencerelerin üst bölümündeki, küçük pencereler, tepe penceresi.

Kemerli pencere : (Mimarlık) Üstü kemerli olan pencere.

Ksifoit altı pencere : Ekokardiyografide, probun, ksifoidin hemen altından uygulanması.

Orta sahın penceresi : (Mimarlık) Orta sahının yan sahınlardan ayıran sütunlar üzerindeki ana duvarlarda bulunan pencere.

Oval pencere : Orta kulaktaki üzengi kemiği ile iç kulağı bağlayan söbe biçiminde, zarla kapalı üst delik. Söbe pencere.

Pencere boyu : Alıcılarda ve göstericilerde her film boyuna göre ayrı ayrı olan delik.

Pencere çerçevesi : (Mimarlık) Pencere camlarının içine takıldığı, inip kalkan ya da yanlara açılan çerçeve.

Pencere kafesi : (Mimarlık). Taş yapılarda pencerelerin dışına geçirilmiş kafes biçiminde oyulu taş levha. Ağaç yapılarda pencere dışına takılan çıta kafes.

Pencere kırlangıcı : [Bakınız: ev kırlangıcı]. (Delichon urbica), Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının kırlangıçgiller (Hirundinidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 14 cm. Sırtı parlak mavi-kara, karnı beyazdır. Paleartik bölgede evlerin yakınlarında yaşar.

Pencere örtüsü : Pencerenin boyunu, dolayısıyla görüntünün alanını, çerçevesini değiştirmekte kullanılan örtü.

Pencere panosu : Dekorda pencereyi kapsayan pano.

Pencere sekisi : (Mimarlık) Döşemeden başlıyarak yukarı doğru pencerenin alt kenarına dek yükselen duvar.

Pencerecik : Küçük pencere.

Pencereli kapilarlar : Yoğun sıvı değişiminin olduğu yerlerde ve özellikle iç salgı bezleri, bağırsak ve böbreklerde endotel katmanın belirli aralıklarla yapmış olduğu pencereli delikçikler.

Penceresiz : Penceresi olmayan.

Sağ parasternal pencere : Ekokardiyografide probun, göğüs boşluğunun alt 1/3'ünde, sağ. kaburgalar arası aralığa yerleştirilerek muayene yapılması.

Sesli penceresi : Akademi örtüsünün çerçevelediği alan.

Sessiz penceresi : Sessiz sinema döneminde 35 mm'lik alıcı ve göstericilerdeki pencere boyu.

Sol parasternal pencere : Ekokardiyografide probun, göğüs boşluğunun alt 1/3'unde, sol. kaburgalar arası aralığa yerleştirilerek muayene yapılması.

Söbe pencere : (fenestra ovalis),Orta kulaktaki üzengi kemiği ile iç-kulağı bağlayan söbe biçimi, zarla kapalı delik.

Üçüz pencere : (Mimarlık) Roman kiliselerinde üçlemenin simgesi olarak yapılmış üç gözlü pencere.

Yuvarlak pencere : Orta kulak ile salyangozu birbirine bağlayan ve bir zarla örtülü olan yuvarlak delik. (fenestra rotunda),Orta-kulakla salyangozu birbirine bağlayan ve bir zarla örtülü olan yuvarlak delik.

Çatı penceresi : Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak.

Çift pencere : Yalıtkanlığı artırmak amacıyla üst üste kapanan iki kanat biçiminde yapılmış pencere.

Dünya penceresi : Göz.

Göz pencere : Çatı katlarında veya kapı üstlerinde yuvarlak veya oval biçimli, genel olarak süslü küçük pencere.

Hacet penceresi : Hacet kapısı.

Köşe penceresi : Duvarlar arasındaki köşede bulunan pencere.

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Pencere eteği : Pencere ile döşeme arasındaki bölüm.

Pencere kanadı : Sabit veya menteşe yardımıyla açılıp kapanan pencere elemanı.

Pencereli : Penceresi olan.

Sağır pencere : Ses ve ışık geçirmez özellikte yalıtılmış pencere.

Tavan penceresi : Binalarda veya evlerde tavan kısmında bulunan pencere.

Diğer dillerde Penam anlamı nedir?

İngilizce'de Penam ne demek ? : penam