Poises türkçesi Poises nedir

  • Dengelemek.
  • Asılı durmak.
  • Dengelenmek.
  • Dik tutmak (baş).
  • Havada durmak.
  • Hareketsiz durmak.
  • Birşeyi belirli bir şekilde tutmak.
  • Kaldırmak (baş).
  • Kaldırmak.
  • Hareketsiz tutmak.
  • Dengede tutmak.

Poises ingilizcede ne demek, Poises nerede nasıl kullanılır?

Counterpoises : Tay. Denge. Denkleştirmek. Karşılamak. Dengelemek. Denge ağırlığı. Karşı ağırlık. Denk. Eş ağırlık. Eşit kuvvetle karşı koymak.

Equipoises : Karşı eşit kuvvet. Muvazene. Dengede tutmak. Kararlılık. Karşı ağırlık. Denge. Denge unsuru oluşturmak.

Porpoises : Yunus ailesinden bir tür balık. Yunusbalığı. Domuzbalığı. Yunus. Domuz balığı.

Poise : Asılı durmak. Dengelemek. Hareketsiz durmak. İliştirmek. Denge. Kaldırmak (baş). Dengelenmek. Dengede tutmak. Kaldırmak. Havada durmak.

Poised hammer : Çekiç güç.

Be poised : Dengelenmek. Dengeli olmak. Kendine hakim olmak.

Be poised in the sky : (kuş) havada hareketsizmiş gibi durmak.

Be in equipoise : Denk gelmek.

Counterpoised : Karşılamak. Denkleşmiş. Dengelemek. Eşit kuvvetle karşı koymak. Denkleştirilmiş.

Centipoise : Santipoiz. Santipuaz. Yüzdepoise. Viskozite veya akışkanlık birimi.

İngilizce Poises Türkçe anlamı, Poises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Levitated : Havaya kaldırmak. Beyin gücü ile havaya yükselmek. Havaya kalkmak. Rüyada havaya yükselmek.

Clangoring : Gürültü. Şıkırdamak. Çınlama. Şıkırdatmak. Madeni ses çıkarmak. Şakırtı. Madeni ses. Tınlama.

Clatter : Takırdamak. Takırtı. Tangırtmak. Ses. Tıkırdamak. Gürültüyle yapmak. Şakırdamak. Zıngırdamak. Tangırdamak. Ses çıkarmak.

Feature : Önem vermek. Karakterize etmek. Bir şeyde önemli bir rolü olmak. Özellik taşımak. Ön plana çıkarmak. Yayınlamak. İçermek. Özellik. Rol almak.

Abolishes : Durdurmak. Bozmak. Lağvetmek. İptal etmek. Feshetmek. Yürürlükten kaldırmak. Hükümsüz kılmak. İlga etmek. Ortadan kaldırmak.

Squeak : Cırlatmak. Gıcırtı. Gıcırdatmak. Cırlama. Ciyaklamak. Gıcırdamak. Tiz sesle bağırmak. Cik cik ötmek (fare). Cırlamak. Cik sesi (farenin çıkardığı).

Balance the budget : Bütçeyi ayarlamak.

Explosion : Bir yanardağın birden, çok yeğin ve çok yıkıcı biçimde etkinliğe geçmesi. Tepesi atma. İnfilak. Ateş alma. Parlama. Magmadaki gazların birdenbire yeğin gürültüyle patlaması. Artış. Galeyan. Yanardağ patlaması. Kudurma.

Boom : Gümbürtü. İktisadi dalgalanmanın genişleme aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde artışın olduğu durum. krş. çöküntü. Gürlemek. Üzerine sırayla ve üst üste ışıldakların bağlandığı direk. bu direkler çoğu kez tiyatro sahnesinin yanlarındadır. Fırlamak. Uğuldamak. Gümbürdemek. Patlama. İktisat, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır. Işıldak direği.

Din : Gürültü. Kafasını şişirmek. Söyleyip durmak. Çınlamak. Kulak tırmalayıcı ses. Gürlemek. Gürültü etmek. Patırtı. Yankılanmak. Tekrar tekrar söylemek.

 

Poises synonyms : shrieking, bam, grumble, shriek, bear off, rustle, sound, bestirred, levitating, rumbling, ding dong, rhonchus, whoosh, clangor, stabilizes, abrogates, slam, offset, stabilise, stabilize, eruption, creak, grate, scrape, hung on, blare, chattering, equalise, crackling, sizzle, squish, balance, poising.

Poises zıt anlamlı kelimeler, Poises kelime anlamı

Lack : -sizlik. Olmayış. -e sahip olmamak. -den yoksun olmak. İhtiyacı olmak. Eksik olmak. -sizlik çekmek. Yokluk. Yoksun olmak. Yoksun kalmak.

Unbalanced : Dengelenmemiş. Dengesiz (kimse). Muvazenesiz. Kaçık. Deli. Aklen dengesiz. Üşütük. Dengesiz. Denksiz. Akli dengesi bozuk.