Plagued türkçesi Plagued nedir

Plagued ile ilgili cümleler

English: After he came back from service in Afghanistan, Ali was plagued by flashbacks and nightmares.
Turkish: Ali Afganistan'daki askeri hizmetinden döndükten sonra geçmişin yansımaları ve kabuslarla boğuştu.

Plagued ingilizcede ne demek, Plagued nerede nasıl kullanılır?

Plague flea : Sıçan piresi. Böcekler (ınsecta) sınıfının, pireler (siphonaptera) takımından, insan piresine benzeyen, yalnız daha küçük boylu ve daha açık renkli, veba hastalığının etkenini taşıyan bir tür.

A plague on him : Allah belasını versin. Belasını bulsun.

Black plague : Büyük veba. 1660'lerin ortasında avrupa'da patlak veren büyük veba salgını. 1660'ların ortalarında londra'yı kasıp kavurmuş bulaşıcı hıyarcıklı veba. Kara veba.

Bubonic plague : Yersinia pestis adlı bakterinin, sıçanlardan pirelerle taşınması sonucu oluşan, geçmişte insanlarda septisemi, pnömoni ve kasık lenf yumrularının yangısıyla belirgin geniş çapta salgınlara neden olabilen şiddetli seyirli hastalık. Bubonik veba. Hıyarcık. Hıyarcıklı veba.

Cattle plague : Sığır vebası.

Korean fowl plague : Newcastle hastalığı. Kore tavuk vebası.

Swine plague : Domuz vebası. Domuz kolerası.

 

Plague : Felaket. İstila. Dert. Bezdirmek. Veba. Başının etini yemek. Asıntı olmak. Eziyet vermek. Öldürücü salgın hastalık. Bela olmak.

Ten plagues : Tanrı'nın mısır halkına gönderdiği on felaket (incil'den). On felaket.

Plagues : Dert. Bela. Veba. Felaket.

İngilizce Plagued Türkçe anlamı, Plagued eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plagued ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Molested : Sarkıntılık etmek. Elle rahatsız etmek. Saldırıya uğramış. Taciz etmek.

Annoy : Huzursuz etmek. Sinirlendirmek. Sinir etmek. Kızdırmak. Canını sıkmak. Sataşmak. Sinirini bozmak. Rahatını kaçırmak. Dalına basmak. Gıcık etmek.

Pestering : Musallat olmak. Rahatsızlığa sebebiyet veren. Rahatsız eden. Rahatsızlığa sebebiyet verme. Rahatsız etmek. Rahatsız etme.

Bedevil : Kafasını karıştırmak. Bozmak. Delirtmek. Çileden çıkartmak. Şaşırtmak. Altüst etmek.

Get at : Üstüne varmak. Bulaşmak. Ortaya çıkarmak. Başlamak. Varmak. Zorla yüklemeye çalışmak. Demek istemek. Zarar vermek. İma etmek. Rüşvetle etkilemek.

Harass : Rahatsız etmek. Eziyet vermek. Tacizde bulunmak. Sıkmak. Taciz etmek. Rahat vermemek. Çok yormak. Canına okumak. Bizar etmek.

Devil : Stajyer avukat. (avukat stajyeri vb gibi) zor veya angarya dolu bir iş yapmak. İblis. Asfalt ısıtıcısı. Şeytan gibi tip. Şeytan. Acı ve baharatlı yemek. Canlı ve dinamik kimse. Canını sıkmak.

Frustrate : Sinirlerini bozmak. İşini bozmak. Düş kırıklığına uğratmak. Kösteklemek. Hayal kırıklığına uğratmak. Önlemek. Engel olmak. Ket vurmak. Bozmak. Set çekmek.

 

Chivy : Kovalamak. Sıkmak. Avlamak. Rahatsız etmek.

Corrects : Üzerinde kalem oynatmak. Ayarlamak. Doğrulamak. Tashih etmek. Düzeltmek. Doğru. Islah etmek. Doğrultmak. Haddini bildirmek.

Plagued synonyms : chevvy, chivvy, pesters, irked, come down on, harasses, chevy, disgust, crime, afflict, castigates, plague, torment, cop it, sickens, badgered, nettle, vex, irritated, get to, censures, tucker, came down on, rag, annoyed, baited, pestered, irk, censure, blight, bothered, come down upon, castigated.

Plagued zıt anlamlı kelimeler, Plagued kelime anlamı

Unintended : İstemeden yapılan. Kasıtsız.

Unplanned : Plansız. Planlanmamış. Hesapsız.

Unpremeditated : Önceden tasarlanmamış. Kasıtsız. Önceden planlanmamış.

Plagued antonyms : unestablished.