Presentient türkçesi Presentient nedir

  • Önsezisi olan.

Presentient ingilizcede ne demek, Presentient nerede nasıl kullanılır?

Presentiment : Hissikablelvuku. Malum olma. İçine doğma. İçe doğuş. Önsezi.

Presentiments : İçe doğuş. Önsezi. Malum olma. Hissikablelvuku. İçine doğma.

Presenting : Sunuş. Takdim. Sunma.

Presenting a bill for acceptance : Kabule sunma. Ödeği öneline değin ilgilisinin kabulüne sunma. önelinden önce ödeği kabul edilmek üzere ilgilisine gönderme.

Presenting abill for payment : Ödegi, kabul amacıyla ilgilisine bildirme, gösterme, verme. Ödemeye koyma.

Misrepresenting : Yanlış sunmak. Yanlış anlatmak. Kötü temsil etmek. Bile bile yanlış bir şekilde tanıtmak. Saptırmak. Yanlış tanıtmak.

Antigen presenting cells : Antijen sunan hücreler. Makrofajlar, dendritik hücreler, b hücreler, endotel hücreler, fibroblastlar gibi hücrelerdir.

Presentive : Temsil edici.

Antigen presenting cell : Antijen sunan hücre. Antijeni işledikten sonra lenfositlere sunan hücreler. makrofajlar, kupffer hücreleri, retiküler hücreler ve langerhans hücreleri bu grupta yer alır.

Present continuous : Şimdiki zaman.

İngilizce Presentient Türkçe anlamı, Presentient eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presentient ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Huffishness : Kızgınlık.

Rancor : Garaz. Kuyruk acısı. Hıkd. Kin. Hınç. Garez.

Heartburning : Kinci kıskaçlık. (tıp veya medikal terimi) mide ekşimesi. Şiddetli kırgınlık. Kıskançlık. Kin.

Grievance : Şikayete sebep olan durum. Kincilik. Sıkıntı sebebi. Kindarlık. Sorun. Yakınma. Sıkıntı. Şikayet. Dert. Şikayete yol açan durum.

Rancour : Hınç. Kin. Garez.

Sulkiness : Somurtkanlık.

Enmity : Kin. Hasımlık. Yağılık. Düşmanlık. Nefret. Husumet. Karşıtlık. Adavet.

Envy : Çekememezlik. İmrenti. Haset etmek. Hasetlenmek. Gıpta etmek. Çekememek. Gözü kalmak. İmrenme. Kıskanmak. İmrenmek.

Grudge : Kıskanmak. İsteksiz olmak. Çok görmek (bir şeyi birine). Esirgemek. Garez. İsteksizce vermek. Çok görmek. Haset. Vermek istememek. Garaz.

Bitterness : Sertlik. Acık. Öfke. Keskinlik. Şiddet. Karamsarlık. Acılık. Çoraklık. Hoşnutsuzluk. Yakıcılık.

Presentient synonyms : due process of law, due process, ill will, score, enviousness, notification, gall, hostility.

Presentient zıt anlamlı kelimeler, Presentient kelime anlamı

Subsequent : Daha sonraki. Sonradan gelen. İzleyen. (belirli bir olayı) takip eden. Sonra gelen. Müteakip. Sonradan ortaya çıkan. Sonraki.

Presentient ingilizce tanımı, definition of Presentient

Presentient kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Feeling or perceiving beforehand.