Positive degree türkçesi Positive degree nedir

Positive degree ingilizcede ne demek, Positive degree nerede nasıl kullanılır?

Positive : Vazıh. Artı. Olumlu. Pozitif görüntü. Olumlu derece. Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film. bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek pozitif görüntüleri belirmiş film. pozitif görüntü. (genellikle) doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu, yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im: artı yük gibi. sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im. iki sayıma, iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im. Pozitif görüntü (film). Kuşkusuz.

Degree : Rütbe. Evre. Not. Ünvan. Derece. Lisans. Okullarda öğretmenlerce her öğrencinin başarısı üzerinde edinilen kanıyı, varılan yargıyı gösteren değer. Diploma. Mertebe. Öğrenim derecesi.

Positive adaptation : Olumlu uyum. Gücü gittikçe azalan bir uyarıcı karşısında bile istenilen tepkiyi gösterme. çevreye uyma.

Positive aerotaxis : Pozitif aerotaksis. Mikroorganizmaların oksijene doğru hareket etmeleri, pozitif aerotaksis. Oksijene doğru hareket.

 

Positive autocorrelation : Pozitif kendiyle ilgileşim.

Positive balance : Alacaklı bakiye.

İngilizce Positive degree Türkçe anlamı, Positive degree eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Positive degree ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nominatives : Öznel. Nominatif. Yalın. Yalın hal. İsmin yalın hali. Nama yazılı.

Nominative : Yalın hal. İsmin yalın hali. Yalın. Öznel. Nominatif. Nama yazılı. Adın herhangi bir ek almamış yalın durumu: bal, ev, gönül, işçilik vb. || adın iyelik ve çokluk ekleri ile genişletilmiş biçimleri de yalın durum sayılır: ev-im, ev-iniz, ev-leri, çocuk-lar, çocuk-lar-ımız, kız-lar, kız-larımız gibi.

Subjective case : Özne durumu.

Equative : Bir dildeki benzerlik veya özdeşliğe işaret eden mukayese derecesi (gramer). Bir sıfat veya zarf tarafından ifade edilen ilişki veya bağ (gramer). Adlarda ve ad soylu sözlerde eşitlik derecesi gösteren ek. türkçede bunun için +ça, +sı/+su, +çılap, +tı/tu ekleri kullanılmış ve kullanılmaktadır. ayrıntı için bk. eşitlik derecesi, eşitlik durumu. Eşitlik eki. Eşitlik derecesini ifade eden sıfat veya zarf.

Equative degree : Sıfat ve zarflar ile belirtilen kavramların kişilerde ve nesnelerde, nitelik ve nicelik bakımından eşit derecede bulunduğunu göstermek üzere başvurulan karşılaştırma yolu. türkçenin tarihi ve yaşayan bir kısım kollarında eşitlik derecesi için +ça eki ile teg, tek, dek edatları kullanılmıştır: et. kanın subça yügürti, sünükün tagça yattı «kanın su gibi aktı, kemiklerin dağlar kadar yığıldı». çağ. tofragça «toprak gibi», tkm., mençe «benim gibi»; karh. yıgaç teg «agaç gibi, ağaç kadar» çağ. anın dek «onun gibi» vb. türkiye türkçesinde nitelik gösteren eşitlik derecesi için gibi, nicelik «miktar» gösteren eşitlik derecesi için de kadar edatı kullanılmaktadır: etrafında filiz gibi güzel bir kız görmedi. senin gibi olamam. nazan, ayşe kadar becerikli değildir. onun kadar cömert insan az bulunur vb.

 

Nominative case : Mücerret. Yalın hal. Yalın hal veya durum.