Presentiment türkçesi Presentiment nedir

Presentiment ingilizcede ne demek, Presentiment nerede nasıl kullanılır?

Presentiments : İçine doğma. İçe doğuş. Malum olma. Hissikablelvuku. Önsezi.

Presentient : Önsezisi olan.

Presenting : Sunma. Takdim. Sunuş.

Presenting a bill for acceptance : Kabule sunma. Ödeği öneline değin ilgilisinin kabulüne sunma. önelinden önce ödeği kabul edilmek üzere ilgilisine gönderme.

Presenting abill for payment : Ödegi, kabul amacıyla ilgilisine bildirme, gösterme, verme. Ödemeye koyma.

Antigen presenting cell : Antijeni işledikten sonra lenfositlere sunan hücreler. makrofajlar, kupffer hücreleri, retiküler hücreler ve langerhans hücreleri bu grupta yer alır. Antijen sunan hücre.

Presentive : Temsil edici.

Presenting bank : Muhataba ibrazda bulunan banka. bu banka genellikle tahsil bankası olmaktadır. İbraz bankası.

Representing : Sunmak. Vekalet etmek. Betimlemek. Belirtmek. Tarif etmek. Oynamak. Temsil etmek. İzatefen. Göstermek. Sahneye koymak.

Misrepresenting : Yanlış anlatmak. Kötü temsil etmek. Yanlış tanıtmak. Yanlış sunmak. Saptırmak. Bile bile yanlış bir şekilde tanıtmak.

İngilizce Presentiment Türkçe anlamı, Presentiment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presentiment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Forebodings : Kötü bir şey olacağını sezme. Önceden hissetme. Sezi. İçe doğma.

Bodement : Kestirim. Emare. Kehanet. Kestirme. Öngörü. Tahmin. İşaret. Alamet.

Dread : Nefret etmek. Ödü kopmak. Dehşet. Korkmak. Çok korkmak. Korku nedeni. Korkuyla beklemek. Yılmak. Korku. Korkulan şey.

Shadow : Gölgelemek. Belli etmek. Zerre. Gölgesi gibi peşinde gezmek veya dolaşmak. Çalışma gölgesi. Hayalet. Hayal etmek. Ayrılmaz arkadaş. Bir çevirim sırasında, çevirimi gerçekleştiren kişilerin ve donatımın, istenmediği halde görüntü çerçevesi içine düşen gölgesi. Gölge gibi takibetmek.

Presaged : İstikbale ait belirti. Kehanette bulunmak. -e işaret etmek. -e alamet olmak. Önceden görmek. Önceden haber vermek. Malum olmak. İçine doğmak. Kehanet.

Foreboded : Önceden sezmek. Önceden hissetmek (özellikle uğursuz bir şeyi). Önceden haber vermek. İçine doğmak. Belirtisi olmak.

Presages : İçine doğmak. Önceden haber vermek. Kehanet. İstikbale ait belirti. Malum olmak. -e alamet olmak. -e işaret etmek. Önceden görmek. Kehanette bulunmak.

Intuition : Sezi. Görü. Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi kestirme anıklığı. deney yapmadan ya da usavurmadan bir kavramı, bir genellemeyi doğrudan doğruya anlayıverme. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Sezgi. İçe doğma. Bir bilgi sağlama sürecinde örtük anlatımları ve açıkça dile getirilmeyen konuları kavrama ya da görünüşlerin derinliğine inme yolu, yetisi.

Hunch : Çömelmek. Kamburlaştırmak. Kambur. Eğilme. Eğmek. Omuzlamak. Bükmek. Topak.

 

Forethought : Basiret. Sağduyu. İleriyi görme. Tedbir. Önlem. Öngörürlük. Geleceği görme. Önceden düşünme. Sağgörü.

Presentiment synonyms : premonitions, foresight, apprehensiveness, longhanded, presentiments, hunches, hunching, a hunch, precognition, forebode, apprehension, intuitions, premonition, presage, boding, foreboding, forebodes.

Presentiment ingilizce tanımı, definition of Presentiment

Presentiment kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, an antecedent impression or conviction of something unpleasant, distressing, or calamitous, about to happen. Foreboding. Previous sentiment, conception, or opinion. Anticipation of evil. Previous apprehension.