Pinche türkçesi Pinche nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Perçemli maymun.
  • Maymunlar (primates) takımının, ipek tüylü maymungiller (callithrichidae) familyasından, küçük boylu, başının çevresi saçaklı, sarılmaya elverişsiz uzun bir kuyruğu olan, güney amerika'da yaşayan bir tür.

Pinche ile ilgili cümleler

English: Ali pinched me.
Turkish: Ali beni çimdikledi.

English: Ali pinched Mary.
Turkish: Ali Mary'yi çimdikledi.

English: He pinched my arm.
Turkish: Kolumu çimdikledi.

English: He pinched and scraped for many years to save money.
Turkish: O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.

English: He pinched me!
Turkish: Bana çimdik attı!

Pinche ingilizcede ne demek, Pinche nerede nasıl kullanılır?

Pinched : Sıska. Sıkıştırılmış. Kıstırılmış. Çimdiklenmiş. Bir deri bir kemik. Kısık. Züğürt.

Pinchers : Kerpeten.

Pinches : Kıstırmak. Sıkmak. Yakalamak. Cimrilik etmek. Kısmak. Acı vermek. Kıvrandırmak. Çalmak. Sıkıştırmak. Ele geçirmek.

Be pinched : İhtiyacı olmak. Çimdiklenmek. Acı çekmek. Kıvranmak. Sıkışmak.

Be pinched for money : Paraya sıkışmak.

A pinch of : Bir tutam. Bir pinçik.

At a pinch : İcabında. Sıkışınca. Gerekirse. Gereğinde. Sıkıntıda. Gerektiğinde. Darlıkta.

Pinch and scrape : Cimrilik etmek. Kıtı kıtına harcamak. Tutumlu olmak. Kıt kıtına harcamak. Dişinden tırnağından artırmak. Paradan kısmak. Ucu ucuna geçinmek.

 

They pinch me : Bu ayağımı vuruyor.

Penny pincher : Cimri kişi. Eli sıkı kimse. Cimri veya pinti tip. Cimri. Paragöz. Pinti. Cimri kimse.

İngilizce Pinche Türkçe anlamı, Pinche eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pinche ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tamarin : Pembe maymun.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Aardvark : Borudişli. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Yer domuzu. Yerdomuzu.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Arap zamkı. Akasya. Salkım ağacı. Akasya sakızı. Mimoza.

 

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

Pinche synonyms : lion marmoset, lion monkey, leontocebus oedipus, leoncita, aardvarks, abacus bodies, aardwolf, a cell, abo blood groups system, abiotic environment, a cells.