Pips türkçesi Pips nedir

  • Rütbe yıldızı.
  • Gelen zar.
  • Sıkıntı.
  • Ufak çekirdek.
  • İşaret (kağıt, zar).
  • Tomurcuk (tek).
  • Dilaltı hastalığı (tavuk).
  • Dert.
  • Radar ekranındaki görüntü.
  • Bip sesi (radyo, telefon vb.).

Pips ingilizcede ne demek, Pips nerede nasıl kullanılır?

Get the pips : Dert etmek. Keyfi kaçmak. Sıkılmak.

Give the pips : Keyfini kaçırmak. Canını sıkmak. İğrendirmek.

Have the pips : Keyfi yerinde olmamak. Sıkılmak. Efkar basmak. Keyifsiz olmak.

Pipsqueak : Kendini bir şey sanan önemsiz tip. Zayıf ve güçsüz tip. Küçük adam.

Pipsqueaks : Zayıf ve güçsüz tip. Kendini bir şey sanan önemsiz tip. Küçük adam.

Pip : .

Pipe bending : Boru bükülmesi. Boru bükmek. Boru kıvırma. Boruya doğrultu değiştiren bir biçim vermek. Boru bükme.

Pipe : .

Have the pip : Keyfi yerinde olmamak. Keyifsiz olmak. Sıkılmak. Efkar basmak.

Give the pip : Sataşmak. Canını sıkmak. Sıkmak. Sinirlendirmek.

İngilizce Pips Türkçe anlamı, Pips eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pips ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kalian : Dumanı filtrelemek için su kullanan doğuya özgü pipo. Su borusu. Nargile.

Bore : Sıkıcı şey. Oyu. Usanç vermek. Bunaltmak. Yüksek dalga. Delmek. Sondalamak. Sonda.

Tube : Yeraltı treni. Radyo ışıtacı. Boru. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. İçlastik. Metro. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. Deney tüpü.

 

Tubing : Boru malzemesi. Boru tesisatı. Tübaj. Yokuştan aşağı kayılan veya bunun için özel hazırlanmış parklarda yapılan bir çeşit kızak etkinliği. Borular. Bir bütün olarak boru veya borular. Boru ağı. Boru hattı. Boru sistemi. Borulama.

Balls ache : Kıç ağrısı. Taşak ağrısı. Baş belası. Rahatsızlık. Boyun ağrısı. Rahatsızlık veren kimse veya şey (argo terim).

Discomfort : Keyfini kaçırmak. Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek. Rahatsızlık veren şey. Bozmak. Rahatını bozmak. Rahatını kaçırmak. Ağrı.

Anxiety : Bunaltı. Bireylerin, toplumsal kümelerin herhangi bir güçlü istek ya da güdülerinin gerçekleşememesi olasılığı karşısında duydukları tedirginlik. Can atma. Kaygılılık. Canlının içinde bulunduğu sıkıntılı duruma bağlı olarak gelişen psikonöretik bozukluk. Kaygı. Merak. Vesvese. Düşünce. Endişe.

Exhaust pipe : Egzos borusu. Kıvılcım kafesi. Egzoz boru sistemi. Dışatım borusu. Egzoz borusu.

Annoyances : Kızgınlık. Baş ağrıtma. Rahatsızlık. Üzüntü kaynağı. Sıkıntı kaynağı. Kızdırma. Baş belası. Rahatsız etme.

Calabash : North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Su kabağı. Su kabağından yapılmış su kabı. Su kabı. Sukabağı.

 

Pips synonyms : sheesha, riser main, steam line, shisha, sparge pipe, pipe of peace, pipage, gas line, pip, riser pipeline, calabash pipe, pipeline, calean, briar pipe, pipe bowl, piping, petrol line, drilling pipe, riser pipe, hubbly bubbly, hookah, annoyance, fuel line, narghile, tailpipe, banes, peace pipe, angsts, tobacco pipe, meerschaum, bother, agitations, elbow.