Prac türkçesi Prac nedir

  • Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey.
  • Yükselti.

Prac ile ilgili cümleler

English: Ali can come over to my house and practice on my piano if he wants to.
Turkish: Ali eğer isterse benim evime uğrayabilir ve benim piyanomda pratik yapabilir.

English: Ali comes here practically every day.
Turkish: Ali hemen hemen her gün buraya gelir.

English: After school, I go to an English school to practice English conversation.
Turkish: Okuldan sonra, İngilizce konuşma pratiği yapmak için bir İngiliz okuluna gidiyorum.

English: "Oh my God! What kind of laugh was that?" — "Oh, nothing serious! Mary is practicing how to laugh like a witch for a play."
Turkish: "Oh aman Allahım! O ne tür gülmekti?" - "Oh, ciddi bir şey değil" Mary oyun için bir cadı gibi nasıl gülüneceğini pratik yapıyor."

English: Ali doesn't practice what he preaches.
Turkish: Ali vaaz verdiğini uygulamıyor.

Prac ingilizcede ne demek, Prac nerede nasıl kullanılır?

Practicabilities : Kullanışlılık. Pratiklik. Yapılabilirlik. İcra yeteneği. Uygulanabilirlik.

Practicability : İcra yeteneği. Yapılabilirlik. Uygulanabilirlik. Elverişlilik. İşlerlik. Bir gözlem ya da ölçüm aracının öngördüğü bilgi ya da ölçüm düzeyine ulaşabilme yeteneği. Pratiklik. Kullanışlılık.

 

Practicable : Kabil. İcrası mümkün. Elverişli. Yapılabilir. Kullanışlı. Yapılması mümkün. Kullanılabilir. Geçilebilir. Uygulanabilir.

Practicableness : Kullanışlılık. Elverişlilik.

Practical : Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, tatbiki, pratik, ameli. Denence(li). Yükselti. İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri. Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey. Yalnız düşünce alanında kalmayıp eyleme dönüşen, uygulanabilen. Uygulamalı. Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Kılgısal.

Practical experiences : Pratik. Bir şeyi kolaylıkla, ustaca yapabilme bilgileri. Uygulama bilgileri.

Practicality : Pratik şey. Uygulanabilme. Pratiklik. Kullanışlılık. Pratik iş. Uygulanabilirlik.

Practical trade school : Kılgılı sanat okulu. Öğrencilere döşemecilik, frezecilik, kaynakçılık vb. yeni bir meslek öğreten, belli bir işte bilgi ve yeterliklerini arttırmak isteyen gençlere ve yetişkinlere eğitim olanağı sağlayan, ilkokula dayalı meslek okulu.

Practical reason : Kılgılı us.

Practical intelligence : Kılgısal zeka. Pratik zeka. Uygulamalı bilgiler edinmeye ya da iş başında öğrenmeye yatkın zeka. seçme ve değerlendirme gerektiren durumlarda uygun karar verme bakımından başarılı zeka.

İngilizce Prac Türkçe anlamı, Prac eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prac ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elevation : Yücelme. Rakım. Yükselme. İrtifa. Kaldırma. Terfi. Yükseliş. Dikey kesit.

 

Height : En yüksek nokta. Zirve. Yüksek yer. En üst derece. Dağ. Yükseklik. İrtifa. Yücelik. Ana çekit.

Practical : Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Uygulamalı. Denence(li). İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri. Yalnız düşünce alanında kalmayıp eyleme dönüşen, uygulanabilen. Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, tatbiki, pratik, ameli. Kılgısal.

Ridge : Dağ sırası. Sırt. Kabarık çizgi (toprak, deniz). Biyoloji, coğrafya alanlarında kullanılır. Çıkıntı. Tepe. Çatı sırtı. İki koyağı birbirinden ayıran az eğimli yayvan sırt. Kabartı.

Beg : İtiraf etmek. Yalvarmak. Rica etmek. Kaçınmak. Dilenmek. İstemek. Sadaka istemek. Arka ayakları üzerinde durmak. İstirhamda bulunmak. Dilemek.

Ridges : Kabarık çizgi (toprak, deniz). Sırt. Çapalanmış düz sıra. Dağ silsilesi. Dağ sırası. Çıkıntı. Tepe.

Rostrum : Gaga şeklinde çıkıntı. Gaga. Şef kürsüsü. Sestodların skoleksinde bulunan ve ileri geri hareket edebilen çengelli yapı. Küçük düzey. Kadırganın kıvrık ucu. Kuşların gagası. 2.bazı balıklarda bulunan kemiksi uzantı. 3.örümceklerin üst dudağı. afidlerin farklılaşmış alt dudağı. alt midye kabuğunun ortası. 6.corpus callosum'un uzamış ve geriye kıvrılmış anteriyör ucu. amphioxus'un ön ucu. Platform. Kürsü. Seki.

Supplicate : Yalvarmak. Dilemek. Niyaz etmek. (yardım) dilemek. Rica etmek.

Elevations : Bayır. Eğim. Yükseltme. İrtifa. Yükseliş. Moral verme. Yücelme. Kaldırma. Yükseklik.

Insist : Üstelemek. Dayatmak. Tutturmak. Üzerinde durmak. İddia etmek. Israr etmek. Asılmak. Kararlı olmak. Ayak diremek. Direnmek.

Prac synonyms : altitude, crave, action, commune, implore, cristae, importune, bench mark, plead.