Plant eater türkçesi Plant eater nedir

  • Bitkilerle beslenen canlı.
  • Fitofaj.
  • Bitkilerle beslenen, fitofagos.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Fitofag.

Plant eater ingilizcede ne demek, Plant eater nerede nasıl kullanılır?

Plant : Gizlemek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Çarpmak. Ağaçlandırmak. Bırakmak. Ekmek. Bitkilendirmek. Aşılamak (fikir). Tesis. İktisadi etkinlik kapsamında yeralan işlem veya süreçler bütününün aynı binada olmasa bile aynı merkezde yer aldığı bir işletmeye ait üretim birimi. krş. sermaye malları.

Eater : Yiyen kimse.

Plant association : Bitki topluluğu. Yeryüzünün belli bir bölgesinde, az çok ortak doğal koşullar altında gelişen ve yaşayan bitkilerin oluşturduğu topluluk.

Plant based storage diseases : Bitkisel depo hastalıkları. Geviş getiren hayvanlarda, kimi bitkilerin içerdiği swainsonine adlı alkaloidin, alfa-mannosidaz adlı lizozomal enzimi baskılaması sonucu, beyinde sinir hücrelerinin lizozomlarında iç kaynaklı polimerik maddelerin birikmesiyle belirgin özel bir hastalık grubu.

Plant breeding : Bitki ıslahı. Bitki yetiştirme.

Plant bug : Bitki biti. Ağaç tahtakurusu. Yarım kanatlılardan olup, kan ve bitki özsuyu emerek yaşayan pis kokulu böcek; ağaç biti.

İngilizce Plant eater Türkçe anlamı, Plant eater eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Plant eater ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Abiyotik çevre. Cansız çevre.

Phytophagy : Fitofaji.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

 

Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Akasya. Akasya sakızı. Arap zamkı. Salkım ağacı.

Aardvark : Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Karınca yiyen. Yer domuzu. Borudişli.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Plant eater synonyms : phytophage, phytophagous, a cells, abambulacral area, a cell, aardwolf, abiotic factor, a chromosome, abramis zone, abo blood groups system.