Price increasing türkçesi Price increasing nedir

  • Zam.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Mal, hizmet ve üretim faktörü fiyatının artırılması.

Price increasing ingilizcede ne demek, Price increasing nerede nasıl kullanılır?

Price : Fiyatlandırmak. Bedel. Fiyat koymak. Paha. Ücretlendirmek. Değer. Eder. Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik. Karşılık. Fiyat.

Increasing : Giderek artan. Artan. Çoğalan. Artış. Artırma. Artağan. Yükseltme. Artırıcı.

Price and support information : Ücret ve destek bilgisi.

Price appreciation : Satağa yeni sürülen bir mala satış ederi koyma, satılacak mala, tümdeğer göz önünde tutularak değer biçme. Eder biçme. Fiyat biçme. Fiyat takdiri.

Price awareness : Alıcıların satın alacakları mallar ve bu mallara alternatif malların fiyatları hakkında sahip oldukları bilgi düzeyi. Fiyat bilinci.

Price band : Taşınır değerler borsasında hisse senedinin bir seansta belirlenen en alt ve en üst fiyat düzeyleri. bir malın fiyatının perakende ya da toptan satış biçimine göre belirli bir aralıkta olması. Fiyat aralığı.

İngilizce Price increasing Türkçe anlamı, Price increasing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Price increasing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Price increase : Fiyat artışı.

Incrementing : Artım. Gelir. Arttırma. Artırma. Artış. Artış aralığı. Artma. Kazanç. Fazlalık.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Rise : Yükseliş. Yükseltmek. Ayyuka çıkmak. Doğma eylemi. Şiddetlenmek. Görünmek. Doğmak. Artmak. Kabarmak. Doğmak (güneş).

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Markup : Fiyat zammı. Perakende fiyat farkı. Satış fiyatını elde etmek için net fiyata ilave edilen tutar. Zam yapma. Satış fiyatını yeniden yükseltme. Yükseltme. Maliyet üzerine konulan kar. (alış ile satış fiyatları arasındaki) fiyat farkı. Fiyat artışı.

Salary increase : Maaş artışı. Ücret artışı. Maaş zammı. Ücret zammı.

Accessioning : Artma. Katılma. Katılım. Ek. Ulaşma. Sağlama. Çogalma. Yeni alınan eşya veya kitap vb (koleksiyona). Göreve gelme.

 

Accession : Erişme. Çogalma. Erme. Katılım. Ulaşma. Artma. Göreve gelme. Çoğalma. Varma.

Price increasing synonyms : abnormal budget, additional charge, a type mutual funds, a change in demand, a change in individual demand, a group shares, raises, raisings, pay raise, ability rent, a shift in demand, abnormal budget receipts, a shift in supply, abnormal budget expenditures, increment, additions, a change in supply, raising, raise, ability to pay principle, ability to pay approach.