Polarization türkçesi Polarization nedir
- Işığın emtia üzerindeki etkisi.
- Doğal ışığın, titreşimleri bir düzlem içinde olan ışığa çevrilmesi. bir özdeciğin artı ve eksi yük özeklerinin ayrılma süreci. bir gözenin üşeklerinde uçun birikimi yüzünden gerilim tatarının ve akınım düşmesi.
- Fizik, kimya, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.
- Bir ülkenin kentsel sıradüzeninde kimi kentlerin toplumsal ve ekonomik ilişkiler açısından kendisine bağlı daha küçük yerleşme birimlerinden oluşan kümelerin özeği olarak hızlı büyümesi ve ülkenin nüfusunu ve ekonomik etkinliklerini kendine doğru çekmesi.
- Ucaylanma.
- Ucaylama.
- Radyo ve televizyon yayınlarında, yayın gücünde yitime yol açmamak amacıyla, elektromıknatıs dalgaların ışınımına verilen yön.
- Ucaylaşım.
- Özdek içinde çiftucayların belirmesi olayı. 2-ışıncıkların belli dönülere ayrılması; ışık dalgasının belirli düzleme alınması.
- Işığın değişik doğrultulardaki titreşimlerinin yönünü değiştirerek, bir tek düzey üzerinde yayılması.
- Kutuplaşma.
- Kutuplanma.
- Ucaylanım.
- Polarma.
- Polarizasyon.
- Bir ışık demetini ucaylanmış duruma getirme. elektromıknatıs dalgaların ışınımına belirli bir yön verme.
Polarization ingilizcede ne demek, Polarization nerede nasıl kullanılır?
Polarization current : Polarizasyon akımı.
Polarization error : Polarizasyon hatası. Polarma hatası. Ucaylanma hatası. Kutuplaşma hatası.
Polarization of light : Işık kutuplaşması. Işık polarizasyonu. Fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Işık ucaylanımı. Işık ucaylanması. Birbirine dik iki düzlemde titreşerek birlikte yayılan ışığın ayrılarak iki doğrultuda yayılması ve böylece her doğrultuda tek bir titreşim düzleminin bulunması olayı. Bk. ucaylanma.
Polarization potential : Kutuplaşma gerilimi. Üşerçözüksel süreçlerle oluşan ve olayın gelişmesi ile büyüyen karşı yük-süren kuvvet: ucaylanımın gerilimi tutarı. Ucaylanma gerilimi. Ucaylanım erkili. Kutuplanma gerilimi.
Polarization theory : Kutuplaşma kuramı. Kutuplaşma teorisi. Gelişmiş ülke ile az gelişmiş ülke arasında serbest ticarete dayanan bir iktisadi birlik oluşturulması durumunda, az gelişmiş ülkelerin sanayilerinin ileri teknoloji ve büyük sermayeye sahip gelişmiş ülke mallarıyla rekabet edememesi ve az gelişmiş ülkelerde zaten kıt olan nitelikli emeğin de daha yüksek gelirler nedeniyle gelişmiş ülkelere göç etmesine bağlı olarak zengin ülkenin daha zengin, yoksul ülkenin ise daha yoksul duruma geleceğini ileri süren ve gunnar myrdal tarafından geliştirilen kuram.
Direction of polarization : Polarizasyonun yönü. Polarizasyon yönü.
Electrical polarization : Elektriksel ucaylanma. Elektriksel kutuplanma.
Dielectric polarization : Dielektrik kutuplanma. Dielektrik ucaylanması. İçyükül ucaylanması.
Atomic polarization : Atom ucaylanması. Atomik polarma.
Angle of polarization : İçyükül bir ortam yüzeyinden ışığın tümüyle ucaylanmış olarak yansıması içki gerekli geliş açısı. Polarizasyon açısı. Polarma açısı. Ucaylanım açısı. Ucaylanma. Ucaylanma polarma açısı. Ucaylanma açısı.
İngilizce Polarization Türkçe anlamı, Polarization eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Polarization ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Condition : Şarta bağlamak. Şart. Gerekli ya da zorunlu olan şey. Durum. İkmal. İyi bir hale getirmek. Bir nesne ya da olayın içinde oluştuğu, bu oluşumu etkileyen (örneğin kolaylaştıran, güçleştiren, özelliklerini değiştiren) çevresel durum ve öğeler. Mevki. Düzenlemek. Konum.
Polarisation : Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Polarities : Yoğunlaşma (düşünce). Kutupsallık. Kutupluluk. Polarite. Ucaylılık. Kutupluk. Bir mıknatısın kutupları gibi çekme veya itme özelliklerine sahip olma. Ucaylık. Kutupların mantyetik niteliği.
Angle of polarization : Ucaylanma polarma açısı. Ucaylanma açısı. Polarma açısı. İçyükül bir ortam yüzeyinden ışığın tümüyle ucaylanmış olarak yansıması içki gerekli geliş açısı. Ucaylanım açısı. Polarizasyon açısı.
Polarising : Polarizan. Ucaylayıcı. Polarize eden. Polarize edici. Kutuplaştıran.
Polarizing : Kutuplaştıran. Polarizan. Polarize etmek. Ucaylayıcı. Kutuplaştırmak. Polarize edici. Polarize eden.
Polarity : Bir mıknatısın kutupları gibi çekme veya itme özelliklerine sahip olma. Kutupların manyetik niteliği. Makromoleküllerin, hücrelerin, embriyoların, organların veya organizmaların bir ucunun morfolojik veya işlevsel olarak diğerinden farklı olması durumu. polarite. Bir moleküldeki elektronların düzensiz dağılımı. Ucaylık. Karşıtlık. Biyoloji, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Polarite. Ucaylılık.
Status : İçtimai vaziyet. Durum. Rol. Konum. Toplumsal ya da mesleki durum. Statü. Değerge. Mevki. Bir toplumsal konumun basamaklar düzeni ya da değerler dizgesi içindeki yeri. bk. konum.
Polarization synonyms : optical phenomenon, polarisations, polarizations.
Polarization ingilizce tanımı, definition of Polarization
Polarization kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of polarizing. The state of being polarized, or of having polarity.

Bu kısımda Polarization kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Polarization ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Polarization anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Polarization ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.