Clatter türkçesi Clatter nedir
- Şakırdamak.
- Takırdamak.
- Çatırdatmak.
- Gürültü.
- Ses çıkarmak.
- Patırtı.
- Takırtı.
- Tıkırdamak.
- Zıngırdamak.
- Uğultu.
- Tangırtı.
- Gevezelik etmek.
- Tangırdamak.
- Tangırdatmak.
- Tangırtmak.
- Gürültüyle yapmak.
- Ses.
Clatter ingilizcede ne demek, Clatter nerede nasıl kullanılır?
Clattered : Takırdatmak. Tangırtmak. Ses çıkarmak. Çatırdatmak. Tıkırdamak. Gevezelik etmek. Zıngırdamak. Tangırdatmak. Takırdamak. Şakırdamak.
Clatterer : Ses çıkarıcı. Gürültü çıkarıcı. Kargaşa çıkartan kimse.
Clattering : Tıkırdama. Tıkırdayan. Ses çıkarmak. Takırdamak. Takırdatmak. Gürültüyle yapmak. Patırdama.
Clatteringly : Tıkırdayarak.
Clatters : Takırdamak. Çatırdatmak. Gevezelik etmek. Zıngırdamak. Tangırtmak. Gürültü. Gürültüyle yapmak. Patırtı. Tangırdatmak. Takırtı.
Clathrate : Kafes şeklinde olan (biyoloji terimi). Örümcek ağı şeklinde olan.
Clathrate compound : Kafes bileşikleri. Molekülsel sıkışımla oluşmuş bileşik.
Brussels tariff nomenclature : Brüksel gümrük işbirliği konseyince 1950 yılında hazırlanmış bir uluslararası eşya sınıflandırma sistemi. krş. uyumlaştırılmış tarife sınıflandırma sistemi. Brüksel gümrük tarifesi nomenklatürü. Brüksel tarife sınıflandırma sistemi. Brüksel tarife nomanklatörü. Brüksel tarife nomenklatürü.
Brussels nomenclature : Gümrük bildirmeliklerinde yazılı malların bölümlendirilmesinde temel alınan, gümrük işbirliği konseyi'nce düzenlenmiş çizelge. Brüksel mal bölümleme çizelgesi.
Custom cooperation council nomenclature : Latin amerika ve afrika ülkelerince kullanılan ve son yıllarda yapılan düzeltmelerle kullanılmakta olan sıtc ve hs ile uyumlu hale getirilmiş gümrük tarifeleri sınıflandırması. Cccn.
İngilizce Clatter Türkçe anlamı, Clatter eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Clatter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Gabbled : Uğuldamak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşma. Çabuk çabuk ve anlaşılmaz biçimde konuşmak. Laklak. Çabuk ve anlaşılamayacak bir şekilde konuşmak. Bir nefeste ve anlaşılmadan okumak. Gevezelik. Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak.
Buzz : Vızlamak. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Vızıldamak. Sinyal ile çağırmak. Uğuldamak. Perdeli çalgılarda sap veya köprü ayarı hatalarından veya perde demirlerinin fazla aşınmasından kaynaklanan, telin titreşimi sırasında üst perde demirlerine çarpması ile oluşan gürültü. Telefon ederek çağırmak. Çınlamak. Telefon etmek.
Babbles : Ağzından kaçırmak. Ağulamak. Anlaşılmaz sözler söylemek. Cırlamak. Saçmalamak. Çağlamak (su). Çağıldamak. Mırıldanmak. Şırıldamak. Boşboğazlık etmek.
Clank : Madeni ses çıkarmak. Şıkırdamak. Madeni ses. Şakırdatmak. Şıkırdatmak. Şıngırdamak. Zangırdamak. Şakırtı. Şıkırtı.
Acoustic : Yankı bilimi. Yankılanım. İşitsel. Elektrikten faydalanmaksızın yankılandırılarak şiddetlendirilen ses. Öz yankı. Duyulan ses. Öz yankımak işi veya durumu. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi, akustik. Sesli. Öz yankısal.
Clicked : Şaklatmak. Tıkırdatmak. Başarmak. Şansı olmak. Hoşlanmak. Kapanıvermek. Kanı kaynamak. Uyuşmak. Mandallamak.
Background noise : Bilgi transferine engel olan rastgele sinyaller. Çevre gürültüsü. Arka plan gürültüsü. Fon gürültüsü. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Zemin gürültüsü. Geri plan gürültüsü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Blabbing : Boşboğazlılık. Boşboğaz. Sır vermek. Boşboğazlık etmek. Ağzından kaçırmak. İspiyonlamak. Geveze. Açığa vurmak. Çenesi düşük.
Phono : Fono.
Noise ripple : Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Clatter synonyms : pipes, shouted, crack, brattling, clatters, scrunches, shout, phonetic, phone, clanks, rattat, ado, scrunching, disorder, gone off, clamoring, clamoured, ballyhoo, humming, tick, blabbed, noise, cackled, twink, cracks, splash, clinked, brattle, clang, crackles, babbled, clattering, clacking.
Clatter ingilizce tanımı, definition of Clatter
Clatter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, any loud, abrupt sound. A rattling noise, esp. that made by the collision of hard bodies. To make a succession of abrupt, rattling sounds. To make a rattling noise with. A repetition of abrupt sounds. To make a rattling sound by striking hard bodies together.

Bu kısımda Clatter kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Clatter ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Clatter anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Clatter ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.