Pray türkçesi Pray nedir

Pray ile ilgili cümleler

English: Go to church with your parents and pray for her.
Turkish: Ailenle birlikte kiliseye git ve onun için dua et.

English: After hours of walking, they stopped to pray in a church.
Turkish: Saatlerce yürüyüşten sonra, dua etmek için bir kilisede durakladılar.

English: I pray every night.
Turkish: Ben her gece dua ederim.

English: I cannot pray now.
Turkish: Şimdi dua edemem.

English: I do pray sometimes.
Turkish: Bazen dua ederim.

Pray ingilizcede ne demek, Pray nerede nasıl kullanılır?

Pray for rain : Yağmur duası etmek.

Pray of rain : Yağmur yakarısı. Kurak ülke topluluklarının yağmur yağdırmak amacıyla başvurdukları dinsel ve büyüsel işlemlerle, sözlü formüllerden oluşan bir halk uygulaması, bk. din, büyü.

I pray : Dua ediyorum. Diliyorum. Umut ediyorum.

Prayed : Yakarmak. Af dilemek. Yalvarma. Rica etmek. Dua okumak. İbadet etmek. Dua etmek. Yalvarmak. Namaz kılmak. Dua.

Prayer : Varlığına inanılan doğaüstü bir güce yöneltilen, çoğunlukla sözlü, belli bir biçim almış dilek. Dilekçe. İbadet. Yalvarma. Dua okuma. Yakarı. Niyaz. Yakarış. Namaz. Gücüyle başaramadığı bir dileğini gerçekleştirmek isteyen birey ya da toplumun, doğaüstü güç, nesne ya da varlıktan sözlü ya da yazılı gelenek yoluyla öğrendiği, genellikle belirli bir yapı ve uyumla söylenen ya da içten yinelenen dinsel nitelikli sözlerle yardım istenmesini içeren eylemli ya da eylemsiz dilek. bk. sözlü gelenek, adak yapmak.

 

Prayer meeting : Dua meclisi.

Prayerfulness : Dindarlık.

Prayerless : İbadet etmeyen. Dua etmeyen. Duasız.

Prayer beads : Tespih.

Prayerful : Dindar. Dualı. İbadet eden. Dini bütün. Zahit.

İngilizce Pray Türkçe anlamı, Pray eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pray ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appeal : Atılım. Cazibe. Üstyargı yolu. Cazip gelmek. Sıçramaya girerken atılım hareketi. Sarmak. Hoşuna gitmek. Çekmek.

Invocation : Zikir. Niyaz. Münacat. Yürütme. Yakarma. Başlatma.

Intreating : İstemek. Dilemek.

Excuse oneself : Özür dilemek. Hareketlerini haklı çıkarmak. İzin istemek. Yaptıklarını aklamak.

Beggings : Dilenme. Dilencilik.

Ask out : Davet etmek. Birini çıkmaya davet etmek. Birisini dışarıya yemeğe vb. davet etmek. Bir yere davet etmek. Çıkma teklifinde bulunmak. Çıkma teklif etmek.

Intreat : İstemek. Dilemek.

Entreat : Israr etmek. Dilemek. Eteğine sarılmak. Üstelemek.

Conjurations : Hokkabazlık. Rica etme. Büyücülük. Ruh çağırma. Büyücülük suçu. Medyumluk suçu. Sihir. Sihirbazlık. Büyü.

Devotion : Aşıklık. Teslimiyet. Özveri. Fedakarlık. Adama. Bağlılık. Duygusal bağlılık. Düşkünlük. Sadakat.

Pray synonyms : ask, beseechment, blessing, appeal for mercy, implores, adjures, orison, adjure, apologizing, insist, besought, petition, orisons, conjured, imploration, worships, impetration, beseeching, adjuration, conjure, prayer, worship, beseech, worshiped, adjured, ask for, invoked, entreats, blesses, plead, beg pardon, beg pardon of, appeals.

 

Pray ingilizce tanımı, definition of Pray

Pray kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To entreat. [Bakınız: Pry]. Specifically, to address the Supreme Being with adoration, confession, supplication, and thanksgiving. To beseech. To offer prayer to a deity or divine being as a religious act. To implore. To make request with earnestness or zeal, as for something desired. To supplicate. To make entreaty or supplication. To address earnest request to.