Praus türkçesi Praus nedir

Praus ingilizcede ne demek, Praus nerede nasıl kullanılır?

Prac : Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey. Yükselti.

Practicabilities : Pratiklik. Yapılabilirlik. Kullanışlılık. İcra yeteneği. Uygulanabilirlik.

Practicability : İcra yeteneği. Pratiklik. Uygulanabilirlik. Bir gözlem ya da ölçüm aracının öngördüğü bilgi ya da ölçüm düzeyine ulaşabilme yeteneği. İşlerlik. Elverişlilik. Yapılabilirlik. Kullanışlılık.

Practicable : Geçilebilir. Uygulanabilir. Kabil. Yapılabilir. Kullanılabilir. İcrası mümkün. Elverişli. Kullanışlı. Yapılması mümkün.

Practicableness : Kullanışlılık. Elverişlilik.

Practical joke : El şakası. Eşek şakası. Muziplik.

Practical intelligence : Kılgısal zeka. Uygulamalı bilgiler edinmeye ya da iş başında öğrenmeye yatkın zeka. seçme ve değerlendirme gerektiren durumlarda uygun karar verme bakımından başarılı zeka. Pratik zeka.

Practical : Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey. Yalnız düşünce alanında kalmayıp eyleme dönüşen, uygulanabilen. Kılgısal. İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri. Denence(li). Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Uygulamalı. Yükselti. Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, tatbiki, pratik, ameli.

 

Practical reason : Kılgılı us.

Practicalities : Pratiklik. Kullanışlılık. Uygulanabilirlik.

İngilizce Praus Türkçe anlamı, Praus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Praus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Life preserver : Cankurtaran. Cankurtaran malzemesi. Cankurtaran simidi. Topuzlu baston.

Life belt : Güvenlik kemeri. Cankurtaran kemeri. Kemer şeklindeki cankurtaran kemeri. Cankurtaran yeleği. Cankurtaran simidi.

Life jacket : Takan kişiyi su yüzünde tutan şişme kuşam. Cankurtaran yeleği. Canyeleği. Tahlisiye yeleği.

Cork jacket : Cankurtaran yeleği.

Lifesaver : Can simidi. Birini ölümden kurtaran kimse. Cankurtaran simidi. İmdada yetişen şey. Birini zor bir durumdan kurtaran kimse veya şey. Cankurtaran. Kazazedeleri boğulmaktan kurtaran. Can kurtaran görevli (plajlarda).

Buoy : Şamandıra ile işaret koymak. Yüzdürmek. Desteklemek. Duba veya şamandıra. Şamandıra. Cankurtaran simidi. Güçlendirmek. Su üzerinde tutmak. Yüzmek.

Life buoy : Cankurtaran simiti. Simit. Cankurtaran şamandırası. Tahlisiye simidi. Can simidi. Cankurtaran simidi.

Lifesavers : İmdada yetişen şey. Can kurtaran görevli (plajlarda). Cankurtaran simidi. Can simidi. Cankurtaran. Kazazedeleri boğulmaktan kurtaran. Birini zor bir durumdan kurtaran kimse veya şey. Birini ölümden kurtaran kimse.