Gabbled türkçesi Gabbled nedir

  • Gevezelik etmek.
  • Anlamsız sesler çıkarmak.
  • Çabuk ve anlaşılmaz konuşma.
  • Çabuk çabuk ve anlaşılmaz biçimde konuşmak.
  • Çabuk ve anlaşılamayacak bir şekilde konuşmak.
  • Laklak.
  • Uğultu.
  • Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak.
  • Uğuldamak.
  • Bir nefeste ve anlaşılmadan okumak.
  • Gevezelik.

Gabbled ingilizcede ne demek, Gabbled nerede nasıl kullanılır?

Gabble away : Laklak etmek. Yüksek sesle gevezelik etmek.

Gabble : Uğultu. Laklak. Uğuldamak. Bir nefeste ve anlaşılmadan okumak. Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak. Gevezelik etmek. Anlamsız sesler çıkarmak. Çabuk çabuk ve anlaşılmaz biçimde konuşmak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşma. Çabuk ve anlaşılamayacak bir şekilde konuşmak.

Gabbler : Geveze. Boşboğaz.

Gabblers : Boşboğaz. Geveze.

Gabbles : Çabuk ve anlaşılamayacak bir şekilde konuşmak. Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak. Bir nefeste ve anlaşılmadan okumak. Uğultu. Anlamsız sesler çıkarmak. Çabuk ve anlaşılmaz konuşma. Çabuk çabuk ve anlaşılmaz biçimde konuşmak. Laklak. Gevezelik etmek. Uğuldamak.

Gabber : Düşük çeneli. Dırdırcı. Boşboğaz. Son derece hızlı dans müziği türü. Geveze. Çok konuşan kimse (argo terim).

Gabbiness : Gevezelik. Boşboğazlık. Konuşkan olma niteliği.

Gabbing : Gevezelik. Saçmalamak. Konuşkanlık. Boş konuşmak. Zırvalamak. Çok konuşmak. Çene yapmak. Saçmalık. Çene. Kertik.

 

Gabbro : Silikatlı siyah volkanik kaya. Derinlik kayacı. Granite benzeyen volkanik kaya. Gabro.

Gabbers : Dırdırcı. Düşük çeneli. Çok konuşan kimse (argo terim). Boşboğaz. Geveze. Son derece hızlı dans müziği türü.

İngilizce Gabbled Türkçe anlamı, Gabbled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gabbled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chin : Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Çin. Çene. Çene hizasına getirmek. Çene hizası. Konuşmak. Birmanya'da'burma'da. Çenenin altına sıkıştırmak.

Gabbling : Uğuldayış. Uğuldama.

Handicapper : Avantajları belirleyen kimse (spor). Handikapör. Elverişsiz koşullara yön veren kişi. Dezavantajları belirleyen kimse. Atların performanslarına göre onlara resmi puan veren kimse.

Chining : Çene hizası. Çenenin altına sıkıştırmak. Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Birmanya'da'burma'da. Konuşmak. Çene. Çin. Çene hizasına getirmek.

Person : Kişi. Birey. Adam. Tip. Karakter (tiyatro terimi). Zat. Fiilin gösterdiği işin hangi şahıs tarafından yapıldığını belirten dil bilgisi kategorisi. kılışın, konuşanın ağzından ifade bulan biçimi şahıs (geldim, yazıyorum vb.); dinleyen şahıs (getirdin, okuyacaksın vb.); konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne şahıs (ağlamış, gülüyor vb.)’tır. Beden. Can. Vücut.

Chins : Çenenin altına sıkıştırmak. Çin. Çene hizası. Konuşmak. Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Birmanya'da'burma'da. Çene hizasına getirmek. Çene.

Buzz : Telefon ederek çağırmak. Ayrılmak. Konuşmak. Alçaktan uçmak (uçak). Vızıltı. Sinyal ile çağırmak. Fısıldamak. Perdeli çalgılarda sap veya köprü ayarı hatalarından veya perde demirlerinin fazla aşınmasından kaynaklanan, telin titreşimi sırasında üst perde demirlerine çarpması ile oluşan gürültü. Çınlamak.

 

Hum : Mırıldamak (şarkı). Vızır vızır çalışmak. Vınlamak. Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mırıldanmak. Harıl harıl çalışmak. Vızıltı.

Chirm : Gürültü. Ses.

Small talk : Sohbet. Havadan sudan konuşma. Muhabbet. Hoşbeş. Boş laf. Çene çalma.

Gabbled synonyms : crap shooter, ex gambler, sporting man, odds maker, high roller, chattering, verbalize, gabbles, speak, speculator, babble, bloviate, blabbering, cackled, howls, chitchats, babbles, chinwag, boom, winner, jabbering, yak yak, boomed, howled, blabbed, causeries, wagerer, babblings, noise ripple, somebody, soul, talk, buzzes.

Gabbled zıt anlamlı kelimeler, Gabbled kelime anlamı

Winner : Birinci. Güney dakota eyaletinde şehir. Birinci gelen. Ganyan. Büyük başarı. Galip. Kazanan.

Loser : Başarısız kimse. Boş adam. Zarar eden kimse. Hayatı kaymış. Başarısız insan. Beceriksiz. Kaybeden kimse. Kaybeden. Mağlup. Ezik kimse.

Real : Gerçek. Cidden. Sahiden. Samimi. Hakiki. Gerçekten. Maddi. Real (finlandiya terimi). Asıl. Sahici.